BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Açe Osmanlı ilişkileri

Açe Osmanlı ilişkileri

Aralık 2004 sonunda Güney Doğu Asya’da çok şiddetli bir deprem oldu. Merkez üssü, denizde ve çok derinlerde olan depremlerin sonucunda, tsunami denilen deniz dibi dalgaları sahile yakın su yüzüne çıkarak, önüne geleni yutar. Bu son depremde maalesef milyonlarca insanı evsiz barksız bırakan ve 300 binden fazlasının ölümüne sebep olan acı bir felaket yaşandı.



Aralık 2004 sonunda Güney Doğu Asya’da çok şiddetli bir deprem oldu. Merkez üssü, denizde ve çok derinlerde olan depremlerin sonucunda, tsunami denilen deniz dibi dalgaları sahile yakın su yüzüne çıkarak, önüne geleni yutar. Bu son depremde maalesef milyonlarca insanı evsiz barksız bırakan ve 300 binden fazlasının ölümüne sebep olan acı bir felaket yaşandı. Bu felaketten en çok zarar gören de Endonezya’nın Sumatra adasının kuzey kısmında bulunan Açe’nin insanları oldu. Sumatra adasının yüz ölçümü Türkiye’nin toprakları kadardır. Avrupa devletleri Orta Çağda bir nevi milli soygunculuk olan sömürgeciliğe başlayınca, Portekizliler, Açe Sultanlığına saldırdılar. Bu ülke insanları Müslüman idi. Portekizliler hem sömürüyorlar hem de öldürüyorlardı. Açe Sultanı çok bunalmıştı. Kanuni Sultan Süleyman’ın son dönemlerinde, İstanbul’a bir elçilik heyeti gönderdi. Elçi İstanbul’a iki senede gelebildi. Ancak heyet geldiğinde, Kanuni bu dünyaya veda etmiş, yerine oğlu İkinci Selim geçmişti. Açe Sultanı mektubunda, Portekizlilerin halkına çok zulmettiğini, bunları def edebilmek için silah ve mühimmat ile askerî gemilere ihtiyaçları olduğunu, Java adalarındaki diğer toplulukların da sıkıntı çektiklerini bildiriyordu. Selim Han böyle bir isteği geri çevirmedi. 1567-1568’de, bir miktar silah ve askerî malzeme ile birlikte, onlara balık hediye etmek yerine balık tutmayı öğretircesine; teknik personel de gönderdi. 19 gemi dolusu top döküm malzeme ve kalıpları, gemi inşa alet ve edevatı ile birlikte 5000 kadar teknik personel, kurulan bir filo ile Kurdoğlu Hızır Reis’in emrinde, çok meşakkatli bir yolculuktan sonra Açe’ye ulaştı. Barbaros’un emrindeki komutanlarından Kurdoğlu Musluhiddin Reis’in oğlu olan Hızır Reis, bir müddet orada kalarak, askerî işleri, savunma mevzilerini düzene koydu. Açe ordusunun üst düzey kurmay heyeti, Türklerden kuruldu. Türk top döküm ve gemi inşa ustalarından isteyenlere de orada kalabilme izni verildi. Gidenlerin yarıdan çoğu orada kaldı. Evlendiler, çoluk çocuk sahibi oldular. Şimdi felaketten en çok zarar görenler işte bu subayların ve ustaların torunlarıdır. Türk basını ilk zamanlar bu konudan habersiz kaldı. Zira okullarımızda, ne Sumatra seferleri, ne Seydi Ali Reis’in Hind Denizi maceralarını okumamışlardı, okumamıştık. Mareşal Fevzi Çakmak’ın Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde, Genelkurmay Başkanlığı Seydi Ali Reis’in mücadelesini anlatan bir askerî kitap bastırmıştı. Bu kitabı on sene öncesine kadar sahaflarda bulabiliyorduk. Şimdi o da kalmadı. Başta Hükumet olmak üzere bilhassa İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının Açe çalışmalarını takdirle karşılıyorum. Gönül isterdi ki, İstanbul Belediye Başkanlığımız, basın mensuplarına bir Açe gezisi düzenlesin. Böylece halkımıza Açe’nin ne olduğunu daha güzel anlatalım. Bir TV yapımcısı olarak, bu ecdat yadigarı yerlerde çekimler yapıp Türk milletine sunmayı ne kadar isterdim... Zelzeleden bir hafta sonrasına kadar Türk basın yayın kuruluşları Açe adının doğrusunu yazamadık. Böyle bir gezi bundan sonra bu adı doğru yazmamızı sağlasa yine kârdır.
Kapat
KAPAT