BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünya nüfusu nereden nereye?

Dünya nüfusu nereden nereye?

Birleşmiş Milletler dünya nüfus rakamlarını iki yılda bir güncelleştirir. Bunu yaparken doğurganlık, ölüm oranları, ortalama ömür, bölgeler ve ülkeler arasında yaşanacak göçler hakkında araştırma ve varsayımlarda bulunur.



Birleşmiş Milletler dünya nüfus rakamlarını iki yılda bir güncelleştirir. Bunu yaparken doğurganlık, ölüm oranları, ortalama ömür, bölgeler ve ülkeler arasında yaşanacak göçler hakkında araştırma ve varsayımlarda bulunur. Eski raporlarında elli yıl sonra dünya nüfusunun en az sekiz milyar, en fazla on bir milyar olacağı tahmin ediliyordu. Son yayınlanan raporda dünya nüfusunun 2050 yılında 9.1 milyar olacağı ifade ediliyor. Geçmişten günümüze hızlanarak gelen bir nüfus artışı var. Dünyamız bir milyar nüfusa ancak 1830’da varabilmiş. Yüz sene sonra 1930’da iki milyar olmuş. Otuz sene sonra (1960) üç milyara yükselmiş, on beş yıl sonra (1975) dört milyar, on iki yıl sonra (1987) beş milyar, on bir yıl sonra (1998) altı milyar olmuş. Bugün ise 6.5 milyar. Yer küremiz her gün iki yüz elli bin kişiye daha kucak açıyor! Böylesine kalabalıklaşan dünya elli yıl sonra şüphesiz bugünkünden çok değişik bir dünya olacak. Farklı yoğunlukta yüklenen coğrafya gelecekte yepyeni jeopolitik anlamlar taşıyacak. İstatistiklerden çıkardığımıza göre elli yıl önce 1.7 milyar olan az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin nüfusu elli yıl sonra sekiz milyara yaklaşacak. Sekiz yüz milyon olan gelişmiş ülkelerin nüfusu bir buçuk milyarı bile bulmayacak. Ülkeler bazında Hindistan 1.5 milyar nüfusla en kalabalık ülke olurken, onu Çin takip edecek. Rusya’nın bugün 140 milyon olan nüfusu 100 milyona düşecek. Türkiye’nin nüfusu 106 milyona çıkacak. Avrupa nüfusu 100 milyon azalarak 632 milyona inecek. Genel hatlarıyla zengin kuzey ülkelerinde ve Japonya’da nüfus azalırken, fakir Afrika ve Asya’da hızla artacak. Zenginlerle fakirler arasındaki refah farkı çok derinleşecek. Ortalama ömür 75’e çıkarken, zengin ülkeler yaşlı kalabalıklara dönüşecek. Fakir ülkelerde ise nüfusun yarısı on beş yaşın altında kümelenecek. İnsanların üçte ikisi şehirlere akın ederken, gecekondulaşma, hırsızlık, gasp, gettolaşma, gürültü ve hava kirliliği şehirlerin baş belâsı hâline gelecek. Geleceğe yönelik umutlar İnsanlık böylesine çekilmez bir geleceğe mahkûm mu? Gelecek her günün gideni aratmaması için yapılacak bazı şeyle yok mu? Elbette var. Torunlarımızın hakkını yememek, onlara şimdiki standartlarımızdan daha düşük bir geleceği miras bırakmamak için kişisel, ülkesel ve küresel sorumluluklar altındayız. Huzurlu bir gelecek için insanlık öncelikle şu üç konuyu halletmek zorundadır: Herkese dengeli beslenme ve sağlık hizmeti sağlamak ilk yapılması gerekendir. Sonra her çocuğa tahsil, her aileye sağlıklı konut imkânı bulunmalıdır. Nihayet istihdamı teşvik ederek, faal yaştaki herkese iş sağlanmalıdır. 21. asrın idraki bakalım nereye kadar...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT