BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çember daralıyor

Çember daralıyor

"Belgeler burada beyefendi”li yıllarımız olmuştu. Özel kanallar kurulmuş, her kanalda ateşli tartışmalar oluyor.. Konuşmacılar masanın etrafına sıra sıra dizilmiş.. Konuşup duruyorlar.



"Belgeler burada beyefendi”li yıllarımız olmuştu. Özel kanallar kurulmuş, her kanalda ateşli tartışmalar oluyor.. Konuşmacılar masanın etrafına sıra sıra dizilmiş.. Konuşup duruyorlar. Haa, herkesin önünde tomar tomar dosyalar da var. Birisi diğerine laf atarken önündeki dosyayı da hızlı hızlı karıştırıyor.. Karıştırırken bazı sayfaları biraz yukarı kaldırıp.. “Bakın kamera bunu gösterirse” diyor.. Gösterirse dediği bir fotokopi.. Sonra diğeri bir sayfayı yukarı kaldırıyor.. Kamera bunu da gösterirse diyor. Sonu da “kamuoyu takdir etsin”le bitiyor. Biz kameraların gösterdiği fotokopilere bakıp takdir edecekmişiz. Ne de güzel ederiz ama. Böyle bir beş sene geçirdik. Sonra belgelerle yolsuzluk faslı başladı. Kameranın gösterdiği fotokopilere bakıp kimin ne kadar yolsuzluk yaptığını takdir ettik. Çok da anlamadık ama, anlatanlara bakılırsa memleket soyulup soğana çevrilmişti. Sonra yolsuz hırsız kovalamaya başladık. Memleket bir rivayete göre 40 milyar dolar..Öbür rivayete göre 70 milyar dolar soyulmuştu. Soyup soğana çevirenler hesap verecekti. Sonra hesap verecek isimler dolaştı ortalıkta.. bu taraftan toplasan üç kişi.. Öbür taraftan toplasan beş kişi.. Altı etmiyordu. Üstelik bir kişi dışında verilmiş bir karar da yoktu. Biraz zaman geçince fark ettik ki, el koymanın da bir maliyeti var. El koyup merkezden maaş ödemenin anlaşılabilir bir tarafı da yok. Bu faslı da kapattık, kapatıyoruz. Şimdi kime inanacağımızı şaşırdık faslı gelecek. İyileri nasıl bulacağız hesabı..İnsanların yüzde 90’ı mühürlü.. ya ilerici, ya gerici, ya irticacı, ya hain, ya gafil, ya hırsız, ya yolsuz.. Sanki bu işlerin olmadığı ya da çok az olduğu yerlerde herkes nereye inanacağını biliyormuş da rahat ediyormuş gibi. Çember gittikçe daralıyor, yolsuzluk soysuzluk bahane. Aforoz Rahmetli Özal, filan tarihte, Amerika’daki büyükelçimize sormuş: “Ermenilerle ilgili iddiaları kabul etsek ne olur” demiş. Aradan bu kadar yıl geçtikten sonra bazılarına göre -hayretle- öğrenmişiz ki, büyükelçimiz sabahlara kadar dil dökerek Özal’ı zor ikna etmiş, kabul etmenin felaketini anlatmış. Özal da anlamış. Sanki bir tv’deki açık oturumda sormuş. Bir devlet başkanının bir büyükelçisine böyle bir soru sormasının neresi garip? Başkaları bunu duyunca ne düşündü bilmiyorum, ama ben etkilendim. Siz bir konuyu merak edince nasıl araştırırsınız? Yani tarihi olaylara ilgi duyduğunuz zaman, işin aslını öğrenmek için “Bakalım devletimiz bu konuda ne diyor?”la mı işe başlarsınız? ..... Açıkçası ben ne dediğimizi anlayamıyorum. Birileri zaman zaman bu konuyu ısıtıp önümüze getiriyor, bize de reddetmek, hayır demek, söze, “Sözde Ermeni Soykırımı Tasarısı” diyerek başlamak düşüyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT