BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Seminer var seminerden içerü

Seminer var seminerden içerü

Bizim bir derneğimiz var malum, Türkiye Spor Yazarları Derneği... Kısaca TSYD...



Seminer var seminerden içerü Bizim bir derneğimiz var malum, Türkiye Spor Yazarları Derneği... Kısaca TSYD... Bu dernek, uzun zamandır sürdürdüğü bir geleneği geçtiğimiz hafta bir kez daha yerine getirdi. Denizli Pamukkale’de üç gün boyunca meslek içi eğitim semineri yaptık. Biliyorsunuz, seminer konuşmaları genellikle sıkıcı olur. Bundan bahsetmeyeceğim. Ama üç gün boyunca “derlediğim” küçük anekdotlar ilginizi çekecek, biliyorum. Mesleğimizin duayeni Necmi Tanyolaç, bir tarihte Tercüman gazetesinde bir yazı yazmış. Yazının sonunu da “baki selam” diye bitirmiş. Ertesi gün, spor servisine kucağında levreklerle bir adam çıkagelmiş. “Nemci ağabey bana yazı yazmış, ona balık getirdim” diye. “Kim diyelim?” diye sormuşlar, “Ben Baki” demiş. Fatih Terim bir yerde konuşurken ne beklersiniz? Konuşmasının arasına sıkıştırdığı bir özlü söz... Orada da söyledi: “Otelde oda ayırtabilirsiniz ama uykuyu satın alamazsınız.” Ne zamandır Süper Lig’in ilk yarısının en başarılı hocası Giray Bulak ile ilgili olumlu bir yazı yazmak istiyordum. Gerek kalmadı. Futbolcusu Ersen Martin dedi ki, “Birçok hoca ile çalıştım, en bilgilisi Giray Bulak. Yakında dört Büyüklerden birinin veya Milli Takım’ın başında görebiliriz. Giray hoca futbola bakış açımı değiştirdi.” Halit ağabeyden ( Kıvanç ) bir bilgi: “Küçük Ahmet’in yaşı Büyük Ahmet’ten büyüktü. Tıpkı Küçük Mustafa’nın Büyük Mustafa’dan büyük olması gibi.” Bayan hakem Lale Orta hiç konuşmadan seminerin yıldızı oldu. Küfür, fanatizm ve şiddet içerikli gazete başlıklarını slayt gösterisi ile gözümüze soktu. Müthiş bir çalışma idi. Lale hanımla sohbetimizde ise bir hâtırasını nakletti: “Yozgat’ın bir maçını yönetiyordum. Seyirci gayet anlayışlı idi. Fakat bir Yozgatsporlu’ya kırmızı kart gösterince aleyhimde küfüre başladılar. Bütün futbolcular maçı bırakıp tribünlerin önüne koştular, ‘Susun’ diye çabaladılar. Protesto kesildi. Futbolcular devre arasında seyirci adına benden özür dilediler.” Ahmet Gülüm ‘ün rakamları kafamı karıştırdı: “Dünyada futbolun 300 milyar dolar bütçesi var. Futbol dünya endüstri sıralamasında 22. durumda. Otomotiv sektörünün bile önünde...” Görürsem soracağım; yani otomotiv ilk 22’ye giremiyor mu? Ersun Yanal , konuşmasını, artık kendisinin ‘alameti farikası’ olan laptopu ile yaptı. İmaj her şeydir! Üç gün boyunca yemeyip yediren, içmeyip içiren Denizlisporlular’ı bile gücendirmesini başardık! Bir konuşmacı, zengin işadamlarının reklam için kulüp başkanlığı yaptığını söyleyince, evsahibi Denizlispor Başkanı Zafer Kantarcı çekip gitti; gidiş o gidiş... İnönü’nün sefirleri “MİT”in başkan yardımcılığı boşalmıştı. Konya Bölge Başkanı bu göreve tayin edildi. Bir gün şöyle bir konuşmasını duydum: ‘Bence Türkiye’de en büyük tehlike sağcılar. Bir solcu kaçsa, tutun desen yüz kişi tutar, bir din adamı kaçsa kimse yakalamaz.’ Bu mevkide bir insanın böyle tuhaf teşhislerini garipsediğimi hatırlatıyorum.” ... “ABD, İngiltere ve Fransa... Ve birkaç Avrupa ülkesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri, bazen hissettirerek, bazen hissettirmeden Türkiye’nin kader çizgilerini ellerinde tutuyorlardı. Başbakan İsmet İnönü 1963 yılında Bakanlar Kurulu’nda, ‘Daha bağımsız ve şahsiyetli dış politika izlenmesini istiyorsunuz. Nasıl yapacağım ben bunu? İşin uzmanı olan teknisyenlerimizin etrafı yabancılarla dolu. İğfal etmeye çalışıyorlar. Bir görev veriyorum, neticesi bana gelmeden Washington’un haberi oluyor. Sonucu memurumdan önce sefirimden öğreniyorum’ demişti.” ... “Hiram Bey Türkiye’de en seri silah kullanan insanlardan biriydi. Durup nişan almazdı, birkaç saniyede birkaç hareketli hedefi birden vururdu. O, böyle kalleşçe arkadan vurulmayı hiç düşünmemişti. Hatası düşmanından da mertlik beklemekti. Esasında böyle bir saldırıya her an hazırdık. Solcu basın tarafından teşhir edilmiş, ‘işkenceci, CIA, MOSSAD ajanı’ gibi yakıştırmalara maruz kalmıştık. Gelişmiş ülkelerde, istihbarat görevlilerinin isimlerini bile açıklamak ağır cezayı gerektiren bir suçken, bizim ev adreslerimiz, resimlerimiz yayınlanmıştı.” ... “Maocu basın, Hiram Bey’in ölümünden sonra da yayınlarına devam etti. Onu, şerefsiz, basit bir insan gibi göstermeye çalışıyor, okuyanlar ‘Oh olsun. İyi ki öldürülmüş’ desin istiyordu. Oğlu, kanuni bir hak olan ‘cevap ve düzeltme’ hakkını kullanmak istedi. Dergiye noter kanalıyla müracaatta bulundu, dergi yayınlamadı.” (Analiz, Mehmet Eymür) ALTINI ÇİZİYORUM Ölümün bizi nerde beklediği belli değil, iyisi mi biz onu her yerde bekleyelim. (Montaigne) TÜRK’ÜN BİRİ BİR GÜN... Asabi çoban, ot yemeyen koyunu av tüfeğinin dipçiğiyle dövmeye başladı. Tüfek ateş aldı, çoban öldü. (Bitlis) VAY HAYVAN VAY! Yabani hayvanlar aşırı sıcaklarda enerji harcamamak (ve yavrularına gölge olabilmek) için saatlerce kıpırdamadan heykel gibi dururlar.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109015
    % -0.59
  • 3.8624
    % -0.74
  • 4.5529
    % -0.66
  • 5.1834
    % -0.7
  • 156.266
    % -0.22
 
 
 
 
 
KAPAT