BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İçi burkuldu yaşlı adamın!..

İçi burkuldu yaşlı adamın!..

İki tane işçi zaten birkaç parça olan eşyayı yaklaşık bir buçuk saatte kamyona doldurmuştu bile.



İki tane işçi zaten birkaç parça olan eşyayı yaklaşık bir buçuk saatte kamyona doldurmuştu bile. Talat bey başlarında durmuş işçilere göz kulak oluyor, Mehpare hanım ise oldukça yorgun bir vaziyette kırık dökük eşyaların toparlanmasıyla uğraşıyordu. Muhsin oldukça acele etmişti taşınma işlemi için. Müstakbel kayınpederinin ilgi duyduğu bir konuda bir şeyler yapmak çabasıyla evi hemen boşaltmak istemişti. Avukatla iki defa görüşmüştü Talat bey. Bir keresinde kendisi de gitmişti ceza evine. Oğlunu görmek, onunla konuşmak, ona güç vermek istemişti. Ama Tahsin kabul etmemişti babasını görmeyi. Üzerinde durmadı yaşlı adam. “Demek ki kendini suçlu hissediyor, yüzüme dahi bakmaya cesaret edemiyor” diye düşündü. Kendisi için gereken eşyaları hazırlayıp gönderdiler... Mahkeme bir hafta sonraydı. Servet bey çok da fazla ümit vermemekle birlikte, en az cezayla kurtarmaya çalışıyordu. Handan da bir kere gelmişti Mehpare hanımı ziyarete. Yaşlı kadına moral vermeye çalışmış, destek olmuştu. Gümüş ailesi ise hiç arayıp sormamıştı bile. Nihayet yükleme işlemi bitti. Yıllardır oturdukları ahşap ev bomboş kalmıştı. Talat bey içinin burkulduğunu hissetti. Bu evde doğmuş, burada büyümüştü. Baba ocağından ayrılmak, hem de bir daha bu tahtaları adım attıkça gıcırdayan odalarda dolaşamamak, bu rutubet kokusunu duymamak düşüncesi hüzünlendirmişti yaşlı adamı. Kamyonun kapakları kapatılırken bir taksi yanaştı evin önüne. Muhsin indi içinden. Son zamanlarda oldukça şık ve pahalı giyinmeye başlamıştı genç adam. Gözündeki neredeyse Talat beyin bir emekli maaşı kadar fiyatı olan Avrupa gözlüklerini havalı bir şekilde çıkartıp babasına doğru yürüdü: -Hazır mısınız? -Hazırız oğlum. Gidelim artık. -Annem nerede? Talat bey hafifçe gülümsedi önüne bakarken: -Ayrılamıyor herhalde evinden... İçeride. Öfkeli bir tavırla eve doğru yürüdü genç adam. Talat bey dudaklarını ısırdı. Şimdi oğlunun düşüncesizce edeceği birkaç laf, yaşlı kadının içine oturacaktı. Hemen arkasından o da girdi gerisin geriye eve. -Anne, hâlâ hazırlanmadın mı? Ev boşaldı, sen ne yapıyorsun burada? Muhsin başını hole doğru uzatarak seslenmişti içeriye. Ses gelmedi. Babası atıldı: -Ben bakayım oğlum. Yaşlı adam kısa adımlarla girdi odaya. Mehpare hanım seccadesini sermiş, namaz kılıyordu. Ayaklarının ucuna basarak çıktı: -Namaz kılıyor oğlum, şimdi biter. -Kamyon dışarıda bekliyor, benim işim gücüm var, Şükran bekliyor. Namazını gittiği yerde kılsa ya! Talat bey yavaşça mırıldandı: -Oğlum, kadıncağızın ibadetine de laf söyleme artık. Kaç dakika sürer? Çok mu önemli dakikaların? Annen senin için bir ömür verdi... Genç adam dik dik baktı babasına: -Sen de meseleyi çarpıtma baba. Ben ne diyorum sen ne diyorsun! Cevap vermedi Talat bey. Gözlerini dolaştırdı bomboş odalarda. Yer yer tahtalar çürümüştü. İçinden “Bir yerde de iyi oldu. İyice eskimişti ev. Nereden baksan bir ev fiyatına tamir olurdu. O da imkansız olduğuna göre en isabetli kararı verdik!” diye geçirdi içinden. Bu sırada Mehpare hanım geldi: -Hazırım oğlum, gidebiliriz. Dışarı çıktılar. Muhsin’le Mehpare hanım kamyonun önüne bindiler. Talat bey işçilerle birlikte kamyonun kasasına atladı. Yola çıktılar. Doğup büyüdüğü ev gözünün önünden kaybolana kadar baktı yaşlı adam. Bir saniye içinde sanki bütün yaşadıkları film şeridi gibi geçiverdi gözlerinin önünden. Babasını hatırladı, annesini. Çocukluğunu geçtiği yerlerde şimdi koca koca binalar yükselmişti. İşte onların arasına yakında bir daha katılacak, hızla betonlaşan çevreye katkıda bulunacaktı. Taşınacakları evi hiç görmemişlerdi. Muhsin öylesine aceleye getirmişti ki her şeyi, bir oldu-bittiyle karşılaşmışlar, onun iradesiyle davranmışlardı. Nikah günü de alınmıştı. Yirmi gün sonra İstanbul’un en lüks otellerinden birinde yapılacaktı. Her şeyle Muhsin ilgileniyordu. Halit Gümüş’ün evleri karşılığında ödediği paranın dörtte üçünü almıştı genç adam. Ancak yetecekti düğün masraflarına. Sesini çıkartmamıştı Talat bey. Geri kalan parayı da küçük oğlu için harcamayı planlamıştı. Onu bir an önce cezaevinden çıkartmaya uğraşacaktı. Yaşadıklarının onun için bir ders olduğuna inanıyor, tahliye olur olmaz daha önceki mazbut hayatına döneceğini, okulunu bitirip hayata atılacağını düşünüyordu. Bir talihsizlikti yaşanan. Dar bir sokağa girdi kamyon. Şehir merkezinden iyice uzaklaşmışlar, İstanbul’un hani o bir gecede kuruluveren semtlerinden birine gelmişlerdi. Yollar asfalt değildi, çamur içindeydi. Nihayet durdular. Talat bey etrafına bakındı. Her yer gecekondu doluydu. Renk renk boyalı gecekondular. Şaşkınlığını gizlemeden seyrediyordu çevresini. O sırada oğlunun sesi duyuldu: -İşte yeni eviniz! Karı koca birbirlerine baktılar. Mavi çivit boyalı, tek katlı, iki odalı bir gecekonduydu oğullarının gösterdiği ev!.. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT