BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir müdür arıyorum

Bir müdür arıyorum

F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım , kendisi açısından zekice sayılabilecek bir tarzda, kendi kamerasını medya kuruluşlarına gönderip, yönetici ve yazarlardan sorular aldı, sonra da kendi televizyonunda cevaplamaya çalıştı.



F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım , kendisi açısından zekice sayılabilecek bir tarzda, kendi kamerasını medya kuruluşlarına gönderip, yönetici ve yazarlardan sorular aldı, sonra da kendi televizyonunda cevaplamaya çalıştı. Bizim gazeteden bazı yazarlar da dahil, kimi medya mensupları bu sistemi kabul etmedi. Yıldırım’ın cevap verirken cevap hakkı doğuracağını düşünüyorlardı. Ben kabul ettim. Sorumun yarısı eleştiri idi. İkinci bölümü ise net bir cevabı gerektiriyordu. Yani, hangi cevabı verirse versin, üstüne ekleyeceğim bir şey yoktu. Şunu sordum: “Tesis başarınızın yanında sportif başarı da gelmeye başladı. Ama siz ayırt etmeden bütün medyayı düşman ilan ediyorsunuz. Yaptığınız iyi işlerin yanında eleştirileri de biraz tolore edebilirseniz, spor tarihine adınızı yazdırabilirsiniz. Sorum şu: Bir konuşmanızda bir spor müdürünün sabıkalı olduğunu söylemiştiniz. Kimdir bu müdür?” Cevap sayılırsa, şunu söyledi: “Gazeteci araştırır. Araştır kendin bul. Bulamazsan beni ara, söyleyeyim.” Araştırmaya koyuldum: Bir tane, “Otomobil Osman” ile kafiyeli bir başka otomobil markası müdür çıktı ama acaba o mudur? Sayın Yıldırım’ın otomobil hediye ettiği filan söyleniyordu hani... Yoksa, yine sayın başkanın özel uçağı ile götürüp askeri birliğine teslim ettiği müdür mü? Acaba Yıldırım’ın çocuğunu sünnet ettirdiği müdür olabilir mi? Belki de, F.Bahçe Başkanı’nın kiralık otomobil dükkanı açtığı müdürdür, ha? Kim bilir, televizyonda iş bulduğu müdürü kast etmiştir belki de... Küfürlü manşetleriyle tanınanı kast etmiş olmasın? Bir tarihte kendi gazetesini soymuştu o da çünkü. Son günlerde basketbolla ilgili bazı “kombinezonların” içine girdiği söylenen müdür olabilir mi? Amaaan... Çıkamadım işin içinden... Başkanı arayacağım en iyisi... Denizli’ye yakışan final Mustafa Denizli bir konuşmamızda demişti ki, “İki büyük takımla şampiyonluklar yaşadım, Milli Takım’la başarıyı tattım. 50’li yaşlarda bu işi noktalamayı planlıyorum. Ve bana yakışacak bir finalle... O da şöyle olur: Bir doğu takımını alıp ücretsiz çalıştırmak istiyorum meslek hayatımın sonunda...” Denizli, bugün İran’da bir kulüp ile pazarlıkta... “Çok cazip bir teklif yaptılar” diyerek gitti. Doğu işini biraz abarttı anlaşılan... Paraya da hâlâ ihtiyacı var demek ki... Yoksa... Terör bitince kahramanlık da bitti mi? Seksenlik ninenin mektupları (Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, Susanna Tamaro) (Kitap, 80 yaşındaki bir kadının -galiba Helga’ydı- uzaklara giden genç torununa (Mathilda) yazdığı ama göndermediği mektuplardan oluşuyor.) H “İnsan dedesi veya ninesinin ölümünde ne öksüz, ne yetim, ne de dul kalır. Belki de nineler ve dedeler, kayıpları isimlendirmeye değmeyecek aksesuarlar olarak görünüyorlardır.” “Akmayan gözyaşları kalpte birikirler, zamanla kabuk tutarlar ve kirecin çamaşır makinesini tıkaması gibi kalbi tıkayıp felç ederler.” “Dil dişin ağrıyan yerine değer.” “Altmışına doğru arkanda kalan yol önündekinden daha uzunken, hiç görmediğin bir şeyi görürsün: Aştığın yol dümdüz değildi, kavşaklarla doluydu, her adımda değişik yönleri gösteren oklar vardı, şuradan bir patika sapıyordu, ötekinden ormanın derinliklerinde yiten otlu bir yol. Bu sapakların kimine fark etmeden girdin, kimini görmedin bile; beğenmediğin yol seni nereye götürürdü hiç öğrenemezsin; acaba daha iyi bir yer miydi, daha mı kötüydü? Bunu bilemezsin ama gene de pişmanlık duyarsın. Yapabileceğin bir şey vardı, ama yapmadın; ileri gideceğine geri döndün. Yoldaki kavşaklarda başka yaşamlarla karşılaşırsın, onları tanıyıp tanımamak, derinine yaşamak ya da es geçmek yalnızca bir anlık karar sonucudur; bunu bilmesen de dümdüz ilerlemekle sağa sola sapmak söz konusu olduğunda genellikle senin varlığınla ve yanında olacak kişinin yazgısıyla oynanmaktır.” H “Benim zamanımda zeka, evlilik amaçlandığında son derece olumsuz bir çeyiz sayılırdı.” “Çağdaş insanın bütün alışkanlıkları arasında, günlük gazeteleri okumak en kötü alışkanlık olarak sayılabilir.” En insani davranış, bir insanın utanılacak duruma düşmesini önlemektir. (Neitzsche) TÜRK’ÜN BİRİ BİR GÜN... Manavda sivribiber kalmadığını öğrenen Sezer Kırbıyıklı “Bu nasıl manav?!” diyerek domatesleri kurşunladı. (Bursa) VAY HAYVAN VAY! Dünyanın en güçlü hayvanı karıncalardır. Naim Süleymanoğlu kendi kilosunun 3 katını kaldırıp dünya rekoru kırdı. Karıncalar ise kilolarının 50 katını kaldırabilir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT