BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vosvosu sıçratan adam Heinrich Nordhoff

Vosvosu sıçratan adam Heinrich Nordhoff

Almanlar Volkswageni Amerikan piyasasına sokmaya kararlıdırlar, şekliyle oynarlar olmaz, motoru güçlendirirler olmaz ama Herbie adlı film serisiyle umduklarından fazlasını bulurlar...



Bu köşeyi hazırlarken yazılı çizili ne varsa topluyor, yerine göre tuğla kalınlığında hatıralar okuyoruz. Hal böyle olunca önümüze yüzlerce sayfalık dosyalar çıkıyor. İyi de el kadar yere destan sığdıracak değiliz ya. İnsan kıyamıyor ama makas çalışmak zorunda, başlıyoruz kırpıp kırpıp atmaya. Volkswagen ve F. Porsche’nin hikayesini bitirmiştik ama firmayı en zorlu günlerinde omuzlayan, savaşta harabeye dönen tesisten “bir dünya markası” çıkaran adamı (Heinrich Nordhoff) iki cümleyle geçiştirip haksızlık yaptığımızı anladık. Neyse bu gün de ona yer ayırıp mevzuyu kapatılım. Amerika’nın keşfi Volkswagen armasına bakarsanız bir şato bir dere ve bir enik resmi görürsünüz ki tospağakolikler bunu “kale gibi sağlam, su gibi akıcı ve köpek kadar sadık” şeklinde açıklarlar. ‘Beetle’lar hakikaten dost çıkar ve her geçen gün meraklısı artar. Böcükler dünyanın her yerine ulaşır, bir tek gemi gibi arabalardan hoşlanan Amerikalılara yaklaşamazlar. H. Nordhoff, “Kaplumbağa”yı Hollanda’da tanıtan ve büyük cirolar yapan başarılı bayi Ben Pon’u Amerika’ya yollar. Arabayı allarlar, pullarlar ama dönüp de bakan olmaz. Ben Pon çalmadık kapı, aşındırmadık eşik bırakmaz ama bir netice alamaz. Garibin açlıktan nefesi kokar, arabayı haraç mezat satar da otel masraflarını karşılar. Gelgelelim H. Nordroff’un lügatında “mağlubiyet” gibi bir kelime bulunmaz. İşini gücünü bırakıp Amerika’ya koşar, uğraşır, didinir. Nitekim her marka araba pazarlayan bir acentenin listesine “Volkswagen” kelimesini yazdırmaya muvaffak olur. Olur ama müşteriyi kim kaybetmiş ki onlar bulsunlar. Küçük düşün Nordhoff, Amerikalıları Amerikanvari reklamlarla avlamaya çalışır, 1959 yılında “küçük düşünün” sloganıyla ortalığa çıkar. Sevimli böcekleri hürriyetin, sadeliğin, aşkın sembolu gibi tanıtırlar. Anti kapitalist söylemlerin revaç bulduğu 60’lı yıllarda Bettle’lar solcu gençlerin ve hippilerin dikkatini çekmeye başlar. Arabalarını leblebi şekeri gibi şeker pembeye, uçuk maviye boyar, üzerine allı morlu çiçekler kondururlar. Şu işe bakın Nazilerden nefret edenler bile Hitler’in yadigarına bayılırlar. H. Nordhoff arabaya yeni çizgiler kazandırır, motorunu büyültüp gücünü katlar, elektrik tesisatını da 12 volta çıkarırlar. Buna rağmen Coniler, vosvosu cılız ve takatsiz bulurlar. O yıllarda bir firma tosbağaların nikelajlarını ve tamponlarını söker, arabayı alçaltır ve daha küçük tekerlekler takar. Ürettikleri kitlerle ufacık motordan yüzlerce beygirlik güç alırlar. Kuyu zinciri gibi şırıldayan motorlar, kangal iti gibi hırlamaya başlar. Hele birkaç otomotiv dergisi de sahife açınca gençleri (özellikle talebeleri) yakalarlar. Aşk böceği Ama dananın kuyruğu Herbie filmleriyle (The Love Bug/Aşk Böceği) kopar. Dizi de başrol oynayan Volkswagen, bir nevi çöpçatanlık yapar. Disney’in şirin yıldızı küser, darılır, yan yatar, çamura batar, ne yapar yapar âşıkların arasını bağlar. Bu filmde Nordhoff’un ne kadar parmağı vardır bilmiyoruz ama Herbie gişe rekorları kırarken (1969) Vosvos satışları da patlar. (Biliyorsunuz yıllar sonra Fransızlar aynı yolu dener, “Taxi” filmi ile Japon ve Alman arabalarına savaş açarlar.) Yaşanan talep patlaması üzerine yeni fabrikalar devreye girer, Brezilya, Meksika, Avusturya, Güney Afrika, Belçika, Nijerya gibi 16 ülkede üretim başlar. Hollandalı Ben Pon “tospa” pazarlama işinde çuvallasa da VW minibüs üretme fikrini ortaya atarak firmaya büyük bir ufuk açar. “Microbus”lar ayrı bir efsane olur, satış rekorları kırarlar. Derken “Vosvos’un kuzeni” olarak tanımlanan “Karmann-Ghia” (dünyanın en yavaş spor otomobili olmasına rağmen) görenlere “ay ne şeker şey” dedirtir ve yükselen bir grafik yakalar. Nordhoff, 1968’de hayata veda ettiğinde yollarda 1 milyon 700 bin “böcek” turlar. Eğer birileri “bu araba 21 milyondan fazla satacak” deseler herhalde güler güçer, bu kadarına o da inanamaz. Vosvos’un biri, bi gün... Bizde “kaplumbağa”, “tosbağa” ya da “Vosvos” diye bilinen sevimli araba İngilterede “Beetle ve Bug” ABD’de “Veedub”, Almanya’da “Keafer”, Fransa’da “Coccinelle”, İtalya’da “Maggolini” adıyla tanınır. Meksika’daki adı ise “göbek deliği”dir zira ondan herkeste bir tane vardır. Üretimi 74 yılında bittiğine göre Vosvosların en genci 32 yaşında olmalı, ancak sahipleri onları ısrarla ayakta tutmaya çalışır, hakkında bin türlü hurafe uydururlar. Yok efendim Meksika’da kırk katarlı bir marşandiz hemzemin geçitte Vosvosa çarpmış da lokomotifin sıfatı kaymış. Tospağanın mı? Farı bile kırılmamış, zaten onda domuz boynu gibi şasi varmış. Geçenlerde Kargasekmez rampasında şoför uyumuş, yoldan çıkmış, tosbağa bir alt viraja yuvarlanmış. Sürücü bir sağına, bir soluna bakmış, bişey olmamış gibi gazlamış. Sonra Vosvosçular camı aralamadan kapı kapatmazlarmış da filan. Zira kauçuk fitiller öyle güzel otururmuş ki lavabo pompasını andırırlarmış. Kapıyı örttüğünüzde ciddi ciddi basınç artar, açtığınızda adeta içiniz boşalırmış. Kulak zarınızı emer, üfler “löppççük” diye ses çıkartırmış... Çekemeyenlere göre “Tospagen” kullanmakla iskemlenin altına su motoru koymak arasında bir fark yoksa da Vosvos hastaları motor sesine bayılırlar. Orkestra yerine egzoz dinler, hatta deli deli ritm tutarlar. Tospağaların sevimli yüzleriyle çocukların ve hayvanların dikkatini çektiği vakıa, nitekim mahallede ne kadar kedi varsa tepesine tüner, köpekler tekerine siğer, veledler kaput üstünde kaydırak oynarlar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT