BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çek bir sifon!

Çek bir sifon!

Sanki dünyadaki çirkinlikleri konuşmak için ant içmişiz... Oysa, tabiatın, bakılmaya doyulmayan güzelliklerine neden gözlerimizi kapatırız?



Sanki dünyadaki çirkinlikleri konuşmak için ant içmişiz... Oysa, tabiatın, bakılmaya doyulmayan güzelliklerine neden gözlerimizi kapatırız? Neden, toprağın içinin kıpır kıpır olduğu şu günlerde, yeşermeye yüz tutmuş fidanların canlanışını, Akdeniz kıyılarındaki “badem ağaçlarının” çiçek açışlarına nasıl başımızı çeviririz? Kuşların, bir soğuk döngüden kurtulup, daldan dala birbirlerine kur yapışlarını, güneşin sıcaklığını, gece yıldızların parıltısını neden hiç ruhumuza yansıtmayız? Neden hep çirkinlikler, neden hep pislikler, neden hep bu çamur içinde çırpınışlar? *** Futbolun, şike, teşvik pirimi, mafya ile kol kola girmesinden rahatsızlık yerine mutluluk duyan bir topluluk olup çıkıverdik vesselam... Sahada oynanan oyundan çok, soyunma odalarında biten “künde, sarma, paça kapma” gibi oyunlara gelişimiz, boşuna değil... Birileri “reyting” uğruna, spor konuşamayınca; şiddeti, teşviği gündeme getirip, futbolumuzu bir sarmaşık gibi kollarına almışsa, bunda suçlu “o” veya “bu” diye bir ayrım yapmak haksızlık olur... Ortalıkta kaldırılacak bir cenaze varsa, buna hepimizin el atması gerekir... Severiz veya sevmeyiz... Ama hepimizin “iyi bilirdik” vedasıyla, bu cenaze kalkmalıdır... Bırakın kaldırmayı, bir “Fatiha” okumak da boynumuzun borcu olmalıdır... *** Televizyonlarda onlarca spor programı var... Bir ikisi hariç (örneğin Ferdi Leflef’in katıldığı programlar) sporun adam gibi konuşulduğu, sporla iç içe doyumsuz gecelerin geçirileceği, spora aşık olunacak, hafta sonunda oynanacak yeni bir maçın hayali kurulacak tek program yok bizde... Varsa yoksa “o demiş, bu onu şöyle sevmiş (!)” gibi “kayıkçı kavgaları”, ispatı, dayanağı olmayan suçlamalar, hakem karalamalar, çok bilmişlerin “Türk sporunu” kurtarma politikaları gibi, birbirinin kopyası programlar... Vatandaşın beynini, kışkırtıcılıkla, kinle, nefretle dolduranların, gece başlarını yastığa koyduklarında vicdanen asla huzur bulamayacakları çirkinliklere imza atmaları, ne yazık ki aldı başını gidiyor... “Dur” diyen yok... “Yapmayın, etmeyin” diyen yok... En acısı, bu programları “Seyretmeyelim” diyen “sağ duyulu” vatandaş yok... *** F.Bahçe’nin Real Zaragoza yenilgisinden bir kaç gün sonra, Kayserispor’a 7 gol birden atması, gazete manşetlerine “İspanyollar’ı korku sardı” gibi komik başlıklarla yansıdı... İşte o zaman, sporun içindekilerin ne kadar “dar çerçeveler” içinde gezindiklerini gördük... Yahu; adamlar seni gelip burada yenmişler... İkinci maçı kendi sahasında oynayacak Zaragoza’yı, neden korku sarsın? Onlar bilmiyorlar mı, Türkiye Ligi’nde nelerin döndüğünü... Kimlerin şampiyonluğa oynayıp, kimlerin “iş olsun” diye bu ligde bulunduğunu... Ve kimlerin küme düşeceklerini bile bile, bu ligde “veda maçlarına” sezon başında başladıklarını... O İspanyollar aptal mı Allah aşkına? Onlar bilmiyorlar mı, gazetelerin manşetlerinde “masa başı” ısmarlama “gaz vermeleri”, televizyon ekranlarındaki spor programlarında bile, sporun “hiç” konuşulmadığını? *** Geçen hafta İngiltere Federasyon Kupası 5.turunda Rus “petrol kralı” Abramovich’in takımı Chelsea’nin, Newcastle’a 1-0 yenilerek elendiği maçtaki, futbol, mücadele, sevinç, üzüntü, dostluk ve tribün olgunluğu, herkesin ders alması gereken bir tabloydu... Şu anda 42 yaşında olan “57 yaşına kadar çalışacağım ama Alex Ferguson ve Bobby Robson gibi 65-70 yaşıma geldiğimde beni sahalarda kimse göremeyecek” diyen, son yılların en flaş teknik direktörü Jose Mourinho’daydı bütün gözler... İkinci yarının başında yaptığı 3 değişiklikle kumar oynayan, sonra da bir futbolcusunun sahayı sedye ile terk etmesiyle 10 kişi kalan takımını aslanlar gibi rakibe saldırtan bu hoca, daha sonra iki futbolcusunun da topal topal oynaması yetmiyormuş gibi bir de kalecisinin atılması ile “hayatının dramını” yaşadı kulübede... Daha maç bitmeden, rakip takım hocası Souness’ın elini sıkıp kutlayan, hakemin düdüğü ile birlikte sahaya koşup futbolcularını tek tek öpen, rakip oyuncuların elini sıkan bir hocanın ortaya koyduğu tablo, zihinlerimize bir oya gibi işlendi... *** Diyoruz ki, futbol seyircisi tribünlerden kaçıyor... Kaçar tabii... Biz TV’lerde “spor” adı altında “dedektiflik” programı yaparsak, sahada futbolu adam gibi oynamak dururken, buna şike ve teşviği karıştırırsak, şiddeti, küfürü, tribünün baş köşesine oturtursak ve de, tüm çirkinliklere “delil” ve “ispat” gibi kılıflar arayıp, alkış açarsak, yakında maçları bedava yapsanız, üste para verseniz, stadlara kimseyi sokamazsınız... Radikal kararların alınmadığı bir ligi kim seyreder? Rakibin ayağını “teşvikle” dolandırıp, birilerinin emeğini çiğneyerek “mutluluk yakalamak” ahlâk ölçülerinin hiçe sayıldığı bir mücadelenin içinde, aklı başında kimse yer almaz... Futbolun güzelliklerini konuşalım ki, çağrışımlar “imrendirici” olsun... “Cinayet, kapkaç” haberi gibi, spor haberi vermek, spor programları yapmak,Türk futbolunun üzerine “sifon çekmek” demektir...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT