BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye gazda köprü olmalı

Türkiye gazda köprü olmalı

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başekonomisti ve Ekonomik Araştırmalar Bölümü Direktörü Dr. Fatih Birol, Türkiye’nin İran ve Hazar bölgesindeki gazları Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ulaştıracak projelere katkıda bulunması halinde avantajlı duruma geçeceğini söyledi.



İSTANBUL - Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başekonomisti ve Ekonomik Araştırmalar Bölümü Direktörü Dr. Fatih Birol, Türkiye’nin İran ve Hazar bölgesindeki gazları Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ulaştıracak projelere katkıda bulunması halinde avantajlı duruma geçeceğini söyledi. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) düzenlediği “Küresel Enerji Piyasalarının Son Durumu ve Gelecek Senaryoları” konulu konferansta konuşan Dr. Fatih Birol, AB’nin Rusya’ya karşı olan gaz bağımlılığının gittikçe arttığını ve bunun da birliği tedirgin ettiğini belirterek, “Türkiye, petrol ve doğal gaz bölgelerine yakın bir noktada. Bu Türkiye için avantajlı olabilir. Bunun yanı sıra gaz konusunda Türkiye’nin Rusya’ya bağımlılığı da artmakta. Bakü-Ceyhan projesi önemli fakat Türkiye, arz güvenliği açısından yeni projelere katkıda bulunmalı. Hazar ve İran’da bulunan gaz rezervi de önemli. Bunu AB’ye taşıyacak bir projeyi geliştirebilirse müzakerelerde elini güçlendirir. Bu durum Türkiye’nin olduğu kadar AB’nin de arz güvenliliğini alternatifli hale getirecektir” dedi. Yaşlı makine çok yakıyor Nükleer enerjinin de gözardı edilmeden pozitif bir şekilde tartışılması gerektiğini ifade eden Fatih Birol, “Belki bir nükleer santralin Türkiye’nin gündeminde olmasıyla, gaza olan bağlılığın azaltılması söz konusu olabilir” dedi. Dr. Fatih Birol, Türkiye’nin 1 dolarlık metali üretirken AB’nin kullandığı enerjinin 2.5 misli enerji harcadığına dikkat çekerek, “Son derece israflı bir şekilde enerji kullanıyoruz. İsrafın en önemli sebebi de enerji kullanım ekipmanlarının yaşlı olmasından. Batılı ülkelerde bu ekipmanların kullanım limiti var. Enerji tasarrufu son derece önemli bir ödev olarak önümüzde duruyor. Enerji tasarrufu yapılabilirse Türkiye’de kurulması düşünülen santrallere bile gerek kalmayacak” dedi. Petrolde arz tarafına bakıldığında 2010 yılından sonra OPEC’in payının giderek artacağını, 2030 yılında da yüzde 40’lardan yüzde 60’lara geleceğini belirten Birol, 2010 yılından sonra petrol fiyatlarının çok daha fazla dalganabileceği görüşünü dile getirdi. Dünyada yeteri kadar petrol rezervi olduğunu düşündüklerini ifade eden Birol, Orta Doğu petrollerinin uluslararası sermayeye açılmasıyla üretimin artacağını kaydetti. TİM Başkanı Oğuz Satıcı da yaptığı konuşmada, Türkiye’nin transit ülke konumu kazanarak, bir enerji otoyoluna dönüşmesinin hem Kafkaslar, hem Orta Asya, hem de Orta Doğu ülkelerini dünya piyasalarına daha sıkı bağlayacağını bildirdi. Mustafa Sezer
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109281
    % 0.21
  • 3.8386
    % 0.03
  • 4.5105
    % 0.12
  • 5.1172
    % -0.13
  • 153.396
    % -0.32
 
 
 
 
 
KAPAT