BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Göç suç oranını artırdı

Göç suç oranını artırdı

Özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde çaresiz kalan vatandaşların altyapısız bir şekilde büyük şehirlere göç etmesinin bir çok problemi de beraberinde getirdiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, “Özellikle 18 yaş altı çocuklar birileri tarafından getirilerek kullanılıyor. Bunlar organize bir şekilde getiriliyor ve suç işlemeleri sağlanıyor” dedi.



> Haber Merkezi Göçü önlemek için tarım ve hayvancılığa destek verildiğini belirten Erdoğan, “Vatandaşımız bu tür konulara ilgi duysun diye bir çok tedbir alıyoruz. Bin köye bin tarım gönüllüsü projemizi bu yıl iki katına çıkarıyoruz. Ayrıca iş adamlarımızı doğup büyüdükleri yerlere yatırım yapmaya çağırıyoruz” diye konuştu. ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kontrolsüz bir şekilde gerçekleşen göç olayının suç oranlarının artmasına yol açtığını söyledi. Erdoğan, dün akşam TGRT HABER TV’de canlı olarak yayınlanan “Çerçeve’den Yansımalar Özel”e konuk oldu. Erdoğan, Başbakanlık Konutu’nda Gazetemiz Genel Yayın Müdürü Fuat Bol, TGRT HABER TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Soysal ve yazarımız İsmail Kapan’ın güncel konulardaki sorularını cevaplandırdı. Başbakan Erdoğan, son günlerde çok fazla yurt dışı gezi yaptığı eleştirilerinin haksız olduğunu belirterek, “Türkiye şu ana kadar Ankara’dan çıkmayan Başbakanlar tarafından yönetildi. Şimdiye kadar hep bunlar eleştiriliyordu. Şimdi ise sürekli dolaşmamız eleştiriliyor. Bu bir sistem meselesi. Türkiye artık komşularıyla bütünleşen bir siyaset izliyor. Biz 3 Kasım seçimlerinde iktidar olacağımızı ve bunun hemen akabinde AB ziyaretlerimize başlayacağımızı söyledik. O zaman Genel Başkan olarak, iş adamlarıyla birlikte ziyaretlere başladık. Bu yeterli mi, değil. Bu ziyaretlerimiz sürecek. Şimdiye kadar Türkiye dış toplantılarda yalnızlık içindeydi. Şimdi ise artık dostluklar kuruldu. Geçen hafta Kuzey Afrika’ya gittik. Bu ilk defa Başbakan düzeyinde bir ziyaret oldu ve olağanüstü ilgi gördü. Bizim yurt dışı ziyaretlerimiz sırasında yardımcılarımız görevlerini yerine getiriyor. Ayrıca dünya küçüldü ve sürekli olarak irtibat halindeyiz” dedi. Erdoğan dış ziyaretlerin bazı ülkeler tarafından olumsuz karşılanması konusunda ise şunları söyledi: “Önce şunu ortaya koymalıyız. Türkiye bağımsız, laik ve sosyal bir hukuk devleti. Çok güçlü bir yapımız var. Bu çerçevede komşularla münasebetlerimiz ve sıcak ilişkilerimiz her zaman sürdü. Bizim komşularımızla diyaloğumuzda “dost acı söyler” felsefesi vardır. Biz her şeyi denge içinde götürmemiz gerektiğini biliyoruz. Milli çıkarlarımız çerçevesinde komşularımızla diyaloğumuzu sürdürmek durumundayız. Nereden nereye? Biz son yıllara baktığımızda en büyük ticareti AB ülkeleri ve yakın komşularımızla yapıyoruz. Rusya ve İran ile ciddi ticaret yapıyoruz. Almanya’dan sonra en fazla turist Rusya’dan geliyor. Irak sükûnete erdiğinde bu ülke ile de çok iyi bir ilişkiye gireceğiz. Çünkü Irak’ın her bakımdan bize ihtiyacı var. Ayrıca seyahatlerimiz turistik gezi değil, iş gezileridir. Sabah toplantıya girer akşam istirahate çekiliriz. Çünkü makas çok açık, bunu kapamamız lazım. Bazen dostlarımız çok yorulduğumu söylüyor, ama ben çok çalışmamız gerektiğini biliyorum. GSMH artıyor, bu oturduğumuz yerde olmuyor. Enflasyonda, faizde nereden nereye geldiğimiz belli. Türkiye bir yapısal değişim yaşıyor. Bundan dolayı vatandaşımız gelişmeleri bir anda hissetmeyebilir. Ancak şunu dikkate almak gerekir. Yapılan araştırmalara göre piyasadaki ürünlerin yüzde 70’inin fiyatı artmadı.” Şu anda her yıl 500 bin istihdamı hedeflediklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, “Hedefimiz hem istihdamı artırmak, hem de sosyal bir devlet olarak bütün vatandaşları mesken sahibi yapmak. Küçük evlerden başlayarak herkesi ev sahibi yapmak istiyoruz. Bunda kâr amacı yok. TOKİ’nin bu faaliyetleri ile birlikte duble yol çalışmaları da sürüyor. Yolların kaliteli olmadığı eleştirileri var, ancak biz bu yollarla kazaların azaldığını söylüyoruz. Bunlar kademeli yollar ve zaman içinde kaliteli hale getirilecek. Çift gidiş çift geliş olan bu yolları, şimdi yeni bir talimatla hazine arazilerinde üç gidiş üç geliş olarak yapıyoruz. Ataklarımızı turizmde de sürdürmek istiyoruz. Kültür Bakanlığımız bu konularda yoğun bir çalışma başlattı” diye konuştu. Yatırım teşviki Doğu ve Güneydoğu illerinin kalkınması konusunda iş adamları ile sık sık toplantılar yaptığını belirten Başbakan Erdoğan şöyle devam etti: “Bu konuda iş adamlarına adeta yalvarıyorum. Bir çok ilin iş adamlarıyla özel toplantılar yaptık. Yeni teşvik yasası kapsamında bu iş adamlarımız ortak yatırımlar yapsalar, bölgelerin istihdamına büyük katkı sağlarlar. Bir iş adamı doğup büyüdüğü bölgeye 100-200 kişinin çalışacağı bir yatırım yapsa, hem o bölgenin kalkınmasına yardımcı olur, hem de göçü önler. Bunu ekonomik sılai rahim olarak da görebiliriz. Bu hamleler dengeli bir kalkınmanın da sebebi olur. Biz belediye başkanı ile “nakil belgesi” istedik. Yanlış anlaşıldı. Halbuki bir çok vatandaşımız memleketinde sıkıntı yaşayınca alt yapısız olarak kalkıp büyükşehirlere geliyor. Burada da daha perişan oluyor. Ayrıca suç oranlarında 18 yaş altı çocukların organize bir şekilde kullanıldığını görüyoruz. Bunlar özellikle Doğu ve Güneydoğu’dan organize bir şekilde getiriliyor ve suça itiliyor. Biz bunları önlemek için mücadele ediyoruz. Bu sebeple tarım ve hayvancılığa büyük destekler veriyoruz. Vatandaşımız bu tür konulara ilgi duysun diye. Bin köye bin tarım gönüllüsü projemizi bu yıl iki katına çıkarıyoruz.” Erken seçim yok Gündemde erken seçim olmadığını da ifade eden Başbakan Erdoğan, “Halk bizi 5 yıllığına seçti. Bizim güven ve istikrara ihtiyacımız var. Çok partili döneme geçtiğimiz 59 yıldan beri 59 hükümet kuruldu. Her yıla bir hükümet düşüyor ve bu da kimseye güven vermiyor. Dikkat ederseniz Türkiye’nin istikrarı yakaladığı dönemler de tek partili hükümetler dönemidir. Eleştirilen baraj sistemi ve benzeri konuları ise biz getirmedik. Ayrılan arkadaşlara gelince, onlar partinin programını, tüzüğünü bilerek bu işe başladılar. Ama bugün siyasi takdirlerini kullanarak ayrıldılar. Bundan sonra ayrılmalar olur mu? Bunu şu an için bilemem. Şu an biz yolumuza devam ediyoruz. Biz bir hizmet kadrosuyuz. Milletimiz bize bir imkan verdi ve biz bu imkanı iyi değerlendirmek durumundayız. Şu anda işini bilen, işine hakim bir kadro var. Göstergeler de bunu gösteriyor. Türkiye ciddi bir sıçramanın içinde. Teşvik yasası Anadolumuzda da bir hareketlilik başlatacaktır. Yeni fabrikalar açılıyor ve bunlar da istihdamı artırıyor” şeklinde konuştu. Erdoğan şunları söyledi: “Orman vasfını kaybetmiş arazilerin ekonomiye kazandırılması (2 B) konusu çok önemli. Biz bir çok konuda olduğu gibi bunun da bir mutabakatla yapılmasını istiyoruz. Tabi bu işin profesyonelleri var. Biz buralarda oturanların devletin bütün alt yapılarından istifade ettiğini biliyoruz. Ancak yapılanın yasal olmadığı da bir gerçek. Bu insanlar işgal ettikleri bu alanlarda bedava oturuyor. Diğer taraftan bir ev almak için belli bir para verenler de var ve burada bir adaletsizlik var. Biz buradaki durumu hukuki bir zemine oturtmak istiyoruz. Böylece belediyeleri de rahatlatmak istiyoruz. Çünkü mevcut durumda belediyeler de imar planı yapamıyor. Bir bakıyorsunuz orman alanlarının içerisine villalar oturtulmuş. Edindiğimiz istihbaratlara göre bu insanlar buraların parasını vermeye de hazır. Biz bir mutabakatla bunun önüne geçmek istiyoruz. Eğer mutabakat olmazsa bunun önüne geçemeyiz. Bizler bu problemleri çözmek için buraya getirildik ve er ya da geç çözeceğiz. Aksi takdirde şehirlerimizin dönüşümünü gerçekleştiremeyiz. Bu yasa çıktığında, bir kere orman köylülerine önemli bir pay verilecek. Bu onları rahatlatacak. İstanbul’da ise özellikle barajları tehdit eden havzalarda yapılanmalar var. Biz bir an önce bunların çözümünü istiyoruz. Biz buradan yapılacak tahsilatı da yine buralara harcıyacağız.” Sorumlu yayıncılık Suç oranlarının giderek arttığını ve bunlarla mücadele konusunda çalışmaların sürdüğünü ifade eden Erdoğan, “Ben özellikle şunu belirtmek istiyorum. Özellikle yazılı ve görsel basınımız bu tür haberleri çok abartıyor. Ülkenin bir köşesinde meydana gelen bir cinayet, hemen bütün medyada geniş bir şekilde yer alıyor. Dizilere bakıyorsunuz, tamamen öldürme, katliam görüntüleri. Bunlar toplumu psikolojik olarak mahvediyor. Bu yayın politikalarının gözden geçirilmesi lazım. Reyting uğruna her şey feda edilemez. Mesela geçtiğimiz pazar günü yapılan eylemler var. Burada bütün medya adeta ülkeyi Avrupa’ya ispiyon etti. Bir kere ayın 6’sı mı yoksa 8’i mi Dünya Kadınlar Günü? Böyle bir günde bölücü başının resminin ne işi var. Burada emniyet birimlerinin hatası olabilir, daha yumuşak geçiş sağlanabilir, ama bunları sürekli yayında tutmak ne amaç taşıyor. 11 Eylül görüntülerini olaydan sonra görebildiniz mi? Rayting uğruna her şeyi feda etmemeliyiz. 1 Nisandan sonrasi için ise çeşitli düzenlemeler yapıldı. Bunlar bireyin hukukunu korumak için yapıldı. Ancak biz bunları özgürlükler adına yapıyoruz. Bir kimsenin özgürlük alanı diğerine kadardır. İnsanlar bu konuda birbirine saygılı olmalı. Kalkıp da bunu eyleme dönüştürmeye hakkımız yok. Bunu da zaman içinde gerçekleştireceğiz. Bu hususta da basının ciddi desteklerine ihtiyacımız var.” dedi. Heyecanımız sürüyor Başbakan Erdoğan, AK Parti’nin hız kestiği söylentilerinin de doğru olmadığını belirterek şöyle konuştu: “Biz halen büyük bir heyecanla yolumuza devam ediyoruz. AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn de AB ile ilgili çalışmalarımızın normal sürdüğünü söyledi. Şu anda her şey yolunda devam ediyor. Biz her hafta yapılan çalışmaları Bakanlar Kurulu’nda dağerlendiriyoruz. Her şey aksamadan devam ediyor. Bakanlar Kurulu her hafta toplanıyor, böyle bir hükümet Türkiye’de ilk defa geliyor. Bütün çalışmalar aynı aşkla devam ediyor. Yarın (bugün) Madrid’e gidiyorum. Orada da bütün liderlerle bir araya geleceğiz. Ay sonunda Avrupa liderleriyle yine bir araya geleceğiz. Bütün bu görüşmelerin gündeminde AB’yi ilgilendiren görüşmeler var. Yani süreç aynı hızla devam ediyor. Birileri kasıtlı olarak bunları işliyor. Bunların amacı AK Parti’yi sarsmak. Mesela başmüzakereci konusu. Başmüzakereci 3 Ekim’de göreve başlayacak, şu anda bunun mutlaka söylenmesinin gereği yok. Bunlar kişisel magazin yapmaya alışmışlar ve onun için böyle eleştiriyorlar. Biz gerektiğinde onu da açıklarız. Ben başmüzakerecide aranan şartları açıkladım. Gerektiğinde de ismini açıklarım, bunu medya söylüyor diye açıklamam.” Bankalardaki uygulamalara polisiye tedbir almanın ülkenin saygınlığını yitireceğini ifade eden Erdoğan, “Biz bir ihtilal ülkesi değiliz. Bir hukuk devleti olarak kim olursa olsun, kimsenin hesabına karışmayız. Bu yanlış olur. Avrupa’daki sisteme geçtiğiniz zaman ise bu zaten kendiliğinden oluşur” dedi. ABD ile gerginlik yok Başbakan Erdoğan, “Türkiye- ABD ilişkilerinde gerginlik var” şeklindeki yorumları da sert bir dille eleştirerek, “ABD ile stratejik ortaklığımızın gereği devam ediyor. Ülkemize ilk ziyaretini gerçekleştiren ABD Dışişleri Bakanı Rice da yaptığı açıklamada Türkiye ile stratejik ortaklık devam ediyor dedi. NATO zirvesinde ABD Başkanı Bush ile yaptığımız görüşmeler de art niyetli yorumlandı. Sanki yanımızdalardı. Olaylara samimi yaklaşmıyorlar. Türkiye’nin itibarını düşürmek için çalışıyorlar. Sadece Türkiye cephesinden değil, ABD cephesinden de. Herkes Türkiye’nin ya da ABD’nin sevdalısı değil. Ancak Türkiye vatandaşı olarak sen ülkenin itibarını zedeleyemezsin. Bizler ABD ile karşılıklı çıkar ortaklığımızı 50 yıldır sürdürüyoruz. Üst düzeyde de böyle bir sıkıntı söz konusu değil” diye konuştu. Başbakan Erdoğan bürokrasiden yakınması konusundaki bir soru üzerine de, “Ülkemizde özel sektörde bile bütün elemanları çalıştıramıyorsunuz. Bizim bir kamu yönetimi reformu çalışmamız var. Ayrıca bir personel rejimi çalışmamız var. Bu çok olumlu bir zemin yakalayabilir. Bu konsensüs yakalanabilirse çok daha halkıyla bütünleşen bir yapı ortaya çıkar. Mesela sağlıktaki yeni yapılanmayla ilgili olarak sağlık personelimizin biraz daha gayretli olmasını arzu ediyoruz. Eczacılarımızın da biraz daha gayretli olması gerekir” dedi. Kıbrıs verilmiyor Erdoğan KKTC konusundaki eleştirilerle ilgili olarak da şunları söyledi: “Ben cebimdeki parayı verme konusunda cömertim, ama kan ile alınan bir yeri veremem. Kıbrıs konusu yıllardır çözümsüzlüğe mahkûm edilmiş. Bu güne kadar gelen hükümetler ne yapmış, biz ne yapmışız. Alınan mesafe hükümetimizin son ataklarıyla alınmıştır. KKTC bu güne kadar hep haksız gösterilmeye çalışılırken, son atakta barıştan yana olmayan güney olmuştur. Ama buna rağmen AB tarafından taltif edilmiştir. Kuzey ise halen mağdur edilmektedir. Mesela İslam Konferansı Örgütü’ne bu güne kadar sadece bir toplum olarak katılan KKTC, bugün gözlemci üye olarak katılmaktadır. Bu hükümetimizin çalışmasıyla olmuştur. Annan görüşmelerinde KKTC, Kıbrıs Türk Devleti olarak anılmıştır. Biz çalışmalarımızı sonuna kadar sürdüreceğiz. 3 Ekim görüşmelerinin Rum tarafını tanıma anlamına gelmediği herkes tarafından kabul ediliyor. Gümrük Birliği konusundaki çalışmalar da devam ediyor ve genel tanıma olmadığı yönündeki çalışmalar sürüyor. Kimse kalkıp da Kuzey Kıbrıs veriliyor diyemez. Bu çok çirkindir.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT