BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Suriye’de değişim çabaları ve ABD’nin “Neo-Con”cu ekibi

Suriye’de değişim çabaları ve ABD’nin “Neo-Con”cu ekibi

17.5 milyon nüfuslu ve Türkiye’nin 1/4 büyüklüğündeki komşumuz Suriye’nin son zamanlarda ‘Değişim’ çabası içinde olduğu gözden kaçmamaktadır.



17.5 milyon nüfuslu ve Türkiye’nin 1/4 büyüklüğündeki komşumuz Suriye’nin son zamanlarda ‘Değişim’ çabası içinde olduğu gözden kaçmamaktadır. Irak’taki ‘Baas’ partisinin sertliğine mukabil, Suriye’deki Baas uyarlamasının, her zaman, Irak’a nazaran daha yumuşak olduğu bilinmekte ve bir ‘Arap Sosyalizmi’ olan ve ‘Rönesans-Yeniden Doğuş’ anlamına gelen Baasçılığın 1963’te darbe ile Suriye’de iktidara gelmesi üzerine, ülkeyi ziyaret eden bir Iraklı Baasçının darbenin kan akıtılmadan ve darağaçları kurulmadan gerçekleştirilmesi karşısında, hayretini gizleyemediği hâlâ hatırlanmaktadır. Gerçekten, Irak’taki Saddam Hüseyin’in liderliğindeki Baas yönetiminin ‘Kanlı’ bilançosu Suriye’deki Baas iktidarını daha sempatik kılmakta, bunun sonucu olarak, ülkede ‘Yolsuzluk’ kol gezse bile, sokakların sakin ve güvenlikli olduğu gözlenirken, 1970-2000 yılları arasında Suriye’yi idare eden Hafız Esad’ın uyguladığı ve oğlu Beşar Esad’ın bugün de sürdürdüğü ‘Laiklik’ nedeni ile, çeşitli etnik ve dini gruplar arasında hiçbir gerginlik yaşanmamaktadır. Bilindiği üzere komşumuz Suriye’nin %60’ı Sünni, %18’i Şii Araplardan oluşmakta, ülkede %10 oranında Kürt ve %12 oranında Hıristiyan yaşamaktadır. Hafız Esad’ın oğlu genç Esad, ülkedeki siyasal hayatı liberalleştirmiş bulunmakta, ülkenin hâl⠑Polis Devlet’ niteliğini südürmesine rağmen, kabul edilen af kanunları ile binlece siyasi mahkumun sayısını yüzlere düşürürken, muhalefetin dile getirilmesine hoşgörü ile bakılmaktadır. Suriye’nin İsrail’den başlayarak öteden beri komşuları ile ‘Kötü ilişkiler’ içinde bulunduğu, İsrail’in, Şam’daki Hamas Filistin militan grubuna saldırı düzenlediği bilinmekte, buna mukabil Başbakan Erdoğan’ın son Suriye ziyareti ile, esasen iyileşmekte olan Türk-Suriye ilişkilerinin, en iyi dönemini yaşamaya başladığı görülmektedir. Başkent Şam’daki hayat canlanmış bulunmakta, yeni otomobiller ve şık restoranların sayısı süratle artarken, ABD tarafından, Suriye’nin Lübnan’daki askeri varlığına ve Hamas Örgütü gibi radikallere desteğini kesmesi için ekonomik yaptırımların uygulandığı, BM Güvenlik Konseyinin de Suriye’nin Lübnan’dan çekilmesini istediği bilinmektedir. Genç Devlet Başkanı Esad’ın en önemli iki sorununun, ülkedeki çeşitli etnik gruplar arasında gerginlik oluşturmamak ve ekonomiyi düzeltmekten ibaret olduğu vurgulanmakta, bugün %20’ye ulaşan işsizliğin durmadan artması ve 2004 yılının mart ayında Kürt aktivistlerinin çıkardığı karışıklıklar, yönetimin dikkatini bu noktalara çekerken, Cumhurbaşkanının bir danışmanının ‘Değişim’in önemini vurguladıktan sonra, bu değişimin altında kalmadan onu südürmenin güçlüğü üzerinde durduğu haber verilmektedir. Suriye’nin son yıllardaki bütün değişim çabalarına rağmen, ABD’nin bu ülkeyi terörizme destek veren kitle imha silahlarına sahip “Rague State-Haydut Devlet” olarak nitelemeye devam etmesi ABD’nin, Orta Doğu’ya İsrail gözü ile bakarak “Ancak İsrail için iyi olan şeyin bütün Orta Doğu için de iyi olduğu” görüşünü taşıdığı kanaatini kuvvetlendirmektedir. ..... Not: Eski Lübnan Başbakanı Hariri’nin öldürülmesinde, faillerin kimler olabileceğini soran okuyucularıma: Suriye’yi büyük sıkıntıya sokan bu cinayette, özellikle menfaati olan güçlerin parmağı olduğunu düşünüyorum. İ.G.
Kapat
KAPAT