BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tam üyelik için 2010’a kilitlenmeliyiz

Tam üyelik için 2010’a kilitlenmeliyiz

Tahmin edildiği gibi 17 Aralık zirvesi çok çetin geçti. Daha çetin günlerse önümüzde. Müzakere tarihi alınarak tam üyelik yolunun açılması büyük başarıdır. Artık imtiyazlı ortaklık gibi sözler dünde kalmıştır. Ancak kısmi pürüzler de mevcut.



Tahmin edildiği gibi 17 Aralık zirvesi çok çetin geçti. Daha çetin günlerse önümüzde. Müzakere tarihi alınarak tam üyelik yolunun açılması büyük başarıdır. Artık imtiyazlı ortaklık gibi sözler dünde kalmıştır. Ancak kısmi pürüzler de mevcut. 44 yıldır, hatta 19. Asırdan beri sürüp gelen ihtilaflar var. Bunlar, esnetilerek, yumuşayarak metne girdi, halli zamana bırakıldı. Serbest dolaşım, Kıbrıs, Ermenistan... tarzında iri kıyım 5-10 mesele, tam üye olarak AB’ye dahil olana kadar devam edecektir. Hatta bazıları daha sonra da yüzde yüz bitmeyecek. Onlarca tali problemse görüşmeler esnasında masaya gelecek. Fakat Türkiye, bunları aşacaktır. Devlet, artık bu tecrübede. Bundan sonra daha da rahat hareket edeceğiz. İçerde milletin tam desteğine sahip bir hükümet iş başında. Aynı hükümet dışarıda son zamanlarda görülmedik ölçüde itibarlı. Dikkat çekici olan şudur. AB’ye giren Türkiye lokomotifine kendiliğinden İslam ülkeleri vagonları eklenmekte. Diğer taraftan iyi yetişmiş bir hariciye ve medya unsurumuz var. Türk dışişleri, bürokrasi 17 Aralık öncesi ve zirvede fevkalade çalışmıştır. Aynı şekilde medya da iyi bir imtihan verdi. Medyadan hiçbir çatlak ses çıkmadı. Böylece 72 milyon, Başbakan Erdoğan’ın arkasında yer aldı. Türkiye’nin bir diğer şansı Erdoğan-Gül ikilisidir. Biri dirayeti, diğeri sükûneti temsil etmekte. Bundan sonra Baş Müzakerecinin kim olacağı mühimdir. Tahminimiz Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’dur. Ufuk, zarafet, vakar, sabır ve müktesebatıyla son derecede layıktır. Müzakereleri çok da iyi götürür. 3 Kasım 2005’ten itibaren çok iş çıkartmamız gerekli. 10-15 yıl bekleyemeyiz. O zaman ortalama olarak 3 çeyrek asırda AB’ye girmiş oluruz ki kendimize yakıştırmamız mümkün değil. Türkiye’de genel seçimler 2007’dedir. O zamana kadar seçim barajı büyük ihtimalle yüzde beşe düşecek ve Meclise muhtemelen 5 parti girecektir. Buna rağmen bu seçimleri de AK Parti alır. 2012’deki seçimleri de alır mı? Şimdiden bir şey demek zor. DP ve ANAP tarihine bakmak lazım. 3. Dönem genel seçimlerde zorluklar tebarüz etmekte. AB kriterleri hayata geçtikçe vatandaş bazı zahmetlere katlanmak zorunda kalabilecektir. Hükümet ne kadar muktedir olursa olsun icraat yıpratıcıdır. Onun için AK Parti iş başındayken tam üyelik meselesini halletmemiz lazım. Keza yarın Avrupa başkentlerinde de bugünkü iktidarlar bulunmayacak. Hedefimiz 2010’da tam üyelik olmalıdır. Bu tarihe kilitlenmemiz lazım. Eğer çok iyi çalışırsak 2010’u alırız. Buna kimsenin şüphesi olmasın. İkinci derecede mevzulara takılıp kalmayalım. Unutulmasın ki Türkiye’nin AB’ye ihtiyacı olduğu kadar AB de Türkiye’ye mecbur. İsbatı 17 Aralıktır. Avrupa ya süper güç olacak veya dışarıdan yönlendirilecek. Avrupa, ancak ve yalnız Türkiye ile süper güç olabilir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT