BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vah benim köse sakalım!

Vah benim köse sakalım!

Akdeniz ülkelerinde yaşayanlar sıcak kanlı insanlardır. Bu yörelerde toplum mühendisliği daha kolay icra edilir!



Akdeniz ülkelerinde yaşayanlar sıcak kanlı insanlardır. Bu yörelerde toplum mühendisliği daha kolay icra edilir! Önümüze gelen veya gelmesi muhtemel meseleleri çözmeme, çözememe, erteleme gibi bir hastalığımız var. Coğrafi olarak tutulduğum başka bir illet de pireyi deve yapmak ve pire için yorgan yakmaktır. Akl-ı selim ile itidale yaklaşmasını bir türlü beceremiyoruz. İfratla tefrit arasında bocalıyoruz... İşte bu hal, toplum mühendislerinin işini haddinden fazla kolaylaştırıyor; ve bize, kaybetmiş olduğumuz değirmenin gürültüsünü aratıyor! Neresinden bakarsanız bakınız, yanlıştayız ve hayatımız bu tür yanlışlıklarla geçiyor. Geriye dönüp baktığımızda da bir arpa boyu yol almadığımızı ve aynı yerde debelenip durduğumuzu görüyoruz. İp, hiçbir zaman tek tarafından gerilmez. Birileri ipin ucunu tuttu mu, diğer ucunu hemen tutup çekmeğe ne çok teşneyiz! Milletin hassasiyetini anlıyor ve saygı duyuyoruz. Ama, milletin değerlerinin kullanılmasını, şu veya bu sebeple, haklı ya da haksız milleti kamplara ayırıp, bozgunculuğa ve yıkıcılığa sebebiyet verilmesini asla tasvip etmiyoruz. Günlerdir, gündemimizde başörtüsü meselesi var. Adeta ona kitlendik. Ne hükümet meselemiz var, ne Kosova, ne şu ne bu!.. İnsaf, dinin yarısıdır sözü hadis-i şeriftir. Elinizi vicdanınıza koyarak ve insaf ile bu yazıyı okuyunuz! Başörtüsü, Müslüman kadınlar için Allahü teâlâ’nın emridir. Bu emre inanıp, gereğini yerine getirmeyenler dinden çıkmaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti laik bir devlettir. Yani, va’zetmiş olduğu kanunlarını hiçbir dinden almaz. Bu ve bunun gibi Cumhuriyet’in temel niteliklerinin değiştirilmesinin teklifi dahi suçtur. Şimdi soruluyor: Bu memleket halkının yüzde 99’u Müslümandır. Bu millet siyaset yapamayacak mıdır? Bu işi bilenler ve bu işe hevesli olup uyanlar, elbette siyaset yapabilirler; hem siyasetle iştigal eden partilerin bütün mensupları da Müslüman olabilir. Buna bir mani yok. Dinli olsun, dinsiz olsun. Şu dinli olsun bu dinli olsun, siyasetle uğraşacaklar, bu uğraşlarını (siyasetlerini) din dışı tutmaya mecburdurlar. Aksine tutum, suç olup, onları siyasetten men eder. Buraya kadar yazılanlarda, hiç kimsenin ihtilafta olacağını zannetmiyoruz. Çünkü bunlar, ne sizin ne de bizim elimizde olan hususlardır. Bunlar, bu ülkenin realiteleri, gerçekleridir. Tekrar başa dönüyoruz; yani, fırtına koparılan başörtüsü konusuna ve toplum mühendislerinin işine: Acaba, Meclis içtüzüğünü hazırlayanlar, kadının Meclis’teki kıyafetini belirlerlerken, başı açık ifadesini koyamazlar mıydı? Yüzlerce meb’us o Meclis’e girdi, kimse alkışlanmadı; Merve Kavakçı’yı ayakta karşılayıp alkışlamanın manası nedir? O partinin fikir babası mıdır, çilekeşi midir? Hiç biri değil; o halde, o hal neyin nesidir? Burada Ecevit’i ve partisini de anlamak mümkün değil! Tamamen Meclis Başkanı’nın tasarrufunda bulunan bir konuda, antidemokratik bir davranış sergilemişlerdir ve kraldan fazla kralcı kesilmişlerdir. MHP, ANAP ve DYP’nin suskunluğunu anlamayacak ne var? Onlar bu işin tarafları olarak, oraya hazırlıklı gelmedikleri için (!) şaşkınlığa kapıldılar. Nitekim, Bülent Ecevit daha önceden hazırlamış olduğu zehir zemberek metni, kürsüye çıkıp okudu. Hazır kıtaları da onu, dakikalarca alkışladı! Peki ne yapılmak istenmiştir? Bir taşla tutulan onlarca kuştan, biz, bir tanesinin ismini söyleyelim: İşte kalkışmayı gördünüz! Tehlike devam ediyor! diyecekler ve kurulacak hükümetteki sağ partilerin ellerini kollarını bağlayacaklar. Yani pazarlığa (1-0) önde başlayacaklar! Kaş yapalım derken göz çıkartılmıştır! Aydın Menderes’in sözleri altın değerindedir ama, kime anlatacaksınız; zemberekler kurulu zira: “Parti toplantılarımızda, Genel Başkanı ve arkadaşlarımızı ikaz ettim. Bu işin zamanlaması yanlıştır. Bu eylemde parti olarak yalnız kalabiliriz. Başörtüsü konusunu daha da geri götürmeye sebep olabiliriz! Demokrasimiz henüz olgunlaşmamıştır. Demokrasimizi örseletmeye hakkımız yoktur. 28 Şubat’a sebep olmuş ve bu süreci önleyememişiz. Aynı süreci yeniden alevlendirmenin manası var mı, bunun bize ne faydası vardır? Önce, dayatmacı kültürden, uzlaşmacı kültüre ulaşmamız gerekir!” Vah, benim köse sakalım!..
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99326
    % -0.51
  • 5.564
    % -3.14
  • 6.3027
    % -2.78
  • 7.3659
    % -2.88
  • 236.892
    % -2.65
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT