BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Orta Asya’ya öncü olmalıyız

Orta Asya’ya öncü olmalıyız

BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu, Türkiye’nin, yönünü Orta Asya ülkeleri birliğine dönmesi gerektiğini belirterek “Türk Dünyası’nda bize ait coğrafyada, yeni bir medeniyetin öncülüğünü üstlenmeliyiz” dedi.



> Harun Yerebakan İSTANBUL - Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Türkiye’nin yönünü Türk Dünyası’na çevirmek zorunda olduğunu belirterek, “Bu bölgede öncü olmalıyız” dedi. Genel Yayın Müdürümüz Fuat Bol’u makamında ziyaret eden Yazıcıoğlu, Türkiye’nin yönünü Orta Asya ülkeleri birliğine çevirerek öncülük yapması gerektiğini söyledi. “Kafkaslar, Balkanlar, Orta Doğu ve Türk Dünyası’nda bize ait coğrafyada, coğrafyamızın tüm kültürleri ile eklemlenerek yeni bir medeniyetin öncülüğünü üstlenmeliyiz” diyen Yazıcıoğlu şunları söyledi: Dil birliği unutuldu “Bu coğrafyada madenlerimiz, enerji kaynakları ve çok geniş bir pazar alanı var. Türkiye’de iş gücü ve yetişmiş insan var. Önemli ölçüde sanayileşme sürecini tamamlamışız. Hizmet sektörünü çok rahatlıkla bu coğrafyaya taşıyabiliriz. Var olan bu büyük imkanlara dönmeliyiz. Biraz titreyip kendimize dönmeliyiz. Milli, manevi değerlerimize ve coğrafyamızın kaynaklarına dönmeliyiz. Bu alanı tümüyle terkedilmiş gibi görüyorum.” Yüzyıl gecikmiş fotoğraf diye altına yazılan Türk Cumhuriyetleri ve topluluk liderlerinin resimlerinin görünmediğini kaydeden Yazıcıoğlu, “Yüzyıl gecikmiş fotoğraflar diye sevinerek, yeni ümitler ve ülkülere kanat çırparak heyecanla çektiğimiz fotoğraflar yok şimdi. Ne oldu? Hani Türk Dünyası’nın alfabe birliği, nerede kaldı dil ve iş birliğimiz. Nerede kültürel etkinliklerimiz ve kurultaylarımız. Hepsi terk edildi. Bir uçtan bir uca savrulup duruyoruz. Ya Amerikancı ya Avrupacı ya da Ruscu olacağız. Neden biz olamıyoruz” dedi. Yeni vizyon şart ‘Amerika ile yapmazsanız ne yapacaksınız’ dediklerini belirten Yazıcıoğlu şöyle devam etti: “Ölecek değiliz. Sanki biz bu coğrafyaya Amerika sayesinde mi geldik? Selçukluyu, Osmanlıyı, Amerika sayesinde mi kurduk? Avrupa mı, Rusya mı veya Amerika mı bu büyük menediyetleri bahşetti? Hayır. Biz kendi kültürümüzden bu medeniyetleri inşa ettik. Yeniden aynı şeyleri yapabilecek potansiyelimiz var. Gerekirse AB ile tam üyelik değil, ikili münasebetlere dayanan farklı statülerle gerçekçi anlayışlar içerisinde ilişkileri kurabilir ve Belçika ile İsviçre gibi yapabiliriz. Diğer taraftan, siyasi kriterlerle önümüze konan dayatmalarla milli birliğimizi parçalıyor ve kültürel değerlerimizi terk ediyoruz. Türkiye bir kavşak noktasına gelmiştir. Ve bu gemide hep beraber yaşıyoruz. Acilen bu geminin su almaması için tedbir geliştirmek zorundayız. Böyle bir kritik döneme geldik. Herkes aklını başına almalı. Kısaca, yeni bir vizyon ortaya koymak zorundayız.” Partisinin; yanlışlarına tepki göstererek ayrılan milletvekillerine saygı duyulması gerektiğini, kendi kişisel çıkarlarının peşinde daldan dala atlayarak her döneme göre konumlananların da ahlaka uygun olmadığını belirten Yazıcıoğlu, “Kendi partilerine milletvekili kabul ederlerken, siyasi, ahlaki ve etik demeyenlerin kendi partilerinden milletvekili ayrıldığında ‘kanun çıkarıp bunu engelleyelim’ demelerini de çok tutarlı bulmuyorum” dedi. Oyunu görmeliyiz Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) hayali peşinde çok yorulduğunu ve AB’ye almayacaklarının belli olduğunu savunan Yazıcıoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı: “Sürekli yeni engel ve kurallar geliştirerek Türkiye’ye ikinci sınıf muamelesi yapıyorlar. Türkiye bunu hak etmemiştir. Türkiye AB’ye kendi güvenliğini sağlamak için girerken aynı zamanda AB’nin güvenliğini de teminat altına alıyordu. Türkiye AB’ye ekonomik problemleri çözmek için girer ken, aynı zamanda AB’nin ekonomik alanını da genişletmeye katkıda bulunuyordu. Türkiye bu şekilde hem demokratik sorunlarını AB’ye girerek çözmeye çalışıyor hem de demokratik bir coğrafyada yerini almak istiyordu. Aynı zamanda AB’nin demokratik kültürü ile buluşurken, oranın çok sesli, çok unsurlu ve çok yapılı iddialarına da katkıda bulunacaktı. Geçen bu zaman içinde çok farklı bir noktaya gelindi. Şu anda AB’nin önümüze koyduğu kriter ve talepler, güvenliğimizi teminat altına değil, tehdit altına alıyor. Milli birlik ve bütünlüğümüzü parçalayarak güvenliğimizi sağlayamayız. Başka ülkelerden istemedikleri ve önümüze koydukları yeni kriterlerle aslında bizi ne dışarı atmak ne de içeri almak istiyorlar. Burada bağlamak istiyorlar. Türkiye bu oyunu fark etmeli ve oyunun oyun olduğunu görerek, oyuna oyunla karşılık vermeli.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT