BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İclal pencerede donup kalmıştı!..

İclal pencerede donup kalmıştı!..



İclâl, pencereden her şeyi görmüştü. Ne yazık ki konuşmaları duyamamıştı. - Ali Cengiz, son anda, tam bahçelerinin köşesinde bakkaldan alacağı bir şeyi hatırladı. Tomris’ten ayrıldı her halde, dedi. Tomris, kısa bir duraksamadan sonra yol boyunca yukarı doğru uzaklaştı. Son derece canı sıkılmıştı: - Pek keşfedemedim ama, uzaktan bakılınca Ali Cengiz beni atlatmış gibi gözükür. Ali Cengiz, hakikaten bakkala gidecekti zannederim. Yahut da çok iyi rol yapmıştı. Bu adam beni deli edecek. Benim gibi bir kız ayağına kadar geldiği halde fırsatı göz göre göre kaçırdı. On onbeş adım daha beraber yürüse de, bakkala daha sonra gitseydi ya. Ben olsam öyle yapardım. Bu delikanlı belki de çok salak biri. İşte beni buldun. Kaçırma be adam! Tomris, havâî meşrepli idi. Ali Cengiz’i tava getirmek istiyordu. Aşık olabilecek kabiliyette değildi. Ama tabiidir ki daha sonrası pek tahmin edilemez. Ali Cengiz’i kendine aşık ettikten sonra ondan yüz çevirmeyeceği garanti değildi. İclal’in delikanlıda gözü olabileceğini kuvvetle tahmin ediyordu. Ali Cengiz onu değil, kendisini seçmeliydi, tercih etmeliydi. Kısacası İclal’e karşı “tercih edilen” olmak istiyordu. İclal’e gelince pencerede donup kalmıştı. Havanın kararması üzerine erken yakılan sokak lambalarının soluk ışıkları daha çok belli oluyordu. İnsanlar ve bakkala doğru karşı yolda uzaklaşan Ali Cengiz, artık gölge halinde belli oluyordu. Genç kız, Ali Cengiz’in Tomris’ten ayrılması üzerine rahat bir nefes aldı. Ferahlar gibi oldu. Ama bu ferahlık daha fazla devam etmedi: - Işıkların yandığı bu akşam saatleri bana her zaman neşe verirdi, dedi: Şimdi neden böyle içim daralıyor. Hâlâ karanlıklaşan odasında pencere önündeydi. Dışarının soluk ışığı, oda duvarını soluk şekilde aydınlatıyordu. Dışarda soğuk artmıştı. Tek tük kar taneleri düşüyordu. Gözleriyle hâlâ Ali Cengiz’i takib ediyordu. Delikanlının karaltısı, nihayet yüzelli, ikiyüz metre kadar ilerde bulunan dükkanın kapısından girip kayboldu. İclâl, hâlâ penceredeydi. Delikanlı kaybolunca daha da içi sıkıldı ama bunu başka sebebe yordu: - Böylesine keder verici hava görmemiştim, diye söylendi. Halbuki hiç işlek olmayan bir geniş tenha yol hâlâ kar içinde bembeyaz. Manzaranın bana neşe vermesi icab ederdi. O böyle düşünürken Ali Cengiz uzaktaki dükkanın kapısından çıktı genç adam karda yürüyerek yaklaşıyor, sokak lambalarının altına geldikçe belirsizce aydınlanıyor, sonra yine silüet halinde gözüküyordu. Genç delikanlı yaklaştıkça İclal’in içi ferahlıyordu. Ama yine tekrar edelim: Bu ferahlığı da yine manzaranın güzelliğine yoruyordu. Ali Cengiz, bahçelerinin köşesine yaklaşırken, karşı kaldırımdan bu yana geçti. İclal’lerin evinde yalnız perdeleri kapalı olan salonun pencereleri aydınlıktı. Delikanlı buna güvendi. Köşeyi dönmeden önce dayanamadı. Başını kaldırdı. İclal’e ait olduğunu bildiği odanın karanlık pencerelerinin parlayan camlarına doğru baktı. DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99326
    % -0.51
  • 5.564
    % -3.14
  • 6.3027
    % -2.78
  • 7.3659
    % -2.88
  • 236.892
    % -2.65
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT