BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > BÜYÜK EYYAM

BÜYÜK EYYAM

Bıçakçı Federasyonu ve kurulları, hukuk kurallarını alt-üst ediyor... PFDK ve Tahkim, “Beşiktaş aşkına” 5 günde 4 defa olağanüstü toplanarak Kartal’ın isteklerini yerine getirdi



> M.Tahir Kum İşte “büyük” farkı Türk futbolunun düne kadar en büyük sancısı olan “büyükler kollanıyor” gerçeği Levent Bıçakçı federasyonu ve kurullarının icraatlarıyla iyiden iyiye tavan yaptı. Hukukçu başkan Levent Bıçakçı’nın döneminde, özellikle “büyükler” konusunda hukuk kurallarının alt-üst edilişi “büyük takım” farkını bir kez daha fark ettirdi. Beşiktaş, “Mâli genel kurulum var” diyerek, Sakaryaspor maçının tarihini değiştirtti. G.Birliği, Beşiktaş’la olan tekrar maçını 2 Mart’ta oynamak istedi. Ancak bu maç, Başkent ekibinin F.Bahçe ile oynayacağı müsabakanın 3 gün öncesine konuldu. Bir pet şişe atıldığı için saha kapatan PFDK, son yılların en vahim olaylarından birinin yaşandığı Sakarya maçından dolayı Beşiktaş’a da “bir pet şişelik” fatura kesti. Mahrem temsilci raporları ortalıkta kol gezdi. PFDK ve Tahkim Kurulu, Beşiktaş için son 5 günde 4 defa olağanüstü toplandı. Bunlar sadece bir tesadüften mi ibaret? Tesadüfler zinciri Şimdi soruyoruz: 8 Mart Salı günü, yani dün olağan toplantısı olan PFDK, hangi gerekçeyle bir gün önce olağanüstü toplanma gereği görmüştür? Ortada “olağanüstü toplantıyı” gerektiren bir “yürütmeyi durdurma” talebi bulunmadan nasıl toplanmıştır? Normalinden bir gün önce yapılan olağanüstü toplantıda verilen “1 maç seyircisiz oynama” cezasının, Trabzonspor maçı yerine hafta içinde oynanacak G.Birliği karşılaşmasına denk getirilmesi yine bir tesadüf müdür? G.Birliği’nin tekrar maçını 2 Mart’ta oynamak istemesine rağmen bu talebin reddedilişinin altında, iddia edildiği gibi, “Beşiktaş, G.Saray’ın karşısına diri çıksın. G.Birliği ise önce Beşiktaş’la oynasın, sonra F.Bahçe ile yorgun - argın mücadele etsin” düşüncesi mi yatmaktadır? Bugüne kadar futbol tarihimizde Beşiktaş’tan başka bir kulübün mâli genel kuruldan dolayı maç tarihinin değiştirilmesi talebi kabul görmüş müdür? Rapor niye sızdırıldı? Yine soruyoruz: G.Saray - F.Bahçe maçında yan hakeme isabet eden bir pet şişeden dolayı “1 maç” ceza verilen bir arenada, taraftarın sahaya inmesi, bir futbolcunun Beşiktaşlı güvenlik görevlilerince hastanelik edilmesi, olayların büyümesiyle hakemlerin soyunma odasına giderek maça 12 dakika ara vermesinin “vahameti”, nasıl “eş değerde” tutulmuştur? Beşiktaş -Sakarya maçının temsilcisi Ata Özer’in “mahrem” raporu, federasyon kurumları tarafından ne niyetle ve kim tarafından medyaya dağıtılma gereği duyulmuştur? Temsilci Ata Özer’in raporunda, Carew’in hem M’bayo, hem de Aytaç’a karşı aynı fiili gerçekleştirdiği ifadesi yar alırken ve buna karşılık disiplin talimatının ‘cezada içtima” bölümü 61. maddesine göre “Fiiller ayrı ayrı değerlendirilerek hükme bağlanır” kararı bulunurken, neden olay “tek tükürük” olarak değerlendirilmiştir? Nöbetçi mahkemeler! Sormaya devam ediyoruz! Türk futbol tarihinde bugüne kadar Tahkim Kurulu bir defa bile hafta sonu tatilinde toplantı gereği duymazken, hangi “olağanüstü” durum Tahkim’i 5 Mart Cumartesi günü “olağanüstü” toplantıya “davet” etmiştir? Tedbirin kaldırılması konusunda ortada “gerekli” olan PFDK’nın nihai kararı yokken, hangi gerekçeyle üyeler Gürol Kaymak ve Ö.Faruk Ergin “Tedbir kaldırılmalı” tezini savunmuştur? Cuma günü olağan toplantısı olan Tahkim Kurulu, neden dün yine (dört günde ikinci kez) olağanüstü toplanma gereği görmüştür? Cumartesi günkü toplantıda tedbirin kaldırılması konusunda üç muhaliften biri olan Avukat Erkan Vardar’ın dünkü olağanüstü toplantıya katılmaması tesadüf müdür? Bir Beşiktaş dosyası için 5’i PFDK’nın olmak üzere 12 avukatı, 5 günde 4 defa olağanüstü toplatan, onları adeta “nöbetçi mahkemeler” haline getiren sebep nedir? Herkese olur mu dersiniz? ... Ve diyoruz ki, bundan 8 ay önce futbola şeffaflık getireceğini söyleyerek gelen, kulüp ayrımı yapmayacağını iddia eden hukukçu başkan Levent Bıçakçı neden dik duramıyor? “Havuza adalet gelecek” diyen, ama önüne çıkan ilk fırsatta Teleon’dan doğan ceza parasını yine “havuz sistemine göre” bölerek aslan payını büyüklere veren Bıçakçı, yarın nasıl “havuza” adalet getirecek? Bugün Beşiktaş’ın “toplantım var” talebi üzerine maçını tehir eden Bıçakçı, yarın ‘x’ bir Anadolu kulübüne de aynı mazeretinden dolayı yeşil ışık yakabilecek mi? Bir Beşiktaş dosyası için adeta “nöbetçi mahkeme” haline getirilen Tahkim Kurulu ve PFDK yarın da yine ‘x’ bir Anadolu kulübü için aynı şekilde olağanüstü hâl ilân edecek mi? Ve son olarak soruyoruz; bu tesadüfler zinciri sizi hiç mi düşündürmüyor?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT