BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çatışmanın eşiğinde Emir Timur

Çatışmanın eşiğinde Emir Timur

Sultan Bayezid’in yıktığı beyliklerin vârisleri eteklerini tuttukları gibi Timur Han’a koşar, Timur’un önünden kaçanlar da gelip Yıldırım’a sığınırlar. Emir Timur dostluğunu arzuladığı bir kardeşle aralarında örülen duvarları yıkabilecek güçtedir ancak...



Timur Han, Irak topraklarında ilerleyip Bağdat’a yaklaşınca halk çok korkar. Öyle ya Cengiz, Hülâgu, Abaka üçlüsünün yaktığı şehrin enkazı ortadayken kimin nesi olduğu bilinmeyen bir başka Moğol şehre yaklaşır. Şimdi paniklemesinler de n’apsınlar? Ancak eli kanlı bir çapulcu yerine evliyanın huzurunda diz kıran, ağzı dualı cihangiri görünce çok rahatlarlar. Timur yöre âlimlerini hoş tutar, ihtiyaçlarını sorar. Kufe ve Bağdat’ta ilim meşalesini silbaştan yakar, medreseleri onartır, kütüphanelere kitap toplar. Timur Han’ın sayısız süvarisi vardır ancak onlardan ziyade dua ordusuna güvenir, seher vakti el açanların gönlünü yapmaya bakar. İslam tarihinde derin izler bırakan Şah-ı Nakşibend, Alaadin Attar, Ubeydullah-ı Ahrar, Yakub-i Çerhi, Muhammed Parisa, Mevlânâ Sa’düddin-i Kaşgari, Nizameddin Hamuş, Molla Cami, Ali şir Nevai, Seyyid Şerif Cürcani, Sa’düddin Taftazani gibi büyükler (Allah-ü teâlâ derecelerini âlâ eylesin) Timur ve oğullarına ufuk açarlar. Hurûfi fitnesi Timur Han, İslâm’a davette müşfiktir ancak dinimizi içeriden yıkmaya, müminleri yoldan saptırmaya kalkışanlara şiddetle karşı çıkar. Mesela kendi fikirlerini din gibi yaymaya çalışan, haramlara helal deyip, tanrılık iddiasında bulunan Yahudi asıllı Fadlullah’ı bir kenara yazar. Üzerine oğlu Mirân Şah’ı yollar, Hurûfilerin yuvalandığı Esterâbad şehrini alır, yardım ve yataklık edenleri dağıtırlar. Ancak bazı Hurûfiler Anadolu içlerine kadar kaçar onların takibi esnasında Osmanlılarla ufak tefek çatışmalar yaşarlar. Timur Han, İslam birliğinden yanadır. Aynı kıbleye döndüğü hükümdarlara mektuplar yazıp, hediyeler yollar, güçlü bir ittifakın yollarını arar. Nitekim Yıldırım Bayezid Han’a yazdığı mektupta da dostça bir üslûp kullanır ve saygıda kusur etmemeye bakar. Zira Avrupa’da güzel işler yapan bu mücahid sultanın hayranlarından biridir ve onun arkasını sağlama almaya bakar. Kendi de Çin seferine gönül huzuru ile çıkabilmek için bir dosta yaslanmayı arzular. Eğer sırt sırta verebilirlerse Adriyatik’ten Pasifik’e kadar bütün Asya serapa İslâm devleti olabilir ki Bayezid gibi bir yoldaşla Avrupa’ya da yürür, Çin Seddi’ni de aşar. İşte onun Yıldırım’a yazdığı mektuptan satırlar: “Azamet nurları her şeyin üzerine ışıldayan, kâinatın her tabakasını aydınlatan Allahü teâlâya hamd olsun! En şerefli din ile gönderilen ve en iyi ahlâk ile övülen Peygamberine salât ve selâm olsun! Onun yüksek Âline, kerîm eshâbına ve kıyamete kadar tâbi olanlara en iyi dualar olsun. Emîr-i a’zam Timûr-i Gürcan’dan, Arab olmayan emirlerin en âdili, Allah’ın kılıcı, müminlerin yardımcısı, İslam beldelerinin koruyucusu, hudûdları kollayan, münkirleri ortadan kaldıran, mücâhidlerin sığınağı, ‘Gazi Bâyezîd Bahâdır Hân’a... Zâtı âliniz ile zahiren bir dostluk ve ahbâblığımız olmadı. Ama bundan böyle mektuplar yazmalı ve bu dostluk yaşatılmalı. Biliyorsunuz “Bize itaat uğrunda mücâhede edenlere, elbette bize ulaşan yollarımızı gösteririz” mealindeki âyet-i kerimenin icâbı olarak, doğuda kâfirlere, bâgîlere ve şer taifesine karşı cihâdla meşgulüz. İslâmın alâmetlerini yüceltmeye, Peygamberlerin Efendisi’nin dînini en ücra köşelere kadar yaymağa cehd ediyoruz. Siz de batıdaki sapık ve inkârcılara karşı “Allah kendi yolunda birbirlerine kenetlenmiş bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever” âyet-i kerîmesi hükmünce, güzel çalışmalar yapıyorsunuz. Bütün gayretinizi Allah’ın dînini yaymağa harcıyorsunuz. Sayenizde mü’minler emniyet ve huzur içinde yaşıyorlar. Muhakkak ki, Allah’ın İslâm nuru ile kalbine genişlik verdiği kimse, Rabbinden bir nur, hidâyet üzeredir” meâlindeki âyet-i kerîmede bildirilen zinetle süslenenler ve “İslâm’dan başka din arayanın dîni kabul olunmaz” mealindeki âyet-i kerîmenin mânâsını kalbinde hissedenler, Hak teâlâdan iyilik görsünler. O hanedanın cemiyeti parlak ve o ocağın ikbâl yıldızı yüksek olsun. Cenâb-ı Hak, “Muhakkak ki, iyilik ve üstünlük Allah’ın yed-i kudretindedir. Onu dilediğine verir” buyuruyor. “Sadıklarla olun” emrine uyarak, dostluk yollarında yürümek ve muhabbet zincirini tesis etmek iki tarafın da iyiliğinedir. “Doğru söz söyleyin ki, Allah size işlerinizi düzeltip muvaffakiyet versin” mealindeki ayet-i kerimeye ve; “Teşebbüs et, hür olmak için” mısra’ına uyarak aramızın iyi olması gerekir. Zaten bütün bu yazdıklarım dostluk ve sevgimizin çokluğu sebebiyledir. Gayretlerimiz müşterektir. Öyle istiyorum ki, vesileler çıksın da, tarafımıza elçiler ve mektuplar gönderilsin. Zat-ı şeriflerinizin sıhhat haberlerini almak bizleri sevindirir, dostluğumuzu pekiştirir. Vesselam, aleddevam evvelen ve ahiren... Emir Timûr Gürcan-i Han” Amma velakin... Mektup naziktir, zariftir ama ne var ki Sultan Bayezid’in yıktığı beyliklerin varisleri eteklerini tuttukları gibi Timur Han’a koşar, Emir Timur’un önünden kaçanlar da gelip Yıldırım’a sığınırlar. Timur dostluğunu arzuladığı bir kardeşle aralarında örülen duvarları yıkacak güçtedir ancak...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104123
    % 0.12
  • 3.4906
    % -0.5
  • 4.1771
    % -0.29
  • 4.7234
    % -0.71
  • 145.551
    % 0.08
 
 
 
 
 
KAPAT