BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Milli Eğitim’deki çelişkiler

Milli Eğitim’deki çelişkiler

Ben, 1990 yılından bu yana Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda öğretmenlik yapmaktayım. 2000 yılında Eğitim Yöneticiliği ve Deneticiliği alanında yüksek lisansa başlayıp, bir yılı hazırlık olmak üzere Ağustos 2003’te eğitimimi tamamladım.



Ben, 1990 yılından bu yana Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda öğretmenlik yapmaktayım. 2000 yılında Eğitim Yöneticiliği ve Deneticiliği alanında yüksek lisansa başlayıp, bir yılı hazırlık olmak üzere Ağustos 2003’te eğitimimi tamamladım. Yüksek lisansa başladığım yılda yürürlükte olan Eğitim Kurumları Yönetici Atama Yönetmeliği’ne göre okul müdürleri sınavla atanmaktaydı. Ancak, bu yönetmeliğin 12. maddesine göre; eğitim yönetimi alanında (Ek: 30 Kasım 2000 tarih ve 24246 sayılı R.G.) Lisans ya da lisans üstü öğrenimi veya Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü Kamu Yönetimi Lisans Üstü Uzmanlık programını bitirenlerden, öğretmenlik mesleğinde en az beş yıl hizmeti bulunanlar, seçme sınavına alınmaksızın tercih ettikleri kurum türüne ilişkin hizmetiçi eğitim programına alınırlardı. Yönetim alanında yüksek lisans yaptığım için, mezun olduğum anda okul müdürlüğü sınavından muaftım. Yani benim ve benim gibilerin (ki binlerce var) sınava tabi tutulmadan okul müdürü olma şansı vardı. Oysa Ocak 2004’te çıkarılan Eğitim Kurumları Yönetici Atama Yönetmeliği’nin 6-7-8. maddelerine göre; Okul müdürü olabilmek için, müdürlük başvurusu öncesinde birkaç yıl müdür yardımcılığı yapmış olma şartı, ayrıca okullarda müdür yardımcısı olabilmek için de açılacak olan sınava girip barajı geçme şartı getirildi. İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü, boş olan müdür yardımcılığı kadrolarına atama yapmak için duyuru yaptı ve 17 Aralık’a kadar başvuruları kabul ediyor. Bu göreve atanacaklarda aranan şartlar da son yönetmelik doğrultusunda hazırlanmış, bizim durumumuzda olan kişilerle ilgili hiçbir açıklama yapılmamıştır. Milli Eğitim Bakanımız Sayın Hüseyin Çelik aynı zamanda akademisyen. Her fırsatta öğretmenlerin kendilerini geliştirmeleri, çağa ayak uydurmaları istenirken; hatta her okula internet bağlanarak ve her öğretmene bilgisayar verilerek, araştırmaya yönlendirmek istendiği söylenirken, bizim konumumuzda olanlara bir öncelik verilmesini beklerdik. Yeni yönetmelikle daha önce bizlere verilmiş olan haklar da elimizden alınmış bulunuyor. Eski yönetmeliğe göre sınavsız okul müdürü olabilecekken, yeni yönetmelikle okul müdür yardımcısı olmak için bile sınava girmemiz gerekmektedir. “Bizleri görün” Bir diğer çelişki de yeni yönetmelikte, yönetim alanında 2 yıl eğitim almış bizler görmezden gelinirken, yönetmeliğin 25. maddesine göre; çalışma hayatında herhangi bir okulda asaleten 1 gün bile yöneticilik yapmışsanız, bir şekilde yöneticiliği bırakmış ya da bıraktırılmışsanız, kariyerinizde yöneticilik izleri olduğundan sınavdan muaf olarak açık kadrolara başvuru yapabiliyorsunuz. Ama öğretmenliğinize ilaveten yönetim alanında fiilen 2 yıl okumuş bile olsanız başvuru yapamıyorsunuz. Buradaki çelişkiler apaçık ortadadır. Şayet liyakat aranıyor ve tek kriter sınavda barajı geçmekse herkes sınava girer barajı geçen başvurur, geçemeyenin bir şey demeye hakkı olmaz. Bir taraftan; araştırın, kendinizi geliştirin diyen, diğer yandan bir şeyler yapmaya çalışan kişileri yok sayan bu zihniyetler, öğretmenleri, kahve köşelerine dönmüş öğretmenevlerinin okey masalarına mahkum etmektedir. > Bir öğretmen
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT