BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çevreye 53 katrilyon (Yeşil Dünya)

Çevreye 53 katrilyon (Yeşil Dünya)

Türkiye çevre konusunda AB müktesebatında yer alan uygulamaların sadece üçte birini yaptı. Çevrenin 8-10 yılda AB’ye uygun hale getirilmesi için 28 milyar euro gerekiyor.



AVRUPA BİRLİĞİ ‘ne üye olmak için müzakere tarihi alan Türkiye’yi, çevre konusunda çok sancılı bir dönem bekliyor. Türkiye, önümüzdeki dönemde, Avrupa Birliği’nin 80 bin sayfalık kurallar bütününü, kanunlarına adapte etmek zorunda. Gıda hijyeninden, hava kalitesine, doğa korumasından kimyasal atıklarına kadar birçok şeyin değişmesi gerekecek. Değişikliğin büyük bir bölümü de çevre altyapı ve düzenlemeleriyle ilgili olacak. Avrupa Birliği’ne, yeni üye olan Orta Avrupa ülkeleri, birliğe uyum için, milli gelirlerinin yüzde 3 ila 4’ünü çevre ve altyapı konusundaki konulara harcıyorlar. Ancak bir borç dağı ile boğuşan Türkiye’nin bu payı ayırması için de çok iyi düzenlemeler yapması gerekiyor. Elektrik hatları yer altına Yapılan hesaplarda, AB ile çevre uyumu açısından, atıkların depolanması, dönüştürülmesi ve arıtma tesislerinin kuruluşu için toplam 28 milyar euro karşılığı olan 53 katrilyon lira tutarında yatırım yapılması gerekiyor. Türkiye’de toplum nüfusun yüzde 77’sinin yaşadığı 3 bin 225 belediye bulunuyor. Bu belediyelerin sadece 310’unda standartlara uygun kanalizasyon şebekesi var. Ülke genelindeki atıksu arıtma tesisi olan belediye sayısı ise 127’de kalıyor. AB müktesebatı içinde yer alan Kentsel Atıksu arıtma tesislerinin Türkiye’deki kanunlara uygun hale getirilmesinin ilk öncelik olacağı ortaya çıkıyor. Bu yatırımın maliyetinin şu anki tahminlere göre 20 milyar Euro civarında olacağı hesaplanıyor. AB ile çevre alanında yapılması öncelikli olan diğer yatırımlar ise şöyle: Türkiye’yi bir baştan diğer başa yerüstünde saran ve yüzde 27 civarında kaçak elektrik kullanılmasına yol açan elektrik ağının yeraltına indirilmesi için 4 milyar Euro gerekiyor. Ülke genelinde düzenli depolama alanlarının kurulması ve iyileştirilmesi için nüfusun yoğun olduğu, turistik ve kirli bölgelere öncelik verilmesi gerekiyor. Bu projelerin maliyeti ise 7 milyar euro. Yakma direktifinin uygulanması çerçevesinde tahmini maliyeti 180 milyon euro olan 3 bölgesel atık yakma tesisinin kurulması gerekiyor. Organik atıkların geri kazanılması için 19 milyon tonluk kompost tesisin kurulması planlanıyor ki bunun için ise 50 milyon euro maliyet öngörülüyor. Çöp toplama konusu, fabrikaların bacalarından ve atıklarından kaynaklanan kirlilik, gecekondulaşma konuları çözüm bekleyen problemler arasında dikkat çekiyor. Avrupa’nın gözünde Türkiye AB raporlarına göre Türkiye’de; hava kalitesi, doğa koruma, kimyasallar, nükleer güvenlik ve radyasyondan korunma konularında sınırlı bir ilerleme var. Ancak su kalitesi, sanayi kirliliği, risk yönetimi ve gürültü konusunda kayda değer bir gelişme yok. Türkiye’nin çevre ve toplum sağlığı konusunda yapacağı düzenlemeler yabancı basının da ilgisini çekiyor. Geçtiğimiz günlerde The Observer gazetesi, hakkımızda şu yoruma yer verdi: “Türkiye Avrupa Birliği’nin hava kirliliği standartlarını uygulamaya başladığında, şehirdeki bu sisin dağılması gerekiyor. Şehirlerde şöyle bir dolaştığınızda, her adım başında değişmesi gereken birşeyler görüyorsunuz. Buzdolabı bulunmayan dükkanlarında, et keserken sigara içen kasaplar mesela... Avrupa Birliği şimdiye kadar hiç Türkiye kadar zor bir sınavla karşı karşıya kalmadı, hiçbir aday ülkeden beklentiler bu kadar büyük olmadı. Dolayısıyla, hayal kırıklığı ya da felaket riski, bu uzun yolculukta Türkiye’nin yanından hiç ayrılmayacak.” Ceviz ve döviz ÇEVREMİZDE meyveleriyle dertlere deva, varlıklarıyla temiz bir hava sunan sayısız güzellikte ağaçlar bulunuyor. Her ne kadar mevye verme vaktinde ya da yazın güneşin kavurucu etkisinden kurtulmak için gölgesine sığındığımızda farketsek de bu ağaçlar bütün ihtişamlarıyla aslında bize ibretler de sunuyor. Nasıl mı? İTÜ mezunları elektronik dergisinde yer alan bu güzel ağaçlardan ceviz hakkındaki bilgiler bunu daha iyi anlatıyor: Dergide şöyle deniliyor: “Bir cevizi elinize alınca, en dışındaki bir yeşil kabuk, sonra tahta bir yapı, daha sonra ince bir zar ve en içte de tartışmasız sekilde insan beynini hatırlatan beyaz bir yapıyla karsılaşırız. Ceviz, dışındaki yeşil kabuğu ile kafa derisine, sert kabuğu ile kafatasına, içindeki zarı ile beyin zarına, asıl meyvesi ile de beyine benzeyen harika bir gıdadır. Beynimizin küçültülmüş bir modeli olan cevizin meyveler arasında gümüş iyonu ihtiva eden tek meyve olması elbette harikadır. Fakat bu gümüş iyonuna, icra ettiği elektronik vazife açısından ihtiyaç duyan tek organın beyin olduğunu söylersek, sanırız bu muhteşem benzerlik ve mükemmel yaratılış karsışında tüyleriniz diken diken olacaktır.” Söz açılmışken cevizin bir başka güzelliğinden, ekonomik boyutundan da bahsedelim. Ülkemizde en çok kabuklu cevizin üretildiği Aydın Nazilli’den yazan Gümüşay Sağlık Yardımlaşma, Kültür ve Çevre Derneği Başkanı Mehmet Gebenç şöyle diyor “Ceviz, ülkemizin her iklim ve yüksekliğinde yetişir. Verimli çağında herbir ceviz ağacı, yılda bir cumhuriyet altını kazandırır. Hem de dört kuşağa yetecek kadar dayanıklıdır” Herkesi aşılı ceviz dikmeye davet eden Gebenç ‘döviz kazandırmaz, ceviz kazandırır’ diyor. EKOLOJİ Dünyayı sanayileşmiş ülkeler kirletiyor Uluslararası Enerji Ajansı’nın (UEA) yayımladığı rapora göre dünyanın en büyük ekonomilerine sahip iki ülkesinden ABD ve Çin, kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıt kullanımı sebebiyle yaydıkları zararlı gazlarla dünya atmosferini en çok kirleten ülkelerin başını çekiyor. Buna göre, zararlı gazların yayılmasında, ABD ve Çin yüzde 37’lik oranla öne çıkan ülkeler olurken, Avrupa ülkelerinde fosil yakıtlarla gaz salınımı 1990 yılına göre yüzde 16.9’luk bir artış gösterdi. Türkiye’nin yer almadığı UEA’nın istatistiğinde, ABD yüzde 23.5 ile dünyayı en çok kirleten ülke olurken, ikinci sırayı yüzde 45’lik bir artış sağlayarak yüzde 13.6 orana sahip Çin izledi. Ülke Kirlilik payı (%) ABD 23.5 Çin 13.6 Rusya 6.2 Japonya 5 Hindistan 4.2 Almanya 3.5 Kanada 2.2 İngiltere 2.2 G.Kore 1.9 İtalya 1.8 ORMANIN DİLİ Burası Afyon.... Meşe palamudu dikimlerini kar ve soğuk engelleyemedi. Yeşil gönüllüleri karlı ve soğuk ortamda tohumları toprakla buluşturmanın keyfini yaşadı. Türkiye’de güzel şeyler de oluyor “Dünyada bir dikili ağacım bile yok!” diyenlere güzel bir haber... Çevre ve Orman Bakanlığı, valiliklere gönderdiği bir genelge ile “Yeni Yıla Fidan Dikerek Yeni Umutlarla Girelim” kampanyası başlattı. “Türkiye’de güzel şeyler de oluyor” dedirten kampanya ilk meyvelerini ülke genelinde vermeye başladı. Birçok ilimizde valilerin başkanlığında ücretsiz fidan dağıtımı ile dikim organizasyonları düzenleniyor. Bu yıl ülke topraklarına 200 milyon fidan diken Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürlüğü, önümüzdeki yıl bu rakamı 250 milyona çıkarmayı amaçlıyor. 10 yılda yapılanın 2 katı Bakanlık, toprakların erozyonla derelere, göllere ve denizlere taşınmasını engellemek amacıyla bu yıl 130 bin hektar alanda ağaçlandırma, erozyon kontrolü ve rehabilitasyon çalışmaları yürüttü. 2005 yılında ise bu çalışmaların 150 bin hektar alanda yapılması planlanıyor. Son 10 yılda ortalama 50 bin hektar alanda ağaçlandırma ve erozyon kontrolü yapılırken 2003 yılında 112 bin hektar, bu yıl ise 130 bin hektar alanda ağaçlandırma, erozyon kontrolü ve rehabilite çalışmaları yapılması dikkat çekti. Ağaç dik, ruhsatı al! Özel ağaçlandırma çalışmaları da aynı hızla sürüyor. Son 2 yıla gelinceye kadar 30 bin hektar alanda özel ağaçlandırma yaptırılırken, sadece 2003 ve 2004 yıllarında toplam 13 bin hektar alanda özel ağaçlandırma çalışması yürütüldü. Ağaçlandırma çalışmalarına yerel yönetimlerin etkisi çok büyük. Bu konuda Aksaray Belediyesi geçtiğimiz aylarda örnek bir uygulama başlattı. Buna göre kentte yeni yaptığı eve oturma izni almak için başvuruda bulunan kişilere ağaç dikme şartı getirildi. Hazırlayan: Fatih Selek E-mail: fselek@tg.com.tr Fax: 0212 454 31 00
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107015
    % 0.14
  • 3.5231
    % -0.09
  • 4.1216
    % -0.12
  • 4.5307
    % -0.04
  • 145.58
    % 0.35
 
 
 
 
 
KAPAT