BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Her kaptan, içindeki sızar...

Her kaptan, içindeki sızar...

Her kaptan, içinde bulunan sızar. Kötü kimsenin sözleri ve kelimeleri de, kendi gibi olur. O çirkin sözlerin karşısında kalanlar, pisliğe düşen pırlantaya benzer. Hiçbir zaman kanalizasyondan gül kokusu beklenemez...



Eden kendine eder. İnsan, iyilik de etse, kötülük de etse kendine eder. İyiliğin karşılığı iyilik, kötülüğünkü de kötülük olur. Her zaman iyilik etmeyi tercih eden, kurtulur. İyilik de, kötülük de, kalb ile alakalıdır. Kalb, temiz, iyi olunca, beden iyi işler yapar. Kalb bozuk olunca bütün uzuvlar, hep kötü iş yapar. Hadis-i şerifte; (Kalb bozuk olunca, bedenin işleri de hep bozuk olur) buyurulmuştur. Zâhir işlerin bozuk olması, kalbin dağılmasına yol açar. Din büyükleri; “Zâhir, bâtının alâmetidir” buyurmuşlardır. Bunun için, içi aydın olan, dışına ışık verir. Kur’ân-ı kerîmde, (Habîs sözler, habîs insanlara yakışır) buyurulmuştur. Kör olana, güneşin varlığını anlatmaya uğraşılmaz. Safrası, karaciğeri bozuk olana, şekerin tatlı olduğunu anlatmak fayda vermez. Bozuk, habis rûhlara kemâlât, üstünlükler anlatılamaz. Bunlara cevâb vermek, başkalarının bunlara aldanmasını önlemek içindir. İlâç, hastaları ölümden korumak içindir. Ölüleri diriltmek için değildir. Abdullah ibni Abbâs hazretlerine bir kimse hakaret edince; “Bir ihtiyâcın varsa, sana yardım edeyim” karşılığında bulunmuştur. Hazret-i Hüseyin’in oğlu Zeynel Âbidîn Alî hazretleri, kendisine hakaret eden kimseye, elbisesini çıkarıp hediyye etmiştir. Îsâ aleyhisselâm, Yahûdîlerin yanından geçerken, kendisine çok kötü şeyler söylediler. Onlara iyi ve tatlı cevâblar verdi. “Onlar, sana kötülük yapıyor, sen onlara iyi söyliyorsun” dediklerinde; “Herkes, başkasına, yanında bulunandan verir” buyurmuştur. Söz, sâhibinin aynasıdır Söz ve yazı, sâhibinin aynasıdır. Çok kimse, düşmanına kızdığı zamân, onda kendindeki kötülüklerin bulunduğunu söyler. Her kaptan, içinde bulunan sızar. Kötü kimsenin sözleri ve kelimeleri de, kendi gibi olur. O çirkin sözlerin karşısında kalanlar, pisliğe düşen pırlantaya benzer. Hiçbir zaman kanalizasyondan gül kokusu beklenemez. Peygamber efendimiz, bir hadîs-i şerîflerinde; (İnsanda bir et parçası vardır. Bu sâlih olursa, bütün beden sâlih olur. Fâsid olursa, bütün beden fâsid olur. Bu et parçası, Kalbdir!) buyurmuşlardır. Bedenin sâlih olması için, kalbin sâlih, iyi olması lazımdır. Kalb, Allahü teâlânın sevgisine kavuşunca salih, iyi olur. Allahü teâlânın sevgisine kavuşan bir kalb, komşusu olan nefse de tesîr eder. Nefs, emmâreliğinden kurtulmaya başlar. Allahü teâlânın beğendiği şeyleri sever ve beğenmediklerini sevmez. Bundan dolayı, bedenin hepsi İslâmın ahkâmına uymak ister ve böyle bir kimseden hep güzellikler meydana gelir. Bir kimsenin kalbinde ne varsa, sözlerinde ve davranışlarında da bu meydana çıkar. Kalbinde iyilikler, güzellikler bulunanın dilinden güzel sözler, davranışlarında da güzel ahlâk meydana çıkar. Peygamber efendimiz; (Kalb sâlih olunca, beden de sâlih olur) buyurmuşlardır. Kalbin sâlih, iyi olabilmesi; iman etmesi, İslâmiyetin emirlerine uyması ve Allahü teâlânın sevgisinin o kalbde yer etmesi lazımdır. Kalb iyi olunca, beden iyi, sâlih olur. Eshâb-ı kirâmın üstün olmasının sebebi, Peygamber efendimizin huzurunda ve sohbetinde, kalblerinin bütün kirlerden arınarak temizlenmiş olmasıdır. Yaptıkları amellerin ve söyledikleri sözlerin kıymetli olması, hep kalblerinin sâlih olmasındandır. Bunun için Peygamber efendimiz; (Başkaları Allah rızası için Uhud dağı kadar altın sadaka verseler, Eshâbımın Allah yolunda verdiği yarım s⒠arpanın sevâbına kavuşamazlar) buyurmuşlardır. Hazret-i Ömer vefât ettiği zaman, oğlu Abdullah bin Ömer hazretleri; “İlmin onda dokuzu gitti” buyurur. Orada bulunan gençlerin bu söze şaştıklarını görünce; “Sizin bildiğiniz fıkıh ve kelâm ilimlerini söylemiyorum. Resûlullah efendimizin mübârek kalbinden fışkırmış olan bâtın ilminin, ma’rifetin onda dokuzu gitti diyorum” buyurmuştur. Ebû Abdullah Seczî hazretleri buyurdu ki: “İlmini, din bilgisini doğru ve sağlam öğrenmeyenin işi, ameli doğru ve sağlam olmaz. Ameli doğru olmayanın bedeni saf ve temiz olmaz ve kalbi temizlenmez. Kalbi temiz olmayanın da niyeti temiz, doğru olmaz.” “Dil kalbin aynasıdır” Ubeydullah-i Ahrâr hazretleri buyuruyor ki: “Dil kalbin aynasıdır. Gönül de, rûhun aynasıdır. Rûh, insanın hakîkatinin aynasıdır. İnsanın hakîkati de, Hak teâlânın aynasıdır. Bilinmeyen hakîkatler, bilinmiyen zâtdan çıkıp, bu uzun yollardan geçerek, dile gelir. Söz hâlini alarak, hakîkatlere uygun yaratılışlı olanların kulaklarına gelir.” Ahirette her işinden sual edilecek ve herkes, söylediğinin, yaptığının hesabını verecektir. Allahü teâlânın dinine ve kullarına hizmet etmek; vermekle olur, almakla değil. Bu da kalbin selamete kavuşması yani kalbde Allahü teâlânın sevgisinden başka bir şeyin o kalbde kalmaması ile mümkündür. Kalb temiz olursa, niyetler de, sözler de işler de temiz ve güzel olur. Böyle kimseden hep güzellikler meydana gelir. Aksi halde; “Destursuz bağa giren, hesapsız dayak yer” atasözündeki netice hasıl olur yani ahirette hesabı çok çetin olur. Âyinesi işdir kişinin, lâfa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı, eserinde!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT