BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Karamsar değil hazırlıklı olmak

Karamsar değil hazırlıklı olmak

Acısıyla tatlısıyla bir yılı daha geride bırakıyoruz. 2004 yılı Türkiye için değişim sancılarının yoğunlaştığı bir yıl oldu. Öte yandan yılın sonunda ortaya çıkan deprem ve tsunami felaketinde ölü sayısının 100 bini aşması, 2004’ün kara bir yıl olarak tarihe geçmesine yetti.



Acısıyla tatlısıyla bir yılı daha geride bırakıyoruz. 2004 yılı Türkiye için değişim sancılarının yoğunlaştığı bir yıl oldu. Öte yandan yılın sonunda ortaya çıkan deprem ve tsunami felaketinde ölü sayısının 100 bini aşması, 2004’ün kara bir yıl olarak tarihe geçmesine yetti. Aslında 2004 yılının en belirleyici özelliği, içerde ve dışarda huzura duyulan hasretti. Her yerde kar var şarkısı 2004 için, “her yerde kan ve huzursuzluk vara” dönüşmüş dense yeridir. Rahmetli anneannemin güzel bir duası vardı. Güne “Hamdolsun ayakta ve hayattayız; Allah bugünümüzü aratmasın!” diyerek başlardı. Çok etkilendiğim bir yakarıştı. Zira taze başlangıçların önemini idrak eden, bugünü kıymetlendiren, dünün geçtiğini ve şükrünü belirten bir özlü ve güzel duaydı. Pozitif enerji yayan bakış açısına sahipti. Karamsarlık yerine, itidali ve tedbirli olmayı işaret ediyordu. Hazır ve hazırlıklı olmanın önemini gösteriyordu. Bu yaklaşım tarzının bir başka ifadesi, umut ve korkular arasında dengeyi kurabilmesiydi. Tedbir alma gereği duyanın, hayatı hazırlanarak karşılayanın, umutların verdiği pozitif enerjiyle daha huzurlu yaşayacağını göstermesiydi. 2005 zorluklarla dolu Önümüzdeki yılın Türkiye için zor geçeceğini söylemek, ayakları yere basan bir tahmin olur. Ama bu tahmin asla karamsarlık sayılmamalı. Zira Türkiye büyük bir yapısal değişimin, daha başlangıcında. 2005 yılı bu başlangıcın genel çerçevesinin çizildiği, gerçekleşme hızının test edildiği bir yıl olacak.. Avrupa Birliği ile 3 Ekim’de müzakerelere başlanacak olması, yılın başından itibaren büyük hazırlıkları ve uygulamaları gerektiriyor. Bu yüzden muhalefeti ve iktidarıyla, askeri ve siviliyle “Türkiye için” ortak paydasında ne kadar buluşabilirsek, değişimin zararlarından ve olumsuz etkilerinden o oranda uzaklaşabileceğiz. Uygulama ve politikalarımızda duygusallık yerine, ne kadar sağduyu çizgisine yaklaşırsak, Türkiyemizin menfaatlerini o ölçüde gözetebileceğiz. Komşuluk ve müttefiklik ilişkilerimizi, uluslararası münasebetlerimizi, duygusallık ve tribünlere oynamak kolaycılığı yerine, ortak menfaatler temeline oturtabildiğimiz ölçüde, daha kazançlı çıkacağız. “Ülkeler arasında kalıcı dostluk ve düşmanlık olmaz. Ülkeler arası ilişkiler, ortak çıkarlar çerçevesinde gelişir!” gerçeğine yaklaştığımız ölçüde daha başarılı olacağız. Kıbrıs ve AB müzakere süreci Kıbrıs, 2005 yılının en öncelikli konusu durumunda. AB müzakere sürecinin başarılı ve kazanımlı olmasının yolu, Kıbrıs engelinin biran önce aşılmasından geçiyor. AK Parti iktidarı bugüne kadar Kıbrıs konusunda, çok dikkatli ve olumlu bir çizgi sürdürdü. Bunun devam etmesi lazım. Çözüm istemek, elbette ver kurtul demek değil! Başbakan Erdoğan’ın formüle ettiği “kazan-kazan” formülü, herkesin kazançlı çıkacağı çözüm platformunun bulunacağını gösteriyor. Kıbrıs Rum Kesiminin AB’ye girişini engelleyemeyen ve her defasında müzakereleri terkeden taraf görüntüsünü verenlerin, bugün artık daha dikkatli ve sağduyulu olmaları gerekiyor. Kıbrıs Türk tarafı referandumda Annan Planı’na büyük bir çoğunlukla evet diyerek, çözümden kaçanların Rumlar olduğunu uluslararası kamuoyuna ispatladı. Bundan sonra yapılacak iş, bu evetin ardından hem ABD’nin ve AB’nin, hem de Birleşmiş Milletler’in KKTC konusunda atmayı taahhüt ettikleri adımların atılmasını sağlamaktır. KKTC’nin izolasyonunun kaldırılması, Rum tarafının müzakere masasına oturmasının ve Annan Planı’nı kabulünü sağlayacak baskıların yapılması öncelik olmalı. İşte bu konuda en büyük iş de, ABD’ye düşüyor. ABD, BM’yi harekete geçirecek, Rumlar’ın şantaj ve çözümü gecikdirecek oyunlarını bozacak tek güçtür! Ama Türk-Amerikan ilişkilerinde hiç olmadık yerde gerginlik çıkarmaktan, sorumsuz ve duygusal tepkilerle ABD’yi hareketsizliğe itmekten kaçınmak lazım! Umarız, ABD Dışişleri Bakan Vekili Richard Armitage ‘in devam eden Orta Doğu gezisindeki Ankara durağı, ilişkilerdeki duygusal pürüzlerin giderilmesini ve ABD’nin Kıbrıs konusunda gerekli adımları atmaya başlayacağı ortamı sağlamıştır. Zor geçeceğini tahmin ettiğimiz 2005 yılının Türkiyemize ve insanlığa hayırlar, huzurlar getirmesini dileriz. Bu vesile ile aziz okurların yeni yıllarını da tebrik ederiz. Rahmetli anneannemin duası, hepimiz için geçerli olsun. Hamd ve şükrü sürdürelim ve Cenabı Hak’dan bugünlerimizi aratmamasına dua edelim.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT