BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dil savaşını kaybettik

Dil savaşını kaybettik

Teknoloji üretemediğimiz sürece yabancı kelimeleri kullanmak zorunda olduğumuzu söyleyen Prof.Dr. Hayati Develi, “Rakibimiz olan medeniyetin dili ile konuşuyoruz, kısacası bu konuda savaşı kaybettik” diyor.



> Tolga Uslubaş Kültür Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hayati Develi, dil meselesinin 150 yıldır konuşulan bir konu olduğunu ve bir 150 yıl daha konuşulmaya devam edileceğini söyledi. Türk Edebiyatı Vakfı’nın çarşamba sohbetinde “Türk Dilinin Bugünkü Durumu”nu masaya yatıran Develi, Türk dilinin 19. yüzyılda zirveye ulaştığını anlattı. Eskiden dünya nüfusunun üçte birinin Türkçeyi anladığını söyleyen Develi, “İngiliz yazar Lewis’in de söylediği gibi dünyada kelime sayısı İngilizce’ye tek yaklaşan dil Osmanlıca’ydı. O zamanki kelime dağarcığımız 300-400 binler iken bugün 2-3 bin kelime ile konuşur olduk. Üstelik Türkçe İngilizce’den daha da üretken bir dil aslında. Türkçede “bilmek” kelimesinden 120 kelime üretilirken İngilizce’den bu rakam sadece 10 kelime ile sınırlı” diye konuştu. Özellikle 19. yüzyılın sonlarına doğru Türk dünyasının birbiri ile rahatça anlaştığını söyleyen Develi, “Osmanlıca yazılan bildiriler veya eserler Mısır’da, Kırım’da Semerkant’ta okuyucu bulurdu. Dolayısıyla etki alanı da hayli genişti, taraftar bulması ve yayılabilmesi de kolay oluyordu” dedi. “Kültürel zincir koptu” 19. yüzyılda Bolşevik devrimiyle birlikte dilde bir kopuşun yaşandığına dikkat çeken Develi, mahalli dillerin gelişimi ile ortak dil olan Türkçe’nin unutulmaya başlandığını ifade etti. Bugün Kırgızca ve Kazakça gibi dillerin gelişmeye devam ettiğini kaydeden Develi, “Sovyetler’den sonra ortak iletişim dilimiz ne yazık ki zayıfladı ve toplumlar artık birbirini anlayamaz hale geldiler. Kültürel zincirimizde yavaş yavaş kopmaya başladı” dedi. Günümüzde Necip Fazıl Kısakürek, Cemil Meriç, Yahya Kemal Beyatlı ve Refik Halit Karay gibi düşünür ve fikir adamlarının yetişmediğine dikkat çeken Develi, günümüzde örnek alınabilecek pek az kimsenin bulunduğunu, bunun en büyük sebebinin ise dil olduğunu ifade etti. Dilin gücünü yitirdiğinin altını çizen Develi, “Türkçemiz ne yazık ki edebiyat ve felsefe üretemez hale geldi. Dil bir kimlik ve siyasi ideoloji aracı olarak algılanıyor. Kullanılan pek çok kelime dilden çıkarılmak isteniyor. Ben kullandığımız Arapça ve Farsça’yı Türkçe’nin malı olarak görüyorum. Yabancı bir kelime Türkçe’ye girdiğinde artık o dilin malıdır ve Türkçeleşmiş unsurlar için yabancı-öz tartışmasına germek gereksizdir. Bütün bunlar dilimiz için birer zenginlik aslında. Ne yazık ki bu zenginliğimize sahip çıkamıyoruz” diye konuştu. Yabancı kelime istilası Yabancı kelimelerin dile girmesi konusuna da değinen Develi, “Yabancı diller her dile girebilir, diller onu alır izole eder ve kendine benzetir. Buna karşı çıkmak da mümkün değil. Siz teknoloji üretemezseniz bu kelimeleri alıp kullanmak durumundasınız. İşte printer, scanner gibi kelimeri kulanıyoruz. Mevcut durumu bir tehdit olarak görmemekle birlikte dikkatli olunması taraftarıyım. Rakibimiz olan medeniyetin dili ile konuşuyoruz, kısacası bu konuda savaşı kaybettik. Ancak bilim ve eğitim konusunda Türkçenin tehdit altında olduğunu söyleyebilirim. YÖK’ün de ne yazık ki bu konuda bir hassasiyeti yok. Fen bilimleri dalında Türkçe karmakarışık bir hal aldı. En prestijli okullarımızda dil ne yazık ki İngilizce. Türkçe ise itilmiş bir durumda” diye konuştu. Son yıllara gittikçe artan İngilizce sokak tabelaları ve markalara da dikkat çeken Develi, bunun tamamıyla bir arz-talep meselesi olduğunu, zaman içinde çözüleceğini dile getirdi. Yabancı kelimelere duyulan ilginin toplumsal bir hastalık boyutuna ulaştığını ifade eden Develi, “Bu takıntılarımızdan kurtulmadığımız sürece bu meseleler aşılamaz” diye konuştu.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT