BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mutluluğun şifreleri...

Mutluluğun şifreleri...

Devrin padişahı, hükümranlığında yaşayan insanların en miskin olanlarını bir araya toplamaya karar vermiş... Fermanlar çıkarılmış, dört bir yana haberler gönderilmiş, adamlar salınmış...



Devrin padişahı, hükümranlığında yaşayan insanların en miskin olanlarını bir araya toplamaya karar vermiş... Fermanlar çıkarılmış, dört bir yana haberler gönderilmiş, adamlar salınmış... Aradan çok geçmeden, ülkenin bütün tembel insanları bir araya getirilmiş. Gerekli elemeler yapıldıktan sonra, en miskin olanlar seçilerek bir binaya yerleştirilmiş... Geri kalanlar, bir şekilde memnun edilerek, memleketlerine gönderilmiş... ... Sonra yine elemeler başlamış. Maksat içlerinden en tembel olanını bulmakmış... Fakat belli bir sayıdan sonra olay kilitlenmiş... Ne yapsalar, ne etseler, bir türlü sonuca varamamışlar... Bunun üzerine, padişahın emriyle tembelhane yakılmış... Hâliyle bir panik başlamış ve çoğu tembel, can havliyle soluğu dışarıda almış... Fakat üç kişi varmış ki; yerlerinden bile kıpırdamamışlar... Yangını umursamadan, minderlerinde yatarken, bir taraftan da kendi kendilerine, sakin sakin konuşuyorlarmış: Birinci adam: “Ortalık da bayağı ısındı... Burnuma yanık kokusu geliyor...” İkinci adam: “Ateş yakınıma gelse de sigaramı yaksam...” Padişah da bir kenardan onları izliyormuş... Bakmış ki, kimsenin kıpırdamaya niyeti yok, emir vermiş, üçünü de minderleriyle birlikte dışarı çıkarmışlar... Bu sefer, üçüncü adam konuşmaya başlamış: “İnsan dediğin kuş misali. Az önce neredeydik, şimdi neredeyiz?...” ... Yazar hikayeyi bir yere bağlıyor ve diyor ki; “Bir şeyler yapmalı, paslanmaktan, çürümekten kendimizi korumalıyız... Zaten zaman her şeyi hızla eskitiyor, durup dururken ona yardım etmeye ne gerek var?... Yüreği paslanmış, hevesleri sönmüş, hayalleri yıkılmış, şimdisi ve geleceği kapkara geceye dönmüş olan insanın yaşaması ile ölmesi arasında ne fark kalır?...” Bu ve buna benzer 50 hikaye ile desteklenmiş Gazanfer Sanlıtop’un “Mutluluğun Şifreleri” Akis Kitap’tan çıktı... (akis@akiskitap.com) sağdan - soldan (Behçelievler - Duvar ilanı - Deniz Kızıl...) “-CİMTUR SİZE HAYALLERİNİZİ SÜSLEYEN UEFA KUPASI’NI YAKINDAN GÖRME FIRSATI SUNUYOR...” *** (K.Paşa - Duvar Yazısı - Menekşe...) “-BURAYA ÇÖP ATANI YAKALARSAM YEDİRİRİM O ÇÖPLERİ... BENDEN SÖYLEMESİ...” *** (Edirnekapı - Minibüs Arkası - Hakan Yavuz...) “-BİZ YAŞADIKÇA SİZ ÇILDIRIN... YAŞAYAN MİNİBÜSÇÜLER, ÇILDIRAN DİĞERLERİ...” *** (Ümraniye - Mağaza - Abdülhamid Karaman...) “-ZÜCCACİYE & HEDİYELİK KATIMIZ AÇILMIŞTIR... GELİN, GEZİN, GÖRÜN, ALIN, GÜLE GÜLE KULLANIN...” *** (Ümraniye Mavi Berlingo - Abdülhamid Karaman...) “-BENİ TAKİP ETME, ÇÜNKÜ BEN DE KAYBOLDUM...” DEMODE / MODA Elektrik vermek DEMODE Elektrik almak MODA... ... Sahte takı DEMODE Sahte rakı MODA... ... Memiş’in Keto’su DEMODE Sezer’in vetosu MODA... ... Ecevit’in hastalığı DEMODE Demirel’in hastalığı MODA... Tebeşir Tozu... “-Erkekler, hayatlarının bir devresinde evlerinin tam hakimidirler... O da doğdukları günden, üç yaşına bastıkları güne kadardır...” (Gaston Paces) bizimkiler Aslında “Meçka Engin” köşesi de olabilir... Ama hikaye biraz kısa, buraya yazayım... Engin Abi bir haftalık yurt dışı gezisinden dönecekmiş... Hanımı bir adres vermiş ve “Biz oturmaya gidiyoruz, direkt oraya gel, beraber eve geçelim”... Olayı anlatan, “Terörün en hareketli günleri” diye not düşüyor... Neyse Engin Abi İstanbul’a inmiş ve kendisine verilen adrese gitmiş... Evsahibi kapı dürbününden bakmış; saçı sakalı birbirine karışmış, yorgun, argın, döküntü bir adam... “Kim o” diye sormuş, Engin Abi, “Hanımları ve çocukları almaya geldim” demiş... Karakola telefon edilmiş, polisler gelmiş ve olay yengenin teşhisiyle tatlıya bağlanmış... S.Ö.Z. der ki; “-İçki bütün kötülüklerin anasıdır... Sahte içki de kaynanası...” (“Yine dedin diyeceğini” dedirten, çığır açıcı enfes s.ö.zleri...) temelin yeri Temel otobüs beklerken, yanına bir kadın gelip oturmuş... Ama çok çirkinmiş... Yanında da iki çocuk... “-Çocuklarınız galiba” diye sormuş Temel... Kadın başıyla “Evet” diye onaylamış... “-İkiz mi bunlar?... -Dalga mı geçiyorsunuz?... Bir defa biri kız, biri erkek... Üstelik biri onbeş yaşında, öteki altı... İkiz olduklarını nasıl düşünürsünüz?... “-Ben de onu merak ettim zaten... Hangi adam sizin gibi bir kadınla iki çocuk sahibi olacak kadar uzun kalabilir ki?... diyAlog... (SHOW - Sabah Yıldızları...) AYDIN: Elif ağlama gözyaşların kendini tutsun lütfen... *** (NTV - Gerçeğin Ta Kendisi...) KADİR ÇÖPDEMİR: Teşvik primi olmasa Teşvikiye diye bir semt olur muydu, di mi?... VATANDAŞ: Altunizade de var ama altın yok... *** (SHOW - Sabah Yıldızları...) AYDIN: Öğlen programını dört gözle, dört kulakla izleyeceğim... *** (STV - Spor Haberleri...) SPİKER: Teşvik iddiaları ile ilgili federasyona ifade veren futbolcu İsmet basına açıklama yaparken, “Serhat Ulueren elindeki kasetlerde konuşmalarımızı tamamından sonuna kadar değiştirmiş” dedi... *** (KANAL D - Size Anne Diyebilir Miyim?...) DAMAT ADAYI: Ben Öznur’a karşı güzel hisler hissettiğimi hissedebiliyorum... Bugünün buluşu > Umumi bir lambanın altına “Lüzumsuzsa söndür” uyarısı yazıldı... (06.03.1963) sanatik kritik “-Yaşadıklarımdan hiç pişman olmadım... Olsam da bunu kendime bile itiraf edip huzurumu bozmam...” (...Seda Sayan) politik kritik “-Balıkların bile bir özgürlük, bir de hapis hayatı vardır... Onun hapis hayatı karadır, özgürlüğü denizdir...” (...Tayyip Erdoğan) sportik kritik “-Bir gün Fenerbahçe’den gideceğim mutlaka... Ama bu, gazetecilerin belirlediği tarihte olmayacak...” (...Christoph Daum) Şifa Yemek Öğle Menüsü Ezogelin Çorba... İzmir Köfte... Makarna... Salata...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT