BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Sana bir oda hazırladık Aliye”

“Sana bir oda hazırladık Aliye”

Mübeccel Hanım kapıyı açtı. Küçücük, şirin bir odaydı burası. Tek kişilik bir karyola, bir çalışma masası, bir şifonyer ve bir de elbise dolabı vardı. Yerler halı kaplıydı. Pencereler apartmanın arka tarafındaki bahçeye bakıyordu...



Müşerref ve Mübeccel Hanım, yan gözle sessizce oturmuş, önüne bakan Aliye’yi süzüyorlardı. Küçük kız anlatılanları sanki başka birisinin hikayesiymiş gibi dinlemişti. Kafasının içi karmakarışıktı. Hayatında ilk defa annesinden ayrı kalmıştı. Onun beynini kemiren şey bu özlemdi. Zaman zaman dudakları kıvrılıyor, derin derin soluk alıyordu. Neden sonra Sedat bey ve eşi müsaade isteyip kalktılar. Onları kapıya kadar geçiren iki yaşlı kadın yeniden odaya, Aliye’nin yanına döndüler. Müşerref Hanım birkaç saniye sessizce süzdü küçük kızı. Sonra gülümsedi: - Sana bir oda hazırladık Aliye. Bundan sonra o odadan sen sorumlusun. Biz yaşlı insanlarız. Erken yatarız. Zamanımız birkaç ahbap ziyareti ve televizyon seyrederek geçiyor. Sen de bundan sonra bizimle birlikte sakin bir hayat süreceksin burada eminim. Yarın seni bir ahbabımıza götüreceğiz. Kendisi avukattır. Okulun için ve bundan sonra neler yapabileceklerimizi öğrenmek için ondan fikir alacağız. Kimliğini getirdin değil mi kızım? Aliye hemen annesinin kendi elleriyle hazırladığı torbasının içinden nüfus kağıdını bulup uzattı yaşlı kadına. - Tamam canım. Bakalım bundan sonrasında neler yapabileceğiz. Biliyor musun ben de ablam da eski öğretmenleriz. Tıpkı Necla gibi. Hayranlıkla gülümsedi küçük kız. Mübeccel Hanım ayağa kalktı: - Haydi gel bakalım sana odanı göstereyim Aliye. Elini yüzünü yıka, temizlen ve rahatla. Ondan sonra da karnımızı doyuralım. Aliye, Mübeccel Hanımın peşine takıldı. Torbasını kucaklamıştı. Uzun bir koridordan geçip odasının kapısına geldiler. Mübeccel Hanım kapıyı açtı. Küçücük, şirin bir odaydı burası. Tek kişilik bir karyola, bir çalışma masası, bir şifonyer ve bir de elbise dolabı vardı. Yerler halı kaplıydı. Pencereler apartmanın arka tarafındaki bahçeye bakıyordu. Duvarda Necla hanımın okul sıralarında çekilmiş bir resmi asılıydı. Mübeccel hanım gülümsedi: - Burası Necla’nın odasıydı. Bu odada çalıştı derslerini ve okulunu bitirdi. Şimdi de senin odan oldu artık. Haydi bakalım, elini yüzünü karşıdaki banyoda yıka, üzerindeki elbiseleri değiştir. Biraz rahatlarsın. Yolculuk yorar insanı. Sonra da karnımızı doyuralım. Küçük kız kibarca teşekkür etti. Sevmişti burayı. Odasında yalnız kalınca beğeniyle bakındı etrafına. Hayatında ilk defa kendine ait bir odası olmuştu. Hayatının tümüyle değiştiğini fark edebiliyordu. Annesi geldi aklına. İçini bir sızı kapladı. “Keşke anam da yanımda olsaydı...” diye mırıldandı kendi kendine. Torbasının içinden giysilerini çıkarttı. Yatağının üzerine oturup etrafına bakındı. Hiç bu kadar yumuşak bir yatakta yatmamıştı şimdiye kadar. Bir hata yapmaktan korkuyordu. Tedirginliği bu yüzdendi. Elbiselerini yerleştirdi. Kitaplarını yatağının baş ucundaki komodinin üzerine koydu. Sonra banyoya geçti. Elini yüzünü, ayaklarını güzelce yıkadı. Saçlarını düzeltti. İş bitmişti. Çekinerek salona döndü. Masanın üzerinde nefis poğaçalar, börekler vardı. Mis gibi kokuyordu hepsi de. Karnının ne kadar acıkmış olduğunu fark etti. Gülümseyerek masaya oturdu. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT