BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir toplum mühendisi

Bir toplum mühendisi

Seyyid Ahmet Arvasi, Türk fikir hayatının özel ve önemli isimlerinden biriydi. 56 yıllık ömrünü ecdadına, dinine bağlı, vatanını, bayrağını, milletini seven, bilgili ve temiz bir gençlik yetişmesi için harcadı. Arvasi, 31 Aralık 1988 tarihinde vefat etmişti.



İnsan, ahlak, bilim, toplum, estetik, iman ve gelecek ekseninde geliştirdiği fikirleri ile geçen yarım yüzyıla damgasını vuran Seyyid Ahmet Arvasi, gerçek bir fikir adamı ve sağlam bir münevver olarak hatırlanıyor. Fertlerden başlayarak toplumun bütün alanlarında yeni bir dirilişi öngören yazıları, yaptığı ateşli konuşmaları, kaleme aldığı gazete makaleleri ile teorik bir yeni toplum modeli sunan Arvasi, vefatının 16. yılında, hâlâ anlaşılmayı, okunmayı ve ortaya koymaya çalıştığı modelin uygulanmasını bekliyor. Köhnemiş, eskimiş, yıpranmış ve artık bir dayatmadan öte gitmeyen fert psikolojisi ve tarifi, Newtoncu zihniyetin hallaç pamuğuna çevirdiği aklı, yabancı ve birtakım ideolojik saplantının esiri olmuş sanatı, dini ve geleneği, Türk’ün kendi dinamiklerinden hareketle yeniden yorumlayan Seyyid Ahmet Arvasi, “İnsanın Yalnızlığı”nı anlatırken, “Kendini Arayan İnsan”a da vurgu yapıyor ve o insanın kim olduğunu sorguluyordu... Farklı bir öğretmendi Bu, deha seviyesindeki toplum mühendisi, 15 Şubat 1932 pazartesi günü Ağrı ilinin Doğubayazıt İlçesinde doğmuştu. Ailece Van’ın Müküs (Bahçesaray) ilçesine bağlı, Arvas (Doğanyayla) köyündendi. Babası Gümrük Müdürlüğü’nden emekli Abdülhakim Efendi, annesi Cevahir Hanım’dı. Ailenin altı çocuğundan birincisi olan S. Ahmed Arvasi, ilk öğrenimine Van’da başlayıp Doğubayazıt’ta tamamladı. Ortaokulu Erzurum’da bitirdi, lise öğrenimine Erzurum Erkek Öğretmen Okulu’nda başlayıp, Erciş Öğretmen Okulu’nda tamamladı. 1952 yılında Konya’nın Doğanbeyli Nahiyesi’nde ilkokul öğretmeni olarak göreve başladı. Yurdun çeşitli yerlerinde öğretmenlik görevi yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Pedegoji Bölümü’nü 1958 yılında tamamlayarak çeşitli eğitim enstitülerinde pedegoji öğretmeni olarak çalıştı. 1978 yılında İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü’nden 24 arkadaşıyla birlikte siyasi amaçlar için sürgün edilen Arvasi, 1979 yılında emekliye ayrılmak zorunda kaldı. Aynı yıl Milliyetçi Hareket Partisi Olağan Kongresi’nde Genel İdare Kurulu Üyesi sıfatıyla aktif siyasete atıldı. ‘Hasbihal’in ciddi yazarı 56 yıllık ömrünü ecdadına, dinine bağlı, vatanını, bayrağını, milletini seven, bilgili ve temiz bir gençlik yetişmesi için çırpınarak geçiren Seyyid Ahmet Arvasi, Türkiye Gazetesi’ndeki “Hasbihal” köşesinde uzun yıllar eğitici, yönlendirici, irkiltici ve uyarıcı yazılar kaleme aldı. İnandığı ve uğruna ömrünü koyduğu Türk ve İslam dâvasını insanlarımıza anlatmayı sürdüren Arvasi, 31 Aralık 1988 tarihinde gazete için yazısını yazarken, daktilosunun başında Hakk’a yürüdü. Cenaze namazı için Fatih Camii avlusunu dolduran onbinlerce kişi, Edirnekapı’daki kabir yerine kadar tekbirlerle son yolculuğunda yanındaydı. S. Ahmed Arvasî, mübarek bir milli mücadele için yola çıkmış, ciltlerce eser kaleme almış ve son nefesine kadar da çıtasını hiç yere düşürmeden davasının sancaktarlığını yapmıştı. Olgun bir idrak, vatansever bir bilgi, engin bir hoşgörü, zihin açıcı bir irade, soylu bir fikir adamı, şahsiyetli bir karakter olarak hafızalarımızdaki yerini alan Seyyid Ahmet Arvasi’yi vefatının 16. yılında, biz de rahmetle, duayla, saygı ve minnetle yâd ediyoruz... ARVASİ’DEN NOTLAR Türk Milleti Kısaca belirtirsek, Türk milleti, geniş bir tarihi tecrübeye, büyük ve zengin bir kültür hazinesine sahip bulunmakla “milli töresini” bu güçlü zemin üzerinde kurmuş bulunmaktadır. Türk töresi, âlemşümul ahlâkî ideâlleri bünyesinde toplayan “pratik bir ahlâk ve hukuk nizamı” durumundadır. Hele, en az bin yıldan beri İslâm’ın şanlı aydınlığında yıkanan, olgunlaşan ve arman Türk töresi, bütün insanlığı mutluluğa çıkaracak ‘âlemşümul’ bir nizam durumuna gelmiş bulunmaktadır. İdrak ve zekâ İ nsanın idraki ve zekâsı, “objeler dünyası” ile “sübjektif varlığımız” arasında mekik dokumaktadır. Zekanın “objektif aleme” yönelmesi ile eşyanın sırlarını çözmekte, maddî manada ilim ve tekniği kurmaktayız. Tıpkı bunun gibi, zekâ ve şuurumuzun bizzat kendi üzerine kapanması ile de insana ait olan sırları öğrenmekte, manevî ve estetik hayatın sırlarına ulaşmaktayız. Unutmamak gerekir ki, hayatın kendi kendini idrak etmesi, büyük bir sevinç kaynağı olmakta, estetiğin ve mistiğin zemini açılmaktadır. Bunalımlarımız İ nsan, kültür ve medeniyetini, “kendini tamamlamak” ve “çevresini düzenleyip ıslah etmek” ihtiyacı ile kurdu. Bütün canlılar, “kendileri” ile ve “çevreleri” ile yetindikleri halde, insan, bu tavrı göstermedi. O, kendinin eksikliğinin ve dünyasının yetersizliğinin şuuruna varan tek canlı olarak gözüküyor. Sanki, bütün canlılar, bu dünyanın “malı”dır da, insan, buraya düşmüş bir “yabancı” gibidir. İnsanın ruhu, sınırlı imkanlarla donatılmış organizmasını, bir “kafes” gibi; sudan, topraktan, ateş ve havadan kurulmuş dünyasını, bir “mahbes” gibi hissetmekte ve yadırgamaktadır. Bu sebepten “sıkılmaktadır” ve “bunalmaktadır”... San’at ve ilim Öyle anlaşılıyor ki, san’atın ilme ve akla bağlı yönleri bulunmakla birlikte, o, esas itibarı ile bir aşk ve gönül meselesidir. San’at “akıl”dan çok “kalbi” doyurmaya yarar. O, düşünmekten çok sezmek ve duymak demektir. San’atkâr, ilim adamından ve filozoftan çok, dinî vecd halinde bulunan insana benzer, “Estetik kalbden gelmelidir, yoksa akıldan değil, o, bir ilhamdır, bir düşünce, muhakeme ve mukabele değildir.” (Charles Lalo) Kültür planlaması Günümüzde, çeşitli sebeplerle cemiyetler, hızla yapı değiştirmektedir. Hızlı sanayileşme, şehirlerin büyümesi, köy boşalması, sosyal hareketliliğin artması, milletler ve medeniyetler arası temasların yepyeni boyutlara ulaşması, nesiller ve sınıflar arası çatışmaların şiddetlenmesi, bu sosyal değişmelere paralel olarak “yeni kültür meseleleri de getirmiş bulunmaktadır. Bu, yeni bir “kültür politikası” ve bu gelişmelere uygun bir “kültür planlaması” ihtiyacını da birlikte getiren bir durumdur. Salih aklın kaptanı M. Halistin Kukul * Fikirde ve amelde kemal, feyz ve ilim menbaı bir mütefekkir. Dünya çapında pedagog, sosyolog ve estetikçi. Tefekkürü, bizde, Necip Fazıl’la “aynîleşmiş” bir dahi. Zorluklar karşısında, sabırla ve şükürle mücadele etmesini bilen iman timsali. İslâmî mânâda: dindar, milliyetçi, vatansever, hoşgörü ve sevgiyi rehber edinen hakikî bir muallim. Yorumları: zihin açıcı ve çağlara/ nesillere hamleler yaptıracak mevkîde ulvî. Her zerresini ürpertecek derecede -tarifsiz- bir peygamber âşıkı. Kainatı kucaklayan bir gönül ve berrak mı berrak bir zekâ sahibi. Daima müsbette, doğruda ve güzelde mekân tutan bir salih aklın kaptanı. Başkalarının; hürriyet havasını daha iyi solumaları ve tatmaları için kendini ortaya koymaktan çekinmeyecek kadar cesur bir demokrat. İnsanî kıymetleri, tarih şuuru içerisinde birleştiren, ecdâd sevdalısı bir ülkü eri. “Şiirlerim”iyle, Mutlak Güzel peşinde ahenk arayışının nümunesini vermeye çalışan mütevazı bir gönül şairi. Kendi ifadeleriyle; “... karanlıktan nura doğru yol arayan ve bulan ilim, fikir ve gönül adamı” olarak münevver. Ve: Şayet; Avrupa’ya, Amerika’ya, Çin’e, Rusya’ya, Hindistan’a... hangi kıt’a veya hangi devlete olursa olsun, Seyyid Ahmet Arvasi biraz tanıtılabilse, yahut onlar, O’nu biraz olsun tanıyabilseler; hatta, Türkiye, basit kısır çekişmelerden ve rehavetten kurtulsa da, hakiki mânâda ilme yönelse, inanıyorum ki, önümüzdeki birkaç asır Necip Fazıl ile Seyyid Ahmet Arvasi onların hepsine yetecektir. ———————————————————— * Emekli Öğretim Görevlisi ‘Asrın Yesevisi’ Batı ilimlerine vakıf olmakla birlikte kuvvetli bir dinî eğitim aldığı da bilinen Seyyid Ahmet Arvasi, Osman Yüksel Serdengeçti, Erol Güngör, Nurettin Topçu, Necip Fazıl Kısakürek’le aynı dönemde, aynı hissiyatı paylaşarak fikirlerini üretti ve yaymaya çalıştı. Özellikle eğitim psikolojisi alanında kaleme aldığı eseri ve yazıları bugün bile aşılabilmiş değildir. Son olarak Babıali Kültür Yayıncılığı (0 212 454 21 69) tarafından okurlarıyla buluşturulan “Kendini Arayan İnsan”, “İnsan ve Ötesi”, “Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz”, “İnsanın Yalnızlığı”, “Şiirlerim”, “Eğitim Sosyolojisi”, “Doğu Anadolu Gerçeği”, “Emperyalizmin Oyunları”, “Devletin Dini Olur mu?”, “Kadın Erkek Üzerine”, “Türk-İslam Ülküsü”, “İlmihal” ve her biri bir kitap mesabesinde yüzlerce makale kaleme aldı... Hakkında birçok yazı ve kitap kaleme alınan Seyyid Ahmet Arvasi hakkında Hüdavendigar Onur’un hazırlayıp yayımladığı “Asrın Yesevisi” isimli biyografik eser (Marifet Yayınları, 0 212 526 22 70), en ciddi ve muhtevalı çalışma olarak okuyucularına sunuldu. “Türk Sağı Sözlüğü”, “Ermeni Portreleri”, “Milleti Sadıka’dan Hayk’ın Çocuklarına Ermeniler” isimli kitapların da yazarı olan Onur, kitabında Arvas Mektebi, Bir Büyük Alim: Seyyid Abdülhakim Arvasi, Seyyid Ahmet Arvasi ve Ailesi, Arvasi’ye Göre İnsan Tahlilleri, Arvasi’nin Kadrolara Verdiği Önem, Arvasi’nin Milliyetçilik Anlayışı vb. başlıklarıyla üstadın hayatı, fikirleri ve eserlerini tahlil ediyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108953
    % 0.33
  • 3.482
    % -0.35
  • 4.1105
    % 0.01
  • 4.4532
    % -0.62
  • 144.153
    % -0.16
 
 
 
 
 
KAPAT