BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hz. Davud resul ve nebi idi

Hz. Davud resul ve nebi idi

Sual: Yeni bir resul gelince, önceki resulün dinini nesh ediyor. Hz. Davud, gelince, önceki din olan Hz. Musa’nın dinini niye nesh etmedi? Yoksa Hz. Davud resul değil miydi?



Sual: Yeni bir resul gelince, önceki resulün dinini nesh ediyor. Hz. Davud, gelince, önceki din olan Hz. Musa’nın dinini niye nesh etmedi? Yoksa Hz. Davud resul değil miydi? CEVAP: Bütün mucizeler mahluktur ama, istisna olarak Kur’an-ı kerim, mahluk olmayan mucizedir. Herkes bir ana babadan dünyaya gelir, ama Hz. Âdem babamız ile Hz. Havva validemiz ana babasız dünya gelmiştir. Hz. İsa da babasız yaratılmıştır. Bunlar istisna oluyor. Davud aleyhisselamda da bir istisna olduğu görülüyor. Hz. Davud, kendisine kitap verilen bir resul olmasına rağmen, kendinden önce gelen dini nesh etmedi. Ama Davud aleyhisselam, 40 yıl hükümdarlık etti. Allahü teâlâ, ona büyük ihsanlarda bulundu. Üç âyet meali şöyledir: (Davud’a da Zebur’u verdik.)[Nisa 163, İsra 55] (Ey Davud, biz seni yeryüzünde halife yaptık.)[Sad 26] (Biz Davud’a tarafımızdan [diğer insanlar ve nebiler üzerine] fazilet,[Peygamberlik, kitap, saltanat, güzel ses ve demire elinde şekil verme gibi] üstünlük verdik. Ey dağlar ve kuşlar, siz de Onunla beraber tesbih edin dedik. Ona demiri [mum gibi]yumuşak kıldık.)[Sebe 10] Hz. Davud, aynı zamanda nebi idi. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Hiç kimse, eli ile [alnının teri ile] kazandığından daha hayırlı bir şey yemez. Allah’ın nebisi Davud da eli ile [alnının teri ile]kazandığını yerdi.) [Buhari] {Demirden güzel zırhlar yapıp satardı.} Peygamberlerin, birbirleri üzerinde, şerefleri, üstünlükleri vardır. Ülülazm olan resuller, diğerlerinden, Resuller ise, resul olmayan nebilerden daha üstündür. Yukarıdaki âyetler, hem resul hem nebi, hem de sultan olan Davud aleyhisselamın üstünlüğünü göstermektedir. Musaaleyhisselam, Benî İsrail’e gönderilmiştir. Yuşa, Harun, Davud, Süleyman, Zekeriyya ve Yahya[aleyhimüsselam] da, Benî İsrail’e gönderildi. Ama, bunların ayrı dinleri olmayıp, Benî İsrail’i, Hz. Musa’nın dinine davet ettiler. Davud aleyhisselama Zeburkitabı indi. Zebur’da şeriat [yani ahkam, emir, ibadet] yoktu. Vaaz ve nasihatlerle dolu idi. Bunun için, Tevrat’ı nesh etmedi, yani, yürürlükten kaldırmadı, onu kuvvetlendirdi. Bunun için, Hz. Musa’nın dini, İsa aleyhisselam zamanına kadar devam etti. Hz. İsa gelince, bunun dini, Hz. Musa’nın dinini nesh etti. Yani Tevrat’ın hükmü kalmadı ve bundan sonra, Hz. Musa’nın dinine uymak caiz olmayıp, Muhammed aleyhisselamın dini gelinceye kadar, Hz. İsa’nın dinine uymak lazım oldu. Sünnet kılarken Sual: Kazası olmayan kimse, zuhri ahiri kılarken, üçüncü ve dördüncü rekatlarda zammı sure okumalı dediniz. O zaman kazası olmayan, sünnetleri kılarken kazaya da niyet edince, üçüncü ve dördüncü rekatlarda zammı sure okuması gerekmez mi? CEVAP: Gerekmez. Zuhri ahir namazı bunlarla kıyas edilmez. Zuhri ahir namazı sırf o günkü cuma namazının sahih olup olmaması ile ilgilidir. Kazası olmayan kimse, sünnetleri kılarken kazaya da niyet edince, sünneti terk etmiş olmuyor, farz namaz yanında bir namaz kılınınca sünnet de kılınmış oluyor. Onun için, kazaya da niyet edilen dört rekatlı sünnetlerin üçüncü ve dördüncü rekatlarında zammı sure okunması gerekmez. Yani farzların üçüncü ve dördüncü rekatında zamm-ı sure okumanın mahzuru olmaz. Okunursa secde-i sehv gerekmez. Tel: 0 212 - 454 38 20 Faks: 0 212 - 454 38 29
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT