BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fedakârlık ama nereye kadar?

Fedakârlık ama nereye kadar?

“Saçımı süpürge yaptım, didindim durdum, kimseye yaranamadım...” feryatlarını çok duymuşsunuzdur. Bunun sebebi, fedakârlığın dozunu iyi ayarlayamamaktır



Yanlış anlaşılma endişesi, kişiyi aşırı fedakârlık yapmaya zorlayabilir. Bununla beraber sınırları iyi bilip gerektiğinde “hayır” diyebilmek doğabilecek olumsuz sonuçları azaltır. Aşırı fedakârlık, farkında olmadan başkalarının sorumluluklarını yerine getirmesine de engel olabilir. Fedakârlık deyince ne anlıyorsunuz? Bir annenin evladı için yaptıkları, yemeyip yedirmesi, giymeyip giydirmesi, birçok zorluğa katlanması, bazen kariyerinden bazen de sosyal hayatından vazgeçmesi mi?.. Sizce bu fedakârlık mıdır yoksa zaten yapması gereken davranış mıdır? Peki siz hiç kardeşleri okusun diye okuma hakkından vazgeçen, çalışıp onlara bakan ağabeyler duydunuz mu? Hepimiz hayatımızın bir bölümünde ya fedakârlık yaparız ya da birilerinden yapmalarını isteriz. Kabul etmek gerekir ki, insan ilişkileri fedakâr olmayı gerektiriyor ama bir yere kadar. Problemlere yol açabilir Uzmanlar bu konuda da ölçülü olmak gerektiğini söylüyor ve “Başkalarını üzmemek veya onların sevgisini kazanmak için sürekli ihtiyaçlarını erteleyen kişiler, bir süre sonra aşırı yüklenmenin getirdiği psikolojik veya organik problemler yaşayabilirler” diye ekliyor. Sürekli aşırı fedakâr davranması gerektiğini düşünen bireyin, bu halinin olumsuz sonuçlara yol açmaması için yapamayacağı şeyleri karşı tarafa iyi ifade etmesi gerekmektedir. Birçoğumuzda aşırı fedakârlığa yol açan düşünce şekli “kesinlikle bir başkasını üzmemeliyim”dir. ‘Hayır’ diyebilmek Hassasiyet sahibi olmak güzeldir. Fakat bu konuda da aşırı gitmek olumsuz sonuçlar doğurur. Kişi, ne kadar iyiliksever biri olarak bilinirse beklentiler de o kadar fazla olmakta ve yardım taleplerini geri çevirmek o derecede zorlaşmaktadır. Yanlış anlaşılma endişesi, kişiyi aşırı fedakârlık yapmaya zorlayabilir. Bununla beraber sınırları iyi bilip gerektiğinde “hayır” diyebilmek doğabilecek olumsuz sonuçlarını azaltır. Aşırı fedakârlık, farkında olmadan başkalarının sorumluluklarını yerine getirmesine de engel olabilir. Duyarlı bir kişi, sınırlarını bilirse başkalarına sorumluluğunu hatırlatarak yapılması gerekenin ihmal edilmesine de engel olabilir. Biraz da onlar yapsın Gerekli durumlarda çevrenizdeki kişilerden mevcut durum için fedakârlığınıza ortak olmasını isteyin, bunu bir iş bölümü gibi görün. Eğer bir işin yapılması gerektiğini fakat bunun sizi zorlayacağını düşünüyorsanız, başka kişileri de durumdan haberdar ederek yardım için teşvik edebilirsiniz. Örneğin, hasta ebeveyninizin bakımı için kardeşlerinizden de yardım isteyin. İyilikle aşırı fedakârlığı birbirinden ayırmak gerekir. Beşer şaşar Aşırı fedakârlıkta bulunan insan, ihtiyaçlarını veya bu konuda zorlandığını ifade etmediğinde çevresi tarafından, yaptıklarını kendi isteği ile yapıyor diye düşünülebilir. Bu da karşı tarafın daha az sorumluluk almasını doğurur. Kendisi söylemeden anlaşılmayı bekleyen bazı kişilerde, bu durumlarda aşırı zorlanma; öfke patlamalarına, sinir krizlerine sebep olmaktadır. Çok sakin görünüp de zaman zaman aşırı tepkili davranan kişilerin çoğu, duygu ve ihtiyaçlarını zamanında ifade etmeyen kişilerdir. Unutmayın ki, mükemmel insan olamaz. Beşer, her zaman hata yapabilir ve ne kadar çok istese de her zaman en iyiyi yapamayabilir. Birey, hem kendisinin hem de başkalarının hata yapabileceğini, önemli olanın kişinin kendisini geliştirmesi ve hatalardan ders alması olduğunu düşünürse, başkalarının hatalarından da daha az etkilenecektir. Sonuç olarak iki taraf da kazançlı çıkar. --- Okuyucu mektubu Kendine güven İzmir’den yazan okuyucumuz Mert Coşkun, kendini yabancı hissettiği gruplara girmekte çok zorlandığını, bu sırada sıkıntılı dakikalar geçirdiğini ve rahat insanlara çok imrendiğini belirterek ne yapması gerektiğini soruyor. Sevgili Mert, yabancı gruplar hepimizi bir parça heyecanlandırır. “Kimler var, nasıl insanlarla tanışacağım” acaba gibi sorular birçoğumuzun zihninden geçer. Öncelikle ilk düşüncelerini doğal kabul etmelisin ancak ilerleyen dakikalarda bu durumu kendi lehine çevirebilmelisin. Orada olduğuna göre, mutlaka sana hitap eden bir şeyler var demektir. Öncelikle kimsenin senden çok daha değerli olmadığını bilmeli ve kendine güvenmelisin. Sohbet etmekten çekinmemeli, bu korkunu kırmak için çaba harcamalısın. Bu halini tespit ettikten ve rahatsızlığını duymaya başladığın noktadan itibaren yapman gereken, bu durumun üstüne gitmek. İnsanlara sokul ve onlara “merhaba” de. Ortak bir sohbet konusu yakalamaya çalış. Havadan sudan bahset. Önce kendini bir oyun oynuyormuş gibi düşün. Sosyal yanını kuvvetlendir, sinemaya git, kitap oku, çevrendeki olayları takip et ve sohbet edebileceğin kişilerin sayısını artır. İşe, güvendiğin bir dostunla başla, sonra kendi kendine insanların arasına karış. Gerekirse bu konuda profesyonel yardım almaktan da çekinme. Sevgiyle kalın. > B.A Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi, Gençlerin Dünyası Köşesi, 29 Ekim Caddesi No: 23 Yenibosna, İstanbul e-mail: baltinbasak@cozum-ik.com Fax: 0 212 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT