BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zıtlaşmalar

Zıtlaşmalar

Benim annem başörtülüydü. Kökten, aileden öyle görmüştü. Ama başörtüsünü savunmak için öfkeli öfkeli çığırdığını hiç görmedim, duymadım.



Benim annem başörtülüydü. Kökten, aileden öyle görmüştü. Ama başörtüsünü savunmak için öfkeli öfkeli çığırdığını hiç görmedim, duymadım. Annem bana ve kardeşlerime bir gün olsun, “Ben inancımdan dolayı başörtüsü örtüyorum...” dememişti. Hiçbir zaman “Başını örten inanır, örtmeyen inanmaz” anlamına gelebilecek sözler sarfetmemişti. Zaten annemin örttüğü, adı üstünde başörtüsüydü, türban değil. İnsanları kararlarında hür bırakmak kadar doğru olan bir şey var mı? Annem bize hiç baskı yapmadı. Nasihatlerini de tatlılıkla aktardı. Çünkü İslamiyet baskı dini, ayrımcılık, bölücülük değildir. Bazen yanlış propagandalar, yanlış tarzlar savunulan değerlere de zarar verir. Ben annemin gençliğinde ve sonraki yıllarında ülkede başörtüsünden dolayı krizler, kavgalar, bölünmeler olduğunu hiç duymadım. Kimse başörtüsünü topluma yaymak için kendini böylesine ortaya çıkarmamıştır. Oysa ki örtünen örtünmüş örtünmeyen örtünmemiştir... Ve yine o zamanlar, kimse başını örtmeyenlere mesajlar, mektuplar, çarşaflı resimler, “İnşallah başını örter de hidayete erersin...” biçiminde maksatlı dilekler, hatta küçümsemeler göndermemiştir. Annem başörtüsünü ideolojik savunma aracı olarak kullanmadığı için ben onun başörtüsüne yıllar yılı saygı duydum, şimdi de duyuyorum. Ninem de elbette başörtülüydü. O daha çok çiçekli yazmalar ve beyaz tülbent kullanırdı. Ah o yazmaların kabak çiçeği renginde kırlara yayılışı ne kadar güzeldi... Ak tülbentine gelince, onun kokusu hâlâ burnumda tüter. Ben onun dizleri dibinde tülbentinden gelen kekik, iğde, mayıs gülü, sabun ve toprak kokusuyla büyüdüm. İfade, üslûp, tarz ne kadar önemli... Edebiyatın sırf bu kavramlar için var olduğunu kabul etmek gerek... Siz bir nesneyi kutsal da olsa çığıra çığıra sahiplenmeye kalkışır, onu bir kavga aracı yapar, insanları birbirine düşürürseniz, üslûpta yanlış yapıyorsunuz demektir. Bakın Hz. Mevlân⠓Temel olan maksattır” diyor. Ve bir hikaye anlatıyor ardından: Bir Arap şairi Türk padişahının huzuruna çıkıp bir şiir okumaya başlamıştı. Padişah şiiri büyük bir ilgiyle dinliyor, sık sık başını sallıyor, zaman zaman yüzünde hayranlık ifadeleri beliriyordu. Orada bulunan zevat bu tablo karşısında şaşkındı. Padişah yoksa bu dili biliyordu da şimdiye kadar mahsus mu bilmez görünmüştü. Sonunda ona sormaya karar verdiler. Padişah onlara dedi ki: “Ben Arapça bilmem ama başımı sallıyor, anlar görünüyordum; çünkü maksadını biliyordum.” Demem o ki, ister demokrasiyi savunmak, ister inancı savunmak adına son günlerde Merve Kavakçı’nın ortaya koyduğu tablo ittiricidir. Merve Kavakçı’yla onun sözcüsü durumundaki Nazlı Ilıcak’ın çizdikleri tablo şahsen bana sevimsiz geldi. Okuyucularım “Bu konuda ne düşünüyorsunuz?” diye soruyorlardı. Ben de dile getirmeye çalıştım. Bazı meselelerde susmak, size hoş gelmeyen davranış biçimlerini kabulleniyorsunuz anlamına gelebilir...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT