BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hatadan döndük

Hatadan döndük

AB Dönem Başkanı Hollanda’nın Dışişleri Bakanı Bot’tan tarihî itiraflar: Müzakere sürecini dışlayan yönde atılacak bir adım artık Türkiye’nin dostluğunu kaybetmek anlamına gelecekti. Bunun bedeli de çok ağır olurdu. AB dünyada bir siyasi güç olmak istiyordu ve bunun için Türklere ihtiyacımız vardı. “Türkiye konusunda ikna etmek için 24 ülkeyi dolaştık. 3 Ekim 2005 tarihini verince Türklerin sevineceğini sandık ama yanıldık. Kıbrıs maddesini görünce Erdoğan sert tepki gösterdi, az daha Ankara’ya dönüyordu. Bir anda kriz çıktı. Devreye giren liderler Erdoğan’ı zorlukla ikna etti.”



AMSTERDAM - AB Dönem Başkanı Hollanda’nın Dışişleri Bakanı Bernard Bot, Türkiye ile 17 Aralık zirvesinde anlaşma sağlanamamış olsaydı, AB açısından bunun bedelinin çok ağır olacağını söyledi. Bot, Hollanda’nın etkin gazetesi De Telegraaf’da yayımlanan söyleşisinde, Türkiye ile varılan uzlaşmayı savundu ve bunun her iki taraf için de bir başarı olduğunu belirtti. Bot, “zirvede, Türkiye ile müzakerelere başlanması kararı alınmayarak kapı dışında tutulmaya devam edilseydi, mevcut anlaşmalar kapsamında bir başka şekilde yine Türkiye ile ilişkilerin sürdürülmek zorunda kalınacağını” ifade etti. “O zaman bunun bedeli ağır olurdu” diyen Bot, Türkiye’nin üyeliğinin uzun süredir ertelendiğine dikkat çekerek, müzakere sürecini dışlayan yönde atılacak bir adımın artık Türkiye’nin dostluğunu da kaybetmek anlamına gelebileceğini söyledi. Bot, görevi aldıkları ilk günden itibaren önce kendi bakanlar kurulunu bu konuda ikna etmek zorunda kaldığını belirtti. Bot, Başbakan Jan Peter Balkenende dışında bakanlar kurulu üyelerinin çoğunun Türkiye’nin üyeliği konusuna sıradan vatandaşın duygularıyla yaklaştığını gördüğünü kaydetti. ‘Hey Wolfgang dinle biraz’ Dönem başkanlığı sırasında Türkiye ile müzakerelere başlanmasını öngören bir çerçeve için 24 ülke ile yoğun diploması trafiği yürüttüklerini kaydeden Bot, son ana kadar hemen hemen bütün ülkelerle anlaştıklarını, ancak Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel’in zirvede son güne kadar direncini sürdürdüğünü belirtti. Bot, bu lidere de “Hey Wolfgang, dinle biraz artık” demek zorunda kaldıklarını söyledi. Bot, şöyle devam etti: “Müzakereler için 3 Ekim 2005 tarihini Türk tarafına ilettiğimizde, onların çok memnun kalarak hemen ‘evet’ diyeceğini düşündük. Ancak öyle olmadı. Çok sert tartışmalar geçti. 17 Aralık sabahı Başbakan Erdoğan Ankara’ya dönmek istedi. İngiltere Başbakanı Tony Blair, Almanya Başbakanı Gerhard Schröder ve Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın da devreye girmesiyle uzun konuşmalar yaptık. Bu arada Kıbrıslı Rumlar konuyu tekrar zora sokmak, yokuşa sürmek istedi. Ancak bu noktada Chirac çok iyi iş yaptı, onun sayesinde bu noktayı da aştık.” Türklerin itirazlarının Kıbrıs’tan çok, diğer şartlara yönelik olduğunu söyleyen Bot, Türk tarafının 40 danışmanla Kıbrıs konusunu tartıştığını ve görüşmelerin zaman zaman kopma noktasına geldiğini de belirterek, “AB dünyada bir siyasi güç olmak istiyordu ve bunun için Türklere ihtiyacımız var” dedi. Hedef tam üyelik Bot, kendisinin 2005 içinde Hollandalı çiftçileri, Türkiye üye olduğu takdirde neler kazanabilecekleri konusunda aydınlatmaya çalışacağını, Avrupa anayasasının referandumu sırasında da Türkiye’nin sağlayacağı yararları anlatacağını bildirdi. Bot, Başbakan Balkanende’nin başarılı bir dönem başkanlığı geçirdiğini ve dış politika konusunda AB’nin, başarılı olabileceğinin kimi işaretlerinin bu dönemde alındığını söyledi. Bu arada Bot, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi durumunda, Avrupa’nın küreselleşmiş dünyada bir siyasi güç olmasına yardım edeceğini söyledi. Bot, Fransız AFP haber ajansına verdiği demeçte, “Küreselleşmiş bir dünyada kendisini kabul ettirmesi için, Avrupa Birliği’nin nüfus, askeri ve ekonomik yeterlik anlamında hatırı sayılır bir güce sahip olması önemli ve sanıyorum ki Türkiye bizim olmasını istediğimiz bu siyasi güce katkıda bulunacak” diye konuştu. Türkiye ile Ekim 2005’te başlatılacak ve çok sıkı şartlar altındaki müzakerelerin amacının Türkiye’nin tam üyeliği olduğunu vurgulayan Bot, “Türkiye’nin AB üyesi olmak için iyi bir şans yakaladığını sanıyorum” diye konuştu.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT