BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > EĞER İŞ ARIYORSANIZ

EĞER İŞ ARIYORSANIZ

- Hayır anne, ısrar etme. - Oğlum, bir de bunu denesen ne olur yani? İnan babanın emekli maaşı faturalara yetmiyor. Açık Öğretim’e kayıt parası vereceksin, kursa gitmen lazım, sigara içiyorsun, kontör yiyorsun; ben hastayım; nereden para bulacağız?



- Hayır anne, ısrar etme. - Oğlum, bir de bunu denesen ne olur yani? İnan babanın emekli maaşı faturalara yetmiyor. Açık Öğretim’e kayıt parası vereceksin, kursa gitmen lazım, sigara içiyorsun, kontör yiyorsun; ben hastayım; nereden para bulacağız? Anne, kahvaltıdaki oğluna çay doldururken, her zamanki dertlerini açmıştı yine... Babanın vefatından sonra oğlunun çalışmasını istiyor, fakat ana-oğlun bütün çabalarına rağmen iş bulamıyorlardı. Anne, apartman komşusu kadınlarla her buluşmasında onlardan yardım istiyor, eşlerine, babalarına, kardeşlerine oğlu ile ilgili iş talebini iletmelerini rica ediyordu. Kimi komşu kadınlar, yakınlarına durumu anlatıyor, ayarlanan randevular hep boş çıkıyordu. Anne, bir komşusundan daha söz almış, oğlunu yeni bir iş başvurusuna göndermek istiyordu. Ama bütün denemelerinden eli boş dönmüş olan yirmi iki yaşındaki delikanlı, artık bu tip iş görüşmelerine gitmek istemiyordu. - Hayır anne, ısrar etme. Oraya gitmem. Kahvaltıdan sonra gazete alıp iş ilanlarına bakacağım. Gerçekten de delikanlı kahvaltıyı kısa kesip, mutfaktaki kumbaradan bozuk paralar alarak dışarı çıktı. Çay bahçesinde garsonu el işareti ile yanına çağırdı ve gazetenin ilan sayfalarını aramaya koyuldu. - Çay mı? - Çay... Biraz sonra aradığını bulmuş olmanın heyecanı ile ceketinin iç cebindeki cep telefonuna sarıldı: - Abi ben bu gazetedeki ilan için arıyordum. - .............. - Tamam abi, adres nasıldı? Delikanlı, karton kutu fabrikasında, camla bölünmüş odanın kapısını tıklatırken tedirgindi. Kapıyı vurup içeri girdiğinde, esmer, bıyıklı bir adam elindeki para destesine lastik geçirmeye çalışıyordu. Destenin sağını solunu düzeltip, ağzı açık duran çelik kasaya koydu ve gence döndü: - He canım? - Telefonda konuşmuştuk abi. İş için şeyettim... Adam kaşlarını çatarak delikanlıyı daha bir dikkatle süzdü. Fazla düşünmedi: - Ha, biz adam aldık be koçum... Tamam? Delikanlı oturamadan ve “Peki” bile diyemeden geldiği gibi geri çıkarken, adam telefona uzandı. Gazeteden iş arama işi kolayına gitmişti; ertesi gün aynı şeyi yaptı. En azından kimseye minnet etmiyordu. A-ha! Bir gün önceki iş ilanı yine vardı gazetede! Demek bir yanlışlık olmuştu. Yine telefon etti, bir gün önceki “görüşmeden” bahsetmeden: - İş için aramıştım. Tamam, hemen geliyorum. İkitelli di mi? İçeri girdiğinde adamı bir gün önce bıraktığı gibi buldu; sanki gece bile evine gitmemişti; telefonla konuşuyordu: - Bak ne diyecem Ali Ekber, ben bu işi zevk için yapıyorum, hem para verip hem bu engellerle uğraşamam, onlara öyle söyle. (Eli ile telefonun ahizesini kapatıp, delikanlıya ‘Ne istiyorsun?’ dercesine kafa salladı.) - Abi dün iş için gelmiştim, adam aldığınızı söylemiştiniz, bugün yine ilan.... Adam onu dinlemeyi bırakıp tekrar telefona döndü: - Kardeşim versinler o arsayı, genç takımımıza güzel bir idman sahası yapayım diyorum, bana ne bütün bunlardan? Bi dakka, bi dakka... Delikanlıya döndü, tespihli elini havada salladı: - Sana iş yok canım, ayağa kaldırma beni, çek git, o rozetle sana iş miş yok, yürü bakiim.. (Telefona döndü.) Ha, Ali Ekber... Delikanlı yıkılmış olarak dışarı çıktı; fabrikanın çamurlu yolundan caddeye inmeye çalışırken yakasındaki bir ünlü kulübün rozetine soğuk soğuk baktı... ---------------------------------- Cuma günleri yayınlanır
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98455
    % 1.69
  • 5.3279
    % -0.7
  • 6.0542
    % -0.85
  • 6.8869
    % -0.64
  • 220.305
    % -0.61
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT