BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sultan Selim’in “Kızılelma”sı!..

Sultan Selim’in “Kızılelma”sı!..

Dün bahsettiğimiz gibi, satrançta bir “garip derviş” kılığındaki Şehzade Yavuz’a yenilmek Şah İsmail’e ağır gelmişti. Onunla bir daha oynayıp mutlaka yenmeye karar verdi ve kaldığı hana haber gönderdi!



Tebdili kıyafet içindeki Şehzade Yavuz’un Tebriz’den ayrılmasının ardından iki gün geçmişti... Şah, gerçek kimliğini bilmediği bu “derviş”e tekrar satranç oynamak için kaldığı hana bir haberci yolladıysa da, onun çoktan ayrılıp gitmiş olduğunu öğrendi. Üstelik “derviş”in ne tarafa gittiğini de bilen yoktu. Ancak, evvelce kendisi Kazvin’den gelmiş olduğunu söylediği için hemen o tarafa doğru hızlı süvariler çıkarıldıysa da, bunlar kendisine rastlayamadan geri döndüler. Onu ne tanıyan, ne bilen, ne de gören vardı... “Onun heybetinden korktum!” Ancak Şah’ın hizmetçilerinden biri Şehzadeyi tanımıştı. Bu hizmetçi, “Derviş” kılığındaki şahsın Şehzade Selim olduğunu Şahın yakınlarından birinin yanında ağzından kaçırdı. Şah İsmail onu hemen huzura çağırttı ve: -Benimle satranç oynayanın Şehzade Yavuz Selim olduğunu söylemişsin, bu doğru mu? diye sordu. -Evet Şahım... Trabzon’da onu görmüştüm. -Peki ya bana neden haber etmedin? -Şehzadenin mehâbeti (heybeti) mani olup cesaret edemedim... *** Şehzade Yavuz Selim, uzun bir maceradan sonra 24 Nisan 1512 günü babasının yerine Osmanlı tahtına geçti. Hemen, İran üzerine sefer hazırlıklarına başladı. Nihayet büyük bir orduyla yola çıktı. 23 Ağustos 1514 günü Çaldıran’da iki ordu karşılaştılar. Savaş sonunda, malum, Şah İsmail kaybetti. Harp meydanından kaçarak canını zor kurtardı. Koca Yavuz daha sonra İran’ın başkenti Tebriz’e doğru yola çıktı. Şehre girince, şahın sarayının önüne vardı ve sırtını saray tarafına verip dört bir yanı gözden geçirdikten sonra yanında bulunan devlet erkanının yüzlerine baktı, sonunda Sekbanbaşı Balyemez Osman Ağaya: -Şu kapı eşiğinde Şah’ın ata bindiği taşın altına kendi elimle bin altın koymuştum, onları sana ihsan ettim. Taşı kaldırıp al, dedi. Batıya doğru ilerlenemezdi... Padişahın bu emri üzerine orada bulunanlar şaşırdılar! Çünkü Yavuz Sultan Selim Hanın daha önce Tebriz’e geldiğini kimse bilmiyordu. Bir an tereddüt geçiren Osman Ağa atından indi ve taşın yanına varıp altını yoklayınca hakikaten bin altın buldu. Hemen altınları mendiline doldurdu ve Padişahın üzengisi hizasına gelip elini öptü. Durumu daha sonra öğrenen devlet erkanı, Yavuz’un daha Şehzadeliğindeki “Kızılelma”sının, ülküsünün İran olduğunu anladılar. Koca Yavuz iyi biliyordu ki Doğudan gelecek tehlike engellenemezse, Batıya doğru ilerlenemezdi!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT