BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir haykırıştır ŞİİR!

Bir haykırıştır ŞİİR!

“Türk şiiri öldü mü?” tartışmaları sürerken, bu tartışmalara dikkat çekici bir ses Samsun’dan geldi. Şiirin sükûn, huzur ve sevinç kaynağı olduğunu söyleyen araştırmacı, yazar M.Halistin Kukul, “Yerine göre şiir bir haykırıştır ama sarhoş nârası değildir” diyor.



> İnan Arvas Türk şiirinin son yıllarda ‘iyi şair’, ‘iyi şiir’ ortaya çıkaramadığı tartışmaları gazete sütunları ve dergi sayfalarını meşgul ederken, şiiri hayatının tek amacı olarak gören isimler birer birer, konuyla ilgili görüşlerini söylemeye başlıyorlar. Samsun 19 Mayıs Üniversitesi’nden emekli olduktan sonra çalışmalarını tamamen edebiyat araştırmaları ve şiir tahlillerine yönelten M. Halistin Kukul, hem bir edebiyat adamı, hem de bir şair hassasiyetiyle konuyu değerlendiriyor. Şiiri, “mekan dışına taşıma” olarak tarif eden ve edebiyatımıza birçok alanda eserler kazandıran usta kalem Kukul, Türk şiirinin çok ciddî eserlere hazırlık yapmak zorunda olduğunu söylüyor. Edebiyatımıza kalıcı eserlerin kazandırılması gerektiğini savunan Kukul’la, şiir ve estetik üzerine konuştuk: ‘Durulma’ ve ‘coşma’... * Şiirin tarifinden hareketle bugünkü şiirimizi değerlendirir misiniz? KUKUL - Şiir hakkında pek çok görüş mevcuttur. Bir defa şunu tespit edelim ki, her fikrin bir poetikası vardır. Böyle olunca, buna bağlı olarak da görüşler ve haliyle tarifler de değişecektir. Umûmî bakışla şiir; mûtâdın dışına, fevkine taşmadır. Bizliği delme, fiziği aşmadır. Yerine göre şiir bir haykırıştır amâ sarhoş narası değildir. Şiir; sükûn, huzur ve sevinç menbaıdır. Arama, kabuğuna çekilme, büzülme değil, kabuğu yarma, çatlatma, çözülme ve açılmadır. Yerine göre “durulma” yerine göre “coşma”dır. Ahenk veya âhenkler mecmûudur. Herkes, onu, his ve fikir terkibi diye tarif eder de, his ile fikrin ince kaynaşmasını görmezlikten gelir. Hisle fikir birbirine zıt mıdır ki terkip yapılsın? Buna rağmen, hisse nazaran fikir, daha görünürlük arzeder. Histe sezilirlik fikirde görünürlük biraz daha hâkim unsurlardır. Şiirde; bunlara, şekil, ahenk ve ahlâkın da yüklediği kıymetler vardır. Her harfin önemi var * Yâni, size göre şiirde “şekil, ahenk ve ahlâk” mutlaka bir bütünlük içinde mi olmalıdır? KUKUL - Kelimeler, hecelerden hattâ harflerden meydana gelen anlaşma vasıtalarıdır. Şiirde, hecenin değil, harfin bile büyük önemi vardır. Bu önem, hem mânâda, hem şekilde, hem âhenkte ve hem de ahlâkîlikte kendini göstermelidir. Bu ufacık ses ve mânâ âletleri, aslında şiirin bütün yükünü taşırlar. Harften mısraya, bunlara yüklenecek mânâ, maddî unsurlardan ne kadar uzaklaştırılabilirse o kadar derinlik kazanırlar; renklenirler, ufuk açarlar. Ahlâklı olma zaten insanın umûmî yaşayışında temel unsur olmalıdır. Elbette, sanatta da bu önemli bir vasıf olarak belirmelidir. Buna göre, bugünkü şiirimizi ele alırsak, gerçekten kaliteye ulaştıklarımız az değildir. Ancak bizde, millet olarak bir huy hâlini alan acelecilik, sanatta da kendini göstermektedir. His dediğimiz unsur, akılla iyi bir işbirliği yapıp sabırla işlenemiyor. Düşülen hata burada. Muhakeme zayıf oluyor. Böyle olunca estetik anlayışlarındaki farklılıkların birbirlerine tesirleriyle de menfilik hâkim duruma geliyor. Mevlâna’nın yolundayız * Bu hususlara biraz daha açıklık getirir misiniz? Estetik mânâda... KUKUL - Elbette... Meselâ: “Allah güzeldir ve güzelliği sever” anlayışında olanlar sanatı “mimesis” yâni taklit olarak görenlerden farklı bir yol takip ederler. İkinciler, kabuktan çıkamazlar. Derinlik diye bir hedefleri yoktur. Müstehcen endîşesi taşımazlar. Kelimeler, sâdece birer kuru âlet gibidir onlar için. Bu ikisinin aynı edebî telâkkiyi sürdürmeleri mümkün olabilir mi? Bunun ışığında biz Yesevi, Mevlâna, Yûnus anlayışının mensubuyuz, diyoruz. Bu silsile hiçbir devirde aşılamamıştır ve aşılamayacaktır. Yûnus Emre ile zirve yaşayan Türk ve dünya şiiri çok ciddî eserlere hazırlık yapmak zorundadır. Bundan asla ümitsiz değilim. Kalıcı olabilecek şiire iltifat etmemiz gerekir. Arayış ve anlayış da bu olmalıdır. Bol ödüllü eğitimci 1943 Trabzon doğumlu olan M. Halistin Kukul 1961 Erzincan Askeri Lisesi’nden mezun oldu. 1967’de Erzurum Atatürk Üniversitesi Fransız Dili Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. 30 yıllık eğitimciliğinin 25 yılını üniversitede geçiren Kukul, 1997 yılında Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden öğretim görevlisi olarak emekli oldu. Başta Türk Edebiyatı Vakfı ve Milli Kültür Vakfı olmak üzere şu ana kadar 8 ödülü bulunan Kukul’un, 7 şiir, 3 hikaye, 2 tiyatro kitabı ile, 1 inceleme bir de mektup olmak üzere 14 eseri bulunuyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT