BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sayın Bahçeli ne demek istiyor?

Sayın Bahçeli ne demek istiyor?

Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye’de milliyetçi siyaset anlayışının ve her yönü ile milli hassasiyetlere dayalı fikrî yaklaşımın; kurumsal olarak neşvü nema bulduğu, her hal ve şart altında hayatiyetini idame ettirdiği en köklü siyasi platformdur...



Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye’de milliyetçi siyaset anlayışının ve her yönü ile milli hassasiyetlere dayalı fikrî yaklaşımın; kurumsal olarak neşvü nema bulduğu, her hal ve şart altında hayatiyetini idame ettirdiği en köklü siyasi platformdur... Elbette milliyetçi düşünce üzerine kurulu, yahut kadrolarında önemli oranda milliyetçilerin yer aldığı başka partiler de mevcuttur. Ama belirtmek gerekir ki, ülkemizde sağ siyaset yelpazesinde; milliyetçiliği değişmez hareket noktası kabul eden ve en fazla öne çıkaran adres MHP’dir. Siyaset bilimi açısından bu kısa tanımlamanın daha geniş izahı yapılabilir ama, bugünkü konumuz o değil. Biz esasen MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ nin dünkü gazetelerde yer alan beyanatı üzerinde durmak istiyoruz. Zira, DYP eski Milletvekili Ünal Erkan’ın MHP’ye katılması münasebetiyle Sayın Bahçeli AB müzakere süreci hakkında akıllara çok soru üşüştürecek ve çok değişik yönlerde yorumlanabilecek şeyler söylemiş. Devlet Bahçeli, 17 Aralık’ta AB ile tam üyelik için alınan müzakere tarihini, “Türkiye’ye yönelik tehdit ve şantaj sürecinin başlangıcı” olarak değerlendirmiş. MHP lideri, Brüksel zirvesinde Türkiye’ye yönelik onur kırıcı ayrımcılığın tescil edildiğini savunarak, çağdaşlaşma adı altında sahneye konulan “ihanet oyunu” ile Türkiye’nin içeriden çökertilmeye çalışıldığını ileri sürmüş. 17 Aralık’ta başlayan süreci, AB hayal ticaretinin sürdürülmesi için yeni bir pazarlama süreci olarak nitelendirdikten sonra şöyle devam etmiş; “Türkiye’ye verilen tek şey, bir dizi ağır şartın boyunduruğunda, göstermelik bir tarih olmuştur. Daha da vahimi, Kıbrıs Rumlarının tanınması, ön şart olarak dayatılmıştır. Karara bakıldığında asıl amacın Türkiye’yi AB’nin kontrolünde tutmak olduğu kolaylıkla anlaşılacaktır...” Aynı konuşmasında Bahçeli, AK Parti yöneticilerine de şöyle uyarıda bulunmuş: “Hayali bir perdede gölge oyunu oynamayı bırakın. Türkiye’yi ateşe atmayın. Ülkeyi sürüklediğiniz felaketin ilk kurbanının sizler olacağını unutmayın.” Sayın Bahçeli, siyaset arenasında son derece dikkatli; her şeyi iyice düşünerek, hesaplayıp kitapladıktan sonra konuşan bir kişidir. Dolayısıyla yukarıdaki sözlerini de rastgele bir hamaset ve muhalefet saikiyle söylemiş değildir diye düşünüyoruz. Böyle olunca da, son derece ciddi tehlikelere işaret eden bu ifadelerin üzerinde durmak gerekiyor. Ve sayın Bahçeli’den konu ile ilgili bazı soruların cevabını da duyma ihtiyacı hasıl oluyor. Şöyle ki; Avrupa Birliği ile bütünleşme politikası, yarım asırdır devam eden ve “milli politika” seviyesine çıkarılan bir yaklaşımdır. Bir önceki hükümetin ortağı olarak, Sayın Bahçeli ve partisi de, AB’ye uyum çerçevesinde ciddi reformlara önayak oldu, bu vadide önemli kararların altına imza attı... Şimdi zihin karışıklığımızı gidermek için öncelikle kendi adıma ve eğer izniniz olursa siz okuyucular adına şu soruları Sayın Devlet Bahçeli’ye yöneltmek istiyorum; Bugün kamuoyu araştırmalarına göre Türk halkının yüzde 74’ü AB’ye tam üye olma taraftarı. Siz MHP olarak nerede duruyorsunuz? Yani AB’ye kategorik olarak mı karşısınız? (Beyanlarınızda bunu çağrıştıran bir anlam çıkarmak mümkün.) Yoksa sadece belli çekinceleriniz mi var? Elli yedinci hükümette başbakan yardımcısı olarak siz de Milli Güvenlik Kurulu toplantılarına iştirak ettiniz. O toplantılarda Türkiye’nin bu milli politikası son şeklini alırken, ihtirazi kayıtlarınızı kayıtlara geçirdiniz mi? Eğer, AB’nin hiçbir zaman Türkiye’yi içine almayacağını düşünüyorsanız, bunu siyasi söylemlerinizde niçin açıkça vurgulamadınız, vurgulamıyorsunuz? Eğer Türkiye AB yolunda hakikaten akıntıya kürek çekiyorsa, MHP olarak alternatifiniz nedir? İslam Dünyasına liderlik mi? Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine liderlik mi? Orta Doğu ve Kafkaslara liderlik mi? Karadeniz Ekonomik İşbirliğini ve D-8’leri canlandırmak mı? Bunların tümü birden mi? Kısacası, Türkiye’nin daha fazla vakit ve enerji kaybetmemesi için çıkıp mesela şöyle söylemeyi düşünüyor musunuz: Ey Türk Milleti! Bu AB sevdasından vazgeçin, bu bir hayaldir, üstelik tehlikelidir. Gerçekçi olun ve şu şu istikamete yönelin... Sayın Bahçeli lütfedip cevapları gönderirse, buradan sizlere duyuracağız.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT