BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İlaç kuyruğuna son

İlaç kuyruğuna son

Sosyal Sigortalar Kurumu’ndan sağlık yardımı alan yaklaşık 35 milyon vatandaşımızın ilaç kuyruğunda bekleme çilesine son veren düzenleme nihayet üç gün önce yürürlüğe girdi. İlk günlerde meydana gelen olumsuzlukları gören ve bu uygulamanın yürümeyeceğini söyleyenlere kulak asmazsak, SSK’lıların geleceğe daha ümitli bakmaları için bir çok sebep bulunmaktadır.



Sosyal Sigortalar Kurumu’ndan sağlık yardımı alan yaklaşık 35 milyon vatandaşımızın ilaç kuyruğunda bekleme çilesine son veren düzenleme nihayet üç gün önce yürürlüğe girdi. İlk günlerde meydana gelen olumsuzlukları gören ve bu uygulamanın yürümeyeceğini söyleyenlere kulak asmazsak, SSK’lıların geleceğe daha ümitli bakmaları için bir çok sebep bulunmaktadır. Gerçekten Kamu Kurumlarında çalışan memurlar ile Emekli Sandığı emeklileri ve Bağ-Kur sigortalıları dışarıdan anlaşmalı eczanelerden ilaçlarını alabilirlerken, SSK mensuplarının bu haktan mahrum bırakılması hakkaniyete sığmıyordu. Zira, SSK hastaneleri içerisinde hizmet veren Kurum eczaneleri vatandaşın talebini karşılamaktan uzak. Bu sebeple eczane önlerinde büyük kuyruklar oluşmaktaydı. SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na devrinde olduğu gibi Çalışma Bakanlığı bürokrasisinin ve SSK yöneticilerinin muhalefetine rağmen Başbakanın kararlı tutumu sayesinde özel eczaneler SSK’lıların hizmetine açıldı. Bundan sonra yapılması gereken ilaç firmaları ile sıkı pazarlık yaparak fiyatları düşürmektir. İstanbul sıkıntılı başladı Özel eczanelerin SSK’lı vatandaşlara hizmet verebilmesi için öncelikle özel eczaneler ile Sosyal Sigortalar Kurumunun anlaşma yapması gerekiyordu. İlk günden başlayan problemleri incelediğimizde bazı illerde SSK yetkililerinin çok duyarlı davranması neticesinde özel eczaneler ile anlaşmalar yapılmıştır. Örneğin; Adana gibi bazı illerde daha birinci günden vatandaşlar anlaşmalı eczanelerden ilaçlarını alabilirken, İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerimiz de çok az sayıda eczane ile anlaşma yapılmış olmasından dolayı problemler yaşanmıştır. İstanbul ve Ankara’da zamanında neden tedbir alınmadığını birilerinin açıklaması gerekiyor. Dispanserler kapatılıyor mu? Bu günler de SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na devri gündemde. Şubat ayının 19’undan sonra, yani bir hafta sonra, SSK’ya ait bütün sağlık tesisleri Sağlık Bakanlığının sevk ve idaresine geçecek. SSK çalışanları bu duruma çok tepkililer. Bu tepkinin neticesinde olacak ki, SSK’ya ait bazı sağlık tesisleri kapatılarak Sağlık Bakanlığına verilmeyecekmiş! Hastanelerin devredildiği Sağlık Bakanlığı hangi ülkenin bakanlığı?.. Basın ve yayın organlarında bazı dispanserlerin kapatıldığı yönünde haberler çıkıyor. Ancak hangi, dispanserlerin kapatıldığını öğrenmek istediğimizde, kimsenden bilgi alamadık. Kapatılacak dispanserler sır gibi saklanıyor. Mevcut hastanelerin yetersizliğini dikkate alarak sağlık tesisi kapatmanın kolay olmayacağını, kamuoyu tepkisinin bu kararı alanları koltuklarından edeceğini hatırlatmak isteriz. Buna rağmen atıl ve kullanılmayan tesis varsa kapatılabilir. Kamuda çalışan emekliler Bilindiği gibi, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emekli olan bir kişi, sigortalılığı gerektirecek bir işte çalışmaya başladığında, SSK’ya “Sosyal Güvenlik Destek Primi” ödeyerek çalışabiliyor. Ayrıca Bağ-Kur sigortalılığını gerektirecek bir faaliyete başlayanlar ise, “Bağ-Kur’a Sosyal Güvenlik Destek Primi” ödemek şartıyla emekli aylığını almaya devam edebiliyor. Yani, ülkemizin mevcut sosyal güvenlik mevzuatı emeklilerin çalışmasına müsaade etmektedir. Ancak, 2005 yılı Mali Bütçe Kanunu öteden beri uygulanmakta olan ve emeklilerin çalışmasına imkan tanıyan sisteme sınırlama getirdi. Emekli olduğu halde herhangi bir kamu kurumunda çalışmaya devam edenler 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren emekli aylıklarından vazgeçmeleri gerekecek. Emekli aylığını almak istedikleri takdirde ise, kamudaki görevlerinden ayrılmaları gerekiyor. 2005 yılı Bütçe Kanunu’nun 25’inci maddesinin (f) fıkrası uyarınca, kamu işyerlerinde çalışan emeklilere tercih yapmaları bildirildi. Bunun üzerine bazı emekli kamu çalışanları işlerinden istifa ederek ayrıldılar. Yani, emekli aylığını tercih ettiler. Bazı çalışanlar ise emekli aylıklarından feragat ederek kamudaki görevlerine devam ediyorlar. Buraya kadar bir sıkıntı yok gibi görülüyor. Sosyal güvenlik sistemini yakından ilgilendiren böyle bir konunun Bütçe Kanunu ile düzenlemesi doğru değildir. Keza anayasa gereği, bütçe kanunu ile sadece bütçe uygulamaları ile ilgili düzenlemelerin yapılması zorunluluktur. Bu açıdan bakıldığında söz konusu düzenleme anayasaya aykırı görünüyor. Hükümet bu durumu fark etmiş olacak ki, emekli olduktan sonra herhangi bir kamu kurumunda çalışacak olan kişilerin emekli aylıklarının kesilmesine yönelik yeni bir tasarıyı kanunlaştırmayı planlamaktadır. Bu kısa hatırlatmadan sonra söz konusu uygulamanın beraberinde getirdiği başka sorunları dile germek istiyorum. Aylığı kesilene sağlık yardımı yok Kamuda çalışmaya devam edenlerin emekli aylığı kesildiği için emeklilik statüsünden dolayı sağlık yardımları da sona ermektedir. Gerçekten, bütçe Kanunu yürürlüğe girinceye kadar emekli oldukları kurumdan (SSK, Bağ-Kur, T.C. Emekli Sandığı’ndan) aldıkları sağlık karnesi ile hastanelerde muayene ve tedavi olabilen gerektiğinde ilaç alabilen emekliler, çalışmaları nedeniyle aylıkları durdurulduğu için emeklilik statüsünden çıktılar. Dolayısıyla sağlık yardımları da kesildi. Söz konusu kişiler 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren sosyal güvenlik destek primi yerine, normal sigortalılar gibi prim ödemeye başladılar. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa göre, sigortalı olarak çalışmaya başlayan bir kişinin sağlık yardımı alabilmesi için, yani muayene ve tedavi olabilmesi için en az 90 gün sağlık sigortası primi ödemesi gerekmektedir. Bakmakla yükümlü olduğu eş, çocuk, ana ve babasının sağlık yardımı alabilmesi için ise, en az 120 gün sağlık sigortası primi ödemesi gerekiyor. Görüldüğü gibi, bu kişiler üç ay süreyle sigortalı olarak sağlık yardımı alamadıkları gibi dört aylı bir süreyle de bakmakla yükümlü oldukları eş, çocuk, ana ve babalarını da tedavi ettiremeyecekler, hastaneye götüremeyecekler ve ilaç alamayacaklar. Bütçe kanunu ile yapılmaması gereken bir düzenlemenin bu şekilde yapılmış olması neticesinde bu tür sorunların çıkabileceği hesaplanamamıştır.
Kapat
KAPAT