BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fenerium’un tuhaf açıklaması!

Fenerium’un tuhaf açıklaması!

Ankara’nın Kızılay semtindeki Fenerium mağazasının vitrinine şöyle bir afiş asılmıştı: “Fransız bayrağının mağlup Türk toprakları üzerinde gururla dalgalanmasını sağlayan Galatasaray Lisesi’ne teşekkürü borç biliriz.



Ankara’nın Kızılay semtindeki Fenerium mağazasının vitrinine şöyle bir afiş asılmıştı: “Fransız bayrağının mağlup Türk toprakları üzerinde gururla dalgalanmasını sağlayan Galatasaray Lisesi’ne teşekkürü borç biliriz. Gerçekleri tarih yazar, vatanı da G. Saray satar...” Tabii hemen G.Saray camiası ayağa kalktı. Ancak ne var ki, Fenerium Spor Ürünleri A. Ş Genel Müdürü Tuğrul Akas konuyla ilgili bir açıklama yaparak, merakları ortadan kaldırdı. Genel Müdür açıklamasında, “herhangi bir mağazada, merkezin dışında gönderilen bir afiş kullanılamaz” ifadesine yer verdi. Yani, o afiş genel merkezin bilgisi dahilinde cama yapıştırılmış. Ben öyle anladım, ya siz? Yok, Kızılay’daki afiş, genel merkezin bilgisi dışında asılmış ise, müeyyide ne olacak, merak ederim? Bu çok önemli bir konudur... Çünkü tarih yamultulmuş, fanatizm birileri tarafından ciddi davalık bir durum ortaya çıkarmıştır. Takip ediyorum... Genel müdürün izni dahilinde ise, eylem, yarın başka yerlerde, başka biçimde karşılık bulursa, kabahat kimde olur sizce? Yok, o mağaza bir yanlış yaptıysa, ne karşılık görecek? Tekrar ediyorum, çok ciddi bir durum vardır... Haftaya konu ile ilgili yeni bilgiyi aktaracağım... Ribery’nin hastalığı var ! Yok yok G.Saraylılar, Fransız’ın futboluna engel olacak bir beden arızası, ya da fizyolojik bir arızası var sanmasın... Bana göre, yani yukarıdan baktığımda, ya da ekrandan dikkat kesildiğimde Ribery’nin aktif dinlenmeyi hiç aklına getirmediğini, dolayısıyla da bazı arasız deparlar sonrası nefessiz kaldığını gördüm. Yani Ribery, peş peşe dört -beş otuz - kırk metrelik dripling yaptıktan sonra nefessiz kalıyor. Hagi’nin, ya da kendisinin böylesine yıpratıcı, insan bünyesinin kaldırması mümkün olmayan stopsuz deparları arasına mutlaka aktif dinlenme aksiyonu sıkıştırması gerekiyor. Yoksa bu değer, değer kaybetmez de, etkisini doruk noktaya tırmandıramaz... Ali Sami Yen’deki bomba! G. Saray, eski açığı yıkmaya başladı. İyi güzel de, konuk takımların taraftarları için kapalıda ayrılan yer tam anlamıyla “Saatli bomba” gibi... Düşünsenize; haftaya G.Saray - Beşiktaş maçı var... Yarın da G. Saray-Trabzonspor... Bereket F. Bahçe oraya gelmeyecek... Ama yönetim bu konuk takım taraftarı için mutlaka yeni bir formül düşünmelidir. Sayın başkan Canaydın, basketbol takımına, aldığı sonucu bir kenara bırakın, artık yakışan formalarda gösterdiği hassasiyeti bunda da gösterir sanırım... Başkanı tanıyorum ve bu yüzden de bekliyorum... Yok canım olmamıştır! F.Bahçe - Real Zaragoza maçından sonra, bazı gazetelere göre, başkan Yıldırım soyunma odasına girip, “Beni hayal kırıklığına uğrattınız. Size yazıklar olsun” demiş... Ben gazetelerin yalancısıyım ama, kulübün resmi sitesinden de bir yalanlama gelmedi. Ya da geldiyse de ben atladım... Şimdi merak ediyorum, acaba doğru mu? Sizce doğru - yalan oranı ne? Yaşşa be komisyon! TBMM Şiddet ve Şike Araştırma Komisyonu, aldığım bilgiye göre Türkiye Spor Yazarları Derneği’ne başvurarak üyelerin listesini istemiş. Yine aldığım bilgiye göre 315 üyenin listesi gönderilmiş Ankara’ya... Bu listede adı bulunanların bilgisine başvurulacakmış. Ne komisyon ama... Yahu, Haber Türk’teki Tuğrul Yenidoğan, Türkiye Gazetesi’ndeki M.Tahir Kum size yeter de artar bile... Daha sonra Serhat’ın haberindeki vatandaşların ifadesine başvurursun, olur biter... Tabii haberlerden, ihbarlardan bir sonuç çıkarmak istiyorsan... Haaa yok, biz kimsenin kellesini almayız, öyle ortadan, sıradan bir soruşturma yapıp, meseleyi arşive atacağız derseniz, size şimdi hayatta olmayanların da listesini yollayayım... Pardon, onlardan korkarsınız be! NTV’de olmuyor, NTV’ye yakışmaz Genç diyeceğim ama, artık o da gençler sınıfından çıktı. Bir sevdiğim genç diyeyim haydi, F. Bahçe’nin, Real Zaragoza maçında İstanbulspor maçından o güne kadar geçen süreçte form kaybına uğradığını NTV ekranlarından hemen maçtan sonra söyledi. Kayserispor maçında yanıma geldi, el öptü. “Sakın ha” dedim... Ve şöyle devam ettim: “ Başkası olsa uğraşmam... Ama bir daha sakın ha, üç gün önce çok formda olarak yorumladığın bir takımı üç gün sonra formdan düşmüş diye yorumlama... Çünkü bu teknik olarak mümkün değil... Bir futbolcu en fazla dört gün idman yapmasa bile, son idmanından o güne kadar kazandıklarını korur...” Sanırım iknâ ettim, sevgili dostumu... Ama aynı NTV’de bir gün “F.Bahçe beş atar” diyenler, bir hafta sonra “Avrupa’da iş yapamaz” deyip çıkıveriyorlar işin içinden... Hadi başka televizyonlarda olsa neyse de, NTV’de olmuyor, NTV’ye yakışmıyor... Merdiven davası ne zaman bitecek? Dün Samsun’da, bugün Ali Sami Yen’de, önce Cem Deda, sonra da Hakan Sivriselvi, tribünlerde kalabalık var diye maçları beş ile on dakika geç başlattı. Yapmayın beyler! Federasyon o işi çoktan rafa kaldırdı. Siz, kaldırıma, merdivene falan bakmadan maçı saatinde başlatacaksınız, gözlemci, varsa işgal, raporunda yazacak. Yarın aynı anda başlamasında sayısız yarar olacak maçlar gündeme oturacak. O zaman da merdivenle uğraşırsanız, vay halinize ve de halimize! Uğurlu deplasman! F.Bahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı’nın basın tribününde biraz yukarıda oturduğunuzda, VİP’i rahatlıkla görüsünüz. Biz de hep orada otururuz. Bu defa Real Zaragoza maçında, VİP’teki bir deplasmanı izledik. Durum 0-0... Mahmut Uslu ile Murat Özaydınlı yer değiştirdiler... Daha oturdukları yeri ısıtmamışlardı ki, yani 10 saniye sonra Alvaro golü attı... Ne şey varmış be! Lucescu’yu meclise şikayet edenler,çıkın ortaya! G.Saray’ı ve de Beşiktaş’ı şampiyon yapan, G.Saray’a, Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finali oynatan, Beşiktaş’a UEFA’da çeyrek final yaşatan Lucescu, hatırlarsanız bir gün “ Türkiye’yi, Çavuşescu’nun Romanya’sına benzetiyorlar” diye ülke futbolun adına S.O.S. vermişti. O günlerde başta sevgili dostum Hıncal Uluç olmak üzere bir çok yazar, “Bu adam hakkında meclis soruşturma açsın ve bu adamı sınır dışı etsin” biçiminde kampanyalar açtı. Şimdi o fikirlerin babalarına soruyorum; futbol arenasında, günümüz Türkiye’si hangi faşistin, hangi diktatörün ülkesine benziyor? Cevap? Pardon duyamadım! Rıza kardeş, Sergen uydu mu? Rıza Çalımbay, G. Antep’te, savunmaya yığılışlarını kendilerinin tercihi olarak açıkladı. Enteresan... Peki, o zaman ilerde çabuk, süratli bir adam gerekmez mi? Öyle ya, yalnızlığı oynayacak, topu mümkün olduğu kadar geriye geç döndürtecek... Bu adamın diri, koşan biri olması gerekmez mi? Ama Rıza kardeşim Sergen’i tercih etti... Fakat sonuç iyi çıktı... Yarın her takımın hocası Nurullah Sağlam gibi çıkmaz, Rıza bunu bil... Helâl sana Kâzım! Bizim Kâzım marjinal adamdır. Son marjinal davranışı da, G.Antepspor - Beşiktaş maçı yazısında ortaya çıktı. Kâzım, maçın sonlarına doğru oyuna İbrahim Akın’ın girdiğini yazmış ve kısa bir yorum eklemiş bu futbolcu ve oyuna giriş felsefesi ile ilgili... Oysa oyuna giren Mustafa Doğan’dı... Bizim Atıf Keçeci’ye sordum, “Kâzım maça gelmiş miydi?” diye... Oradaymış. Peki, nasıl oldu bu iş diyeceksiniz... Şöyle sanırım; maçı anlatan spiker de oyuna İbrahim Akın’ı soktu... Kâzım da oralarda yorum için bulunduğundan spikerin sandalına binip, karaya vurdu. Digitürk Genel Müdürü dostum Ömer Bey, acaba bu yayını izledi mi, dinledi mi? Bizim efsane dinlediyse, Ömer Bey yandı... Kalplerden Dudaklara... Mehpare Çelik hanımefendi, Ziya Taşkent’in vefatından sonra yıkılmıştı. Alaturkayı yeniden millete sevdirme işlevini, görevini, misyonunu yarıda kesmişti. Baktım, çarşamba akşamları tekrar aramıza dönmüş... Hoş geldiniz Mehpare hanım! Ülke insanının ekrana baktığında, kendisine Türkçe’yi öğretecek, alaturkaya sevdirecek kişilere çok ihtiyacı var bugünlerde... Tekrar hoş geldiniz! Bu Ferial Hanım kimse, helâl ona! Ferial Gülman diye bir hanım geçenlerde gazetelerin birinci sayfasına manşet oldu. Bu hanıma hayli yüklü bir miras kalmış. Bu hanım da, bastırmış parayı, satın aldığı bir villayı oturulacak hale getirmeye başlamış. Avukatları, “Ruhsatı yok. Çivi bile çakamazsınız. Neden aldınız?” diye uyarmaya çalışmışlar. Ferial Hanım’ın cevabı harika: “Nasıl olsa af çıkar...” İşte Türkiye gerçeği! Rahşan Hanım’a da gerek yok, nasıl olsa birileri onun yerini tutuyor... Yalçın’ın sayfası! Fanatik’ten Yalçın Uygun geçen cuma günü harika bir sayfa attı önümüze... Başlık “Fenerli 7 sanki...” Çok içerikli bir başlık... Çok anlamlı bir başlık. Tebrikler Yalçın! Hatırlarsan, Sabin İlie için “ Yaramaz “ demiştim, bana “Yapma ağabey, adam Eintracht Frankfurt’a iki çekti” diye cevap vermiştin. Nerede şimdi Sabin İlie? Ama sen en kralından devam ediyorsun... Tekrar kutluyorum... Yalandan kim ölmüş? Hasan Sarıçiçek, federasyon başkanı Bıçakçı’yla konuşurken, “Fatih Terim’in, Ersun Yanal’ın yerine getirilmek üzere olduğunu kapmış...” Tabii hemen manşete taşımış bizimkiler... Hem de maç günü... Ertesi gün Bıçakçı tam tersine bir açıklama yapınca, bizim serviste bir keyifsizlik yaşanmış... Hasan da hemen sarılmış telefona... Karşıdaki Bıçakçı, “ Ne yapalım, Fatih hocayı iknâ edemedik, gelmek istemedi” deyip işin için sıyrılıvermiş... Tabii şimdilerde bizim Sadık müdür, Bıçakçı’ya yeni bir isim takmış. Ne mi? Bende saklı... Söylemem işte... Haaa Hasan mı? Vallahi Bıçakçı’nın yerinde olmak istemem...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT