BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Sancak açılacak Yeniçeri vurulacak”

“Sancak açılacak Yeniçeri vurulacak”

Yeniçeri isyân ve zorbalıklarının önü alınamaz bir hâle gelmişti. Din ve devlet adamlarına karşı harekete geçtiler. Bunun üzerine İkinci Mahmûd Han vezirleri ve ulemâ sınıfını toplantıya çağırdı. Abdurrahmân-ı Harpûtî hazretleri de bunlar arasında idi...



Abdurrahmân-ı Harpûtî hazretleri bir gün Ayasofya Câmii’ne gitmişti. Gözü, duvarda asılı bir levhaya takıldı. Levhanın altındaki kâğıtta şöyle yazıyordu: “Bu levhadaki ibâreyi, her kim doğru olarak açıklarsa, mükâfatlandırılacaktır.” O Mübarek, levhada yazılı olan ve açıklanması istenen ibareyi bütün kâideleri ile çözdü. Ancak kâğıdı yetmeyince şöyle bir not düştü: “Bu ibareden, daha başka mânâların da mevcûd olduğu anlaşılmakta ise de, kâğıdım yetmediği için bu kadarıyla iktifâ edilmiştir!..” Bu şerhle beraber adını ve adresini de yazıp tahlilnâmelerin içine bıraktı... Sultânın huzûrunda... Ertesi gün kâğıtlar Sultânın huzûrunda teker teker tetkik edildi. Bu tetkik esnasında Abdurrahmân Efendinin yaptığı tahlilin diğerlerine göre, daha yüksek bilgilerle donatılmış olduğu anlaşıldı ve saraya dâvet edildi. Sultânın huzûruna çıkarıldı. İkinci Mahmûd Han; “Siz benim hocamsınız” diyerek yanına oturttu ve büyük iltifâtlarda bulundu... Bu sırada Osmanlı Devleti içerisinde Yeniçeri isyân ve zorbalıklarının önü alınamaz bir hâle gelmişti. Tâlim ve eğitim kabûl etmiyorlar, savaşa çıkmayı da reddediyorlardı. Kendilerine harp fenlerinin öğretilmesini isteyen din ve devlet adamlarına karşı harekete geçtiler. Bunun üzerine İkinci Mahmûd Han vezirleri ve ulemâ sınıfını toplantıya çağırdı. Abdurrahmân-ı Harpûtî hazretleri de bunlar arasında idi. Yeniçerilerin artan zorbalıklarından bahisle ne yapılması gerektiği soruldu. Mesele son derece nâzikti. Yeniçeriler tekrar isyân ederek devlet ileri gelenlerinin kellelerini istemeye başlamışlardı. Tamâmen bid’at yuvaları hâline gelen Hurûfî tekkeleri de kendilerini tahrik ediyordu. Sonuçta ulemâ birlik içerisinde bunların cezalandırılması için fetvâ verdi. Savaşın başlangıcı olmak üzere Sancak-ı şerîfin çıkarılması kararlaştırıldı. Fakat sancağı şerîfin açılması çok önemli bir olaydı. Bu işin dönüşü yoktu. Yeniçeriler ile yapılacak mücâdelenin sonu ise kestirilemiyordu. Karar alınmasına rağmen herkeste bir tereddüd vardı. İşte bu devlet adamlarının çekingen ve kararsız hâlleri sırasında Abdurrahmân Harpûtî hazretleri söz aldı: “Daha ne ihtimâl kaldı?” “Bu din ve devletin ayakta kalması Allahü teâlânın istediği şeyse Yeniçerileri yok ederiz. Değilse biz de bu din ile berâber batıp gideriz, daha ne ihtimâl kaldı?” diyerek kalplerdeki şüpheleri giderdi. Herkes tek bilek tek yürek oldu. Nitekim bu inanç ve îmânla harekete geçerek Yeniçeri Ocağını ortadan kaldırdılar ve bozulmuş Hurûfî yuvalarını kapattılar. “Kürd Hoca” unvânı ile de meşhûr olan Abdurrahmân-ı Harpûtî hazretleri 1851’de vefât etti. Karacaahmet mezarlığındaki türbesine defnedildi.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104123
    % 0.12
  • 3.4906
    % -0.5
  • 4.1771
    % -0.29
  • 4.7234
    % -0.71
  • 145.551
    % 0.08
 
 
 
 
 
KAPAT