BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gitmek üzere (Diyalog)

Gitmek üzere (Diyalog)

Yalnızlığın başkentiydi yüreğim, teker teker uçururken avuçlarımdan ilham meleklerimi. Bir parça kağıt bile bulamazken akıtmaya beni boğan kelimeleri, sahillerinde cümleler batırmış, terkedilmiş, hapsedilmiş bir ada gibiydi düşlerim.



Yalnızlığın başkentiydi yüreğim, teker teker uçururken avuçlarımdan ilham meleklerimi. Bir parça kağıt bile bulamazken akıtmaya beni boğan kelimeleri, sahillerinde cümleler batırmış, terkedilmiş, hapsedilmiş bir ada gibiydi düşlerim. Kazırken adını ve mıh gibi çakarken benliğime gidecektim buralardan kurtulmak için bu hain yalnızlık illetinden, bavulumda ve kalbimde sen bir tek sen ama ille de ve yine de sen. Kaçacaktım bu elden, her şeyden belki de aslında kendimin sensizliğinden. Yüzüstü bırakacaktım tüm uykularımı ve yüklenecektim uyanışlarımı bir bir ağırlıklarına aldırış etmeden. Gitmeliydim, yol almalıydım güneşi hep sana doğan ufuklara hiç bir müzik aletinde derdimi anlatmaya yetecek nota ve hiçbir alfabede aşkımı söylemeye kafi gelecek harf yoktu çünkü. Hayaline ulaşabilmenin vereceği haz bile Şirinlere, Aslılara Leylalara bedeldi. Evet gidecektim bu diyarlardan son kalan gücümle sana koşacaktım, bilirdim bir tek sen dindirebilirdin bu tek kalmışlığı ve coşturabilirdin içimdeki yatağına küskün ırmakları. Ve gidiyordum buralardan avuçlarımda koleksiyonunu yaptığım yürekler yollarındaydım ancak bir an durup soruyordum kendi kendime ‘’Ya benim yalnızlığa bulanmış kalbim nerede?’’ diye aranırken yana yakıla etrafta. Daha şimdi farkına varıyordum ki zaten çok uzun zaman olmuş kalbim beni bir sevgili gibi terk edip sana, yani sahibine uçalı ve bana yine vazgeçilmez terk edilmez bir hüznü kaldığını... > Ülkü Odabaş --- İmtihan dünyası Dünya fâni, insan fâni, ölüm hak, İstemeden geldik ama, durmak yok! Yüce Rabbim, güzel etmiş muhakkak, Açan güller solar bir gün kalmak yok! Yolcuyuz biz, konakladık göçeriz, Bu âlemde imtihandan geçeriz, Ne ekmişsek vakti gelir biçeriz, Verilenden fazlasını almak yok! Hak’kın kulu, kulluğunu bilmeli, Allah için ağlamalı gülmeli, Çağrılınca hemen kalkıp gitmeli, Nedenini, niçinini sormak yok! Söyle nefis, bu kibir ne, gurur ne? Çıkamazsın; çok inersen derine, Çeki - düzen vermelisin haline, Mahlûkattan bir tek kalbi kırmak yok!.. > Ramazan Çetin İçimdeki ışık fenersiz bir kıyıyım ben, sen her gece önümden geçen gemi fark ettiremedim kendimi... deniz kadar ağlıyorum her gün yosun tuttum, sularımda boğuldum fenersiz bir kıyıyım işte görmen zor beni bu gidişle ne olur sanki karşılaşsak, güneşli bir günde... herhangi bir kıyıyım işte... > Aynur Erol --- Kar gibi insan olmak Kar yağışı hiç dikkatinizi çekti mi? Ayrım yapmaz o asla. Gül bahçesine de yağar, çöplüğe de. Apartmanların çatısına da yağar, gecekonduların çatısına da. Bir anda her yeri kaplayıverir; bembeyaz, yumuşacık bir yorgan gibi. Bir bakarsınız ki her yer tertemiz, pırıl pırıl olmuş. Rahatsızlık veren hiçbir şey kalmamıştır artık. Ben karın ayrım yapmamasını, çirkinlikleri örtmesini iyi insanlara benzetirim. Onlar da hiç ayrım yapmazlar çünkü. Herkese aynı şekilde davranırlar. İyilikle muamele ederler. Onlar kusur aramazlar karşılarında. Görseler de görmezden gelirler. Üstelik kimseye de söylemezler gördüklerini, kar gibi örterler üzerlerini. Karşılarındakinin zengin-fakir, yaşlı-genç olması da onlar için önemli değildir, hatta insan olması bile... Onların her canlıya iyilik yapmaktır amaçları. Allahü teâlâ’ya kulluktan sonra, O’nun yarattıklarına şefkat, merhamet ve iyilikle davranmayı kendilerine görev bilirler. İyi insanlar kendilerini kimseden üstün bilmezler. Ama aslında çok, pek çok yüksektirler. > Ferit Kılıç --- Girdaptaki çiçek Nehirdeki çiçekten yok bir farkım. Çiçeği akıntı, beni zaman sürükler. Sona kadar devam eder, bu akım. Çiçeği girdap, beni can meleği bekler. Girdaba düşen çiçek gibidir insan, Gözünü fânî dünyaya, açtığı an. Zaman su gibi akar, hiç durmadan. Çiçeği akıntı, beni saliseler sürükler. Doğunca başlar girdabın döngüsü. Ölüm, alnımızın değişmez yazgısı. Sonuna dek bitmez insanın kaygısı, Çiçeği girdap, beni can meleği bekler. Kaçış yok, ölüm haktır biline. Her insan ölüme, doğuştan gebe. Öyleyse neden, bu sevinç, debdebe. Çiçeği akıntı, beni saniyeler sürükler. Su içine çeker, çiçeği, tomurcuğu, Toprak içine çeker, ihtiyarı, çocuğu. Azrail her yerde, sol-sağ, batı-doğu. Çiçeği girdap, beni can meleği bekler. Zaman bu, kaçınılmaz bir gerçek. Hayat ne ki, süratle gelip geçecek. Her çiçek o girdaba, bir gün düşecek. Çiçeği akıntı, beni dakikalar sürükler. Girdaba düşünce şarkılar yarıda kalır. Feryat figan boş, yankılar kıyıda kalır. Ölüm çok yakın, hatta yanıbaşındadır. Çiçeği girdap, beni can meleği bekler. Sandalî sen de iyi bak o girdaba. Aman isyan etme, düşme azaba. Her zaman uy, erkân ve âdâba. Çiçeği girdap, seni can meleği bekler. > Ahmet Sandal ---
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT