BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ölümün işi hep aceledir

Ölümün işi hep aceledir

Dağların ardından ölüm doludizgin gelir Terkisinde biri vardır



Dağların ardından ölüm doludizgin gelir Terkisinde biri vardır Ama yollar insanlar kaynaşır Ama dünya telaşında hepsi Ama ölümün işi hepsinden aceledir Ama yollar tutulmuş geçilecek gibi değil Bir anda her şey bir yana itilir Önce ölüm! Ölüme yol! *** “Ölümün işi hepsinden aceledir” diyor Behçet Necatigil... Günlük telaşlarımızın unutturduğu o biricik gerçeği, nedense hep, her zaman, en yakınımızdakilerden birini kaybettikten sonra yeniden hatırlıyoruz. İlk tepkimiz derin bir iç çekiş oluyor, o kadar; sonra, yeniden dalıp gidiyoruz günlük meşgalelerin akışına... Peki neden böylesine balık hafızalıyız? Ya da neden kaçıyoruz sürekli ölüm denen bu tek ve en keskin gerçekten? “Cebimde ölümüm” benim, sürekli terkimde... Çünkü benim meselem var; şair Haydar Ergülen’in tabiriyle, “meselesi olmak derdi olmaktır.” Derdimi seviyorum... *** Geçen hafta, o gerçeğe emanet ettiğimiz dostumuz, abimiz, hemşehrimiz Avukat Cavit Kalpaklıoğlu (ona rahmetler diliyorum) da meselesi olan bir aydındı. Derdi vardı. Dünyanın ve memleketin problemlerini biliyordu. Kendini büyük şehirlerin kıskacında bitirmek yerine taşralılığın coğrafî anlamına çekip, Ordu’da serbest avukatlık yapan Kalpaklıoğlu, Üstad Necip Fazıl Kısakürek, Nurettin Topçu, Ali Fuat Başgil, İsa Yusuf Alptekin, Necmettin Hacıeminoğlu’nun rahle-i tedrisinden geçmiş aydınlık kafalardan biriydi. 1942’de Ordu’da başlayan hayat macerasının gençlik yıllarını İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde iken mücadeleyle geçirmişti. Önceleri Babıali’de Sabah ve Haber; avukatlığa başladıktan sonra Ortadoğu, Türkiye, Zaman ve Bayrak gazetelerinde anayasa, laiklik, siyasî rejim, Mecelle, Meşrutiyet’ten günümüze seçimler konularında makaleler kaleme aldı. Merhum Kalpaklıoğlu, Bursa’da toplanan “1. Milliyetçiler Kurultayı”nda sunduğu anayasa konulu tebliğiyle geniş kesimlerin hem dikkatini hem tepkisini çekmişti. Fikir ve Memleket tiyatro topluluklarının oyunlarında aldığı rollerle de tanınıyordu. En akılda kalanlar ise Üstad Necip Fazıl’ın “Sultan II. Abdülhamid” ve Üstün İnanç’ın “Kurt Kapanı” oyunlarında aldığı rollerdi. Milliyetçiler Derneği ve Türkiye Yeşilay Cemiyeti’nin faal üyelerinden biri idi. “Avrupa Topluluğu Gerçeği” isimli kitabı ile AB meselesine farklı bir bakış getirmiş, vefatına kadar da muhalif duruşunu sürdürmüştü. *** Merhum Cavit Kalpaklıoğlu, ülkemizin yetiştirdiği önemli gönül adamlarından biri idi. Ordu’daki mütevazı bürosu, şehrin önde gelen aydınlık beyinlerinin egzersiz mekanı olmuştu. Günlük gazeteleri okumak, derdini anlatmak, memleket meseleleri hakkında fikir alışverişinde bulunmak, dünyayı global politikalarla yorumlamak isteyenlerin buluşma noktasıydı. Bir dönem kendi imkanlarıyla çıkardığı “Memleket” isimli yerel gazete ile de derdini ortaya koymaya çalışan Avukat Cavit Kalpaklıoğlu’nun gerçek bir vatansever olduğunu belirtmeme gerek var mı artık? Belki ülkemiz, nasıl bir değeri kaybettiğini henüz farketmiş değil; daha önceki kayıpları gibi ama gelecekte o ve diğerlerini çok arayacak, diye düşünüyorum. Dileğim, meselesi olan insanlarımıza biraz daha sahip çıkılması... Biraz daha... Fazla şey mi diliyorum?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT