BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 2004 ‘Çin yılı’ oldu

2004 ‘Çin yılı’ oldu

Ucuz üretim imkanlarıyla dünya şirketlerinin akın ettiği Çin geçtiğimiz yıl yüzde 9 büyüme yaşadı. Avrupa’da ise bu rakam %2’de kaldı.



İSTANBUL (İHA) - Dünya şirketleri, muazzam pazar potansiyeli ve düşük üretim maliyetleriyle göz kamaştıran Çin’e akın ediyor. Bunun neticesinde geçtiğimiz yıl Çin’in ekonomik büyüme hızı yüzde 9’u bulurken Avrupa yüzde 2’de kaldı. Üç yıl önce Dünya Ticaret Teşkilatı’na üye olan Çin’e el atmayan şirket ise yarışı kaybetmiş sayılıyor. Ekonomik büyüme hızı yüzde 2’de kalmasına rağmen Avrupalılar memnun. Yıllardır sıfır büyümeyle yetinmek zorunda kaldıklarından ‘bu oran bile hiç yoktan iyidir’ diyorlar. Ekonomik hayatı piyasa mekanizmasına emanet eden ABD ise, uluslararası rekabetten ağzı en çok yananlar arasında. Amerikan imalat sanayiinde en az üç milyonluk istihdam kaybedildiği ve özellikle Çin’de üretilen ucuz malların rekabeti yüzünden bir milyon Amerikalı’nın işsiz kaldığı belirtiliyor. Yerli şirketlerin rekabet şansının kalmadığını ifade eden tekstilciler, “Çinliler’le yaptığımız fiyat rekabeti kanımızı kuruttu. Çin’deki fabrika işçisi ayda en fazla 100 dolar kazanıyor. Biz ise Amerikalı işçiye saatte 12 dolar ödemek zorundayız” diye yakınıyorlar. Euro doları ezdi geçti 2004, euro-dolar paritesinin çarpıldığı yıl oldu. Yıl sonlarına doğru euro, 1 dolar 34 cent’ten işlem görüyordu. Euro ülkelerinin ihraç malları dünya pazarlarında pahalanırken doların ucuzlaması, ABD’nin ihracatını kolaylaştırıyordu. ABD’nin bütçe ve ödemeler dengesinde verdiği açığın astronomik boyutlara varması, ‘euro-dolar paritesini çığrından çıkmasına’ sebep oldu. ABD’nin cari açığını Asya ülkeleri finanse ediyor. Çin ve Japonya, Amerikan hazine bonolarını piyasadan toplayarak kendi paralarının değer kazanmasını önlüyorlar. Çin günümüzde ABD’nin en büyük alacaklısı. Ama Çin parası ile dolar arasındaki parite değişmiyor. Washington, Pekin yönetimini, ‘Yüan’ın kurunu suni olarak düşük tutmakla’ suçluyor. Amerikan Merkez Bankası, enflasyon tehlikesini önleyip dolara değer kazandırtabilmek için ana faiz oranını yükseltmeye başladı. Ancak bu kez de artan faizlerin ekonomik büyümeyi frenleyip bütün dünya ekonomisini uçuruma sürükleme tehlikesi peydah oldu. Amerikalı ekonomist David Wessel ise ‘gidişata dur deme’ zamanının geldiğini, aksi takdirde doların dünya rezerv birimi olma özelliğini euro’ya kaptıracağını söylüyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT