BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Küfür

Küfür

Sinemaya karşı onca ilgime rağmen G.O.R.A filmine gitmedim. Oysa Cem Yılmaz’ın Anadolu insanına özgü doğallık taşıyan samimi konuşma tarzını ve komedyenliğini beğenirim.



Sinemaya karşı onca ilgime rağmen G.O.R.A filmine gitmedim. Oysa Cem Yılmaz’ın Anadolu insanına özgü doğallık taşıyan samimi konuşma tarzını ve komedyenliğini beğenirim. Geçmiş yıllarda Mazhar Alansoy’la birlikte çevirdiği Her Şey Çok Güzel Olacak filmi çok hoşuma gitmiş, bununla ilgili bir de övgü dolu yazı yazmıştım. Buna rağmen G.O.R.A’ya neden gitmedim? Açıklayayım. İki sebebi var. Birincisi dozunu aşan reklam kampanyaları bende aksi tesir yapıyor. Reklam edilen şeyle ilgimi kesiyor. İkincisi; filmdeki küfürlerin bolluğu. Filmi seyreden (görüşlerine değer verdiğim) bir öğretmen arkadaşa filmi nasıl bulduğunu sorduğumda: “Bu kadar reklama değer bir yanını görmedim. Baştan aşağı küfür dolu” deyişi içimde kalmış ufacık merak kırıntısını da alıp götürmüştü. Eserlerdeki küfür eğilimini demokratlık, özgürlük, sanatta gerçekçilik gibi bahanelerle desteklerseniz toplumda küfürbazlık başını alır, gider. Nitekim, öyle de olmaktadır. Daha çok Amerikan filmlerinden bize bulaşan bu küfürlü konuşma alışkanlığı giderek hemen hemen bütün tiyatro eserlerine de sirayet etmiş durumda. Geçmiş yıllarda bu küfürlü üslup daha çok özel tiyatrolarda komedi unsuru olarak kullanılır; (ve ne yazık ki) kahkahalara boğulan seyirci tarafından alkış alırdı. Şimdilerde ağıza alınmayacak küfürlere devlet tiyatrosunun oyunlarında bile bol bol rastlıyoruz. Bunlar, hiç öz eleştiri süzgecinden geçirilmiyor mu? Küfürbazlığın böylesine fütursuzca yaygınlaştığı bir ortamda aile içinde ve okul çatısı altında acaba çocuklar küfürlü konuşma alışkanlığından nasıl uzak tutuluyor? Küfürlü konuşmanın bir görgüsüzlük, medeniyetsizlik ve eğitimsizlik sorunu olduğu nasıl anlatılıyor? Yoksa sanat ortamında yapıldığı gibi kayıtsızlık ve aldırmazlık içinde gülünüp geçiliyor mu? Dahası; küfür, dilimizin bir zenginliği olarak kabul ediliyor da haberimiz mi yok? İncelik, nezaket, kibarlık gün geçtikçe hayatımızdan çıkan hasletler. Galiba artık aramıyoruz da... Paldır küldür, nefes nefese, içeriksiz yaşamağa giderek alışıyoruz... Eski İstanbul Türkçe’si artık alay konusu... Ahmet Haşim’in ne “O Belde” şiirindeki sevgili imajının inceliği, ne Nedim’in imbikten geçmiş nezaket tarifi bizi ilgilendiriyor. Kaba sabalık ve küfür... Şimdiki moda bu. Sevgili büyükler, ilerde böyle bir ortam içinde yetiştirdiğiniz çocuklar, büyüdüklerinde karşınızda ağıza alınmayacak küfürlerle konuşurlarsa hiç gocunmayın. “Bizim zamanımızda...” söylemlerine de başlamayın. Ne demişler: “Ne ekersen onu biçersin”... Bir kitap HAYATIN RENGİ İNSAN Rahim Er dostumuz, Adnan Menderes, Ahmet Kabaklı, Arif Nihat Asya, Ayhan Songar, Barış Manço, Berin Menderes, Cevat Babuna, Emin Garbi Arvas, İsmet Miroğlu, Nazım Hikmet, Ömer Öztürkmen, Tarık Buğra, Üzeyir Garih, Yahya Kemal Beyatlı gibi toplumda iz bırakmış şahsiyetler hakkında yazdığı yazıları bu isim altında toplamış, BKY yayınları arasında çıkan kitap ilgiyle okunuyor; insan gerçeğini tanıma açısından ufkumuzu aydınlatıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT