BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sinemanın yükselişi

Sinemanın yükselişi

Türk sinemasının son 15 yıllık serüvenini mercek altına alan Atilla Dorsay, yeni kitabında; yılda 6-7 filmin çekilip onların bile sinemalara gelemediği dönemden, tüm zamanların rekorlarını kırması beklenen GORA filmi dönemine nasıl gelindiğini anlatıyor.



Sinemamızın ‘yakın takipçisi’ Atilla Dorsay, 1990’ların başlarındaki çöküşten bugünkü ‘rönesansa’ kadar Türk sinemasının serüvenini mercek altına alıyor. Yılda 6-7 filmin çekilip onların bile sinemalara gelemediği dönemden, tüm zamanların rekorlarını kırması beklenen GORA filmi dönemine nasıl gelindi? Hangi filmler dönüm noktası oldu, hangi evrelerden geçildi, hangi başyapıtlar ya da fiyaskolar çekildi? İşte bu önemli filmlerin eleştirileri ve genel çerçeve yazılarıyla, bu 15 yılın tüm aşamaları “Sinemanın Çöküşü ve Rönesans Yılları” ismiyle kitaplaştı. İster bir film kılavuzu, isterse sinemanın romanı deyin, kitap, Türk sinemasının 90’lardaki serüvenini ışık tutuyor. Nereden nereye Dünyanın en eski ulusal sinemalarından biri olan Türk sineması bir dönem Hindistan’ın ardından en çok film üreten ikinci ülke konumuna gelmişti. 60 milyonluk dev bir toplumun sineması, sanki birden bire yok olma durumuna geldiği gibi film sayısı da inanılmaz derecede düşmüştü. Yapılan filmler de sinemada seyirci önüne gelmez olmuştu. 1960 sonları, 1970’lerin başlarında yaşanan bu film patlaması bir anda çöküş dönemine gelmişti. Dorsay’a göre son 10 yıl içinde Türk sinemasında önemli gelişmeler kaydedildi. Çekilen film adedi çok da artmasa yapılan hemen her film seyirciyle buluşuyor şimdi, kimileri o çok ünlü Hollywood filmlerini bile geride bırakacak kadar çok seyirci çekiyor. Üstelik bazıları daha da ileri giderek dünyanın önemli film festivallerinde ödül üzerine ödül kazananıyor. İşte bu kitap söz konusu değişimi önemli ölçüde cevaplamaya çalışıyor. 60’lı yıllardan bu yana sinemanın yakın takipçisi olan Dorsay, eserinin o dönemi tüm ayrıntı ve dinamikleriyle ele alan komple bir kitap iddiasında olmadığını söylüyor. Ona göre bu konu üzerinde daha bir çok sinema yazarının, tarihçisinin ve toplumbilimcinin kafa yorması gerekiyor. Bir devrin anatomisi Kitap son 15 yılın değişim sürecinin incelese de ağırlıklı olarak bu dönemde çekilmiş filmlerin içeriği ve Dorsay’ın kaleminden eşleştirisini içeriyor. 12 Eylül darbesi, sonrası Özal iktidarı ve ardından özel televizyonlarla devam eden süreci her ayrıntısıyla ele alan Dorsay, bu kitabın diğer eserlerinden farklı olduğunu vurgulayarak şunları söylüyor, “Bu kitapta diğerlerinde olmayan bir şey var: sinemamıza genel biçimde eğilen yazılar. Bu 50 kadar yazıyı 15 yıl içinde gazetelerde ya da dergilerde yazdığım genel yazılardan özenle seçtim. Hepsi sinemamızın sorunlarına ve o dönemin koşulları içinde ışık tutmaya ve meseleyi farklı bir yandan görüp kavramaya çalışan yazılar”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 106825
    % -0.03
  • 3.5168
    % -0.27
  • 4.1281
    % 0.04
  • 4.5311
    % -0.04
  • 145.254
    % 0.12
 
 
 
 
 
KAPAT