BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İlmî gerçekler...

İlmî gerçekler...

Son asırlarda Ahd-i Atik üzerinde ilim adamlarının yaptığı araştırmalar; Yahûdî ve Hıristiyanlarca mukaddes kabul edilen ve Allahü teâlâ tarafından gönderildiğine inanılan bu kitapların birçok hatâlarla dolu olduğunu, târihî ve ilmî gerçeklere uymadığını ortaya koymuştur.



Son asırlarda Ahd-i Atik üzerinde ilim adamlarının yaptığı araştırmalar; Yahûdî ve Hıristiyanlarca mukaddes kabul edilen ve Allahü teâlâ tarafından gönderildiğine inanılan bu kitapların birçok hatâlarla dolu olduğunu, târihî ve ilmî gerçeklere uymadığını ortaya koymuştur. Dr. Jean Astruc ; “Conjectures il Parait que Mouse s’est Servi Pour Composer le livie de la Genese” adlı eserinde, Tevrât’ın beş kısmının çeşitli yerlerden derlenmiş birer kitâp olduğunu yazmıştır. Jean, bir kısmındaki isimlerin değiştirilerek, iki-üç yerde tekrar edildiğine de dikkatleri çekmiştir. Fransız papazlarından, Richard Simon da, “Histoira Critique du Vieux Testament” kitabında Tevrât’ın Mûsâ aleyhisselâma vahyedilen Tevrat olmadığını, sonradan farklı zamanlarda yazılarak bir araya getirildiğini belirtmiştir. Papazın bu kitabı toplattırılmış, kendisi de kiliseden kovulmuştur. Bugünkü Tevrât, Allahü teâlâ tarafından Mûsâ aleyhisselâma vahyedilen kitap olmadığı gibi, onun zamânında da çok az yazılmış nüshası vardı. Hazret-i Mûsâ’dan asırlar sonra birçok Tevrât nüshası yazılmıştır. Bugünkü hâlini alması, yaklaşık olarak bin yıldan fazla sürmüştür. Bu sebeple Müslümanlar, Mûsâ aleyhisselâmın hak peygamber olduğuna, Tevrât’ın ona Cebrâil aleyhisselâm vâsıtasıyla vahyedildiğine inandıkları hâlde, bugünkü elde bulunan metnin tahrif edilerek bozulduğunu kabul ederler. Çünkü bizzat Mûsâ aleyhisselâma inen bir ilâhî kitapta, hazret-i Mûsâ’nın kendi vefâtından bahsedilmesi, vefât ettikten sonraki hâdiselerin anlatılması kabul edilemeyecek ilmî bir gerçektir. Hazreti Musa Tûr’a birinci gidişinde, Allahü teâlâ, ona peygamberliğini bildirdiği gibi, ayrıca başka hususlar da bildirdi. On levha hâlinde bildirilen bu hususlar, daha sonra Tevrat nazil olduğunda, burada da zikredilmiştir. Tevrat’ın ve başka zamanlarda gönderilmiş olan ilâhî kitapların, semavî dinlerin esaslarının da bu hususlar olduğunu âlimler haber vermişlerdir. Bu hususlar kaynaklarda şöyle zikredilmektedir: “Rahman ve Rahîm olan Allahın ismiyle. Bu, Melik ve Cebbar, Aziz ve Kahhar olan Allahtan, kulu ve resûlü Musa bin İmran’a yazılmıştır. Beni tesbih ve takdis et! Benden başka mabut yoktur. Yalnız bana ibadet et! Bana hiçbir şeyi şerik, ortak koşma! Bana ve ana babana şükret! Dönüş banadır. Akıbet, dönüp varılacak yer benim huzurumdur.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT