BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu tablonun ressamı kim?

Bu tablonun ressamı kim?

Çarşamba akşamının futbol fukarası Beşiktaş’a karşı izlediğim G.Birliği, Saracoğlu’nda F.Bahçe için bir tehdit olamazdı. Ancak geçtiğimiz pazar Malatya’da Anelka’nın klası sayesinde kazanmış F.Bahçe için de maç düne kadar izlediğimiz biçimde bir Kadıköy klasiği olmakta zorlanabilirdi.



Çarşamba akşamının futbol fukarası Beşiktaş’a karşı izlediğim G.Birliği, Saracoğlu’nda F.Bahçe için bir tehdit olamazdı. Ancak geçtiğimiz pazar Malatya’da Anelka’nın klası sayesinde kazanmış F.Bahçe için de maç düne kadar izlediğimiz biçimde bir Kadıköy klasiği olmakta zorlanabilirdi. Böyle başladı oyun. Ziya Doğan, Uğur, Hakan ve Kerem gibi üç tane genci böyle bir oyuna sürmekle takımının yarınını mı hazırlıyordu, yoksa F.Bahçe’ye farklı bir galibiyetin anahtarını mı sunuyordu? F.Bahçe bu G.Birliği karşısında “dâhi” Daum’un Nobre’yi kenarda oynatışı sebebiyle hem G.Birliği savunmasının göbeğini zorlayamıyor, hem de adeta tek kanatlı bir uçak gibi uçmaya çalışıyordu. Youla’nın sürpriz golüne kadar genç Deda’nın, tuhaf düdükler peşine tuhaf kartlar eklediğine tanık olurken, tatsız bir icraatın haberini de veriyor gibi geldi bize. Nitekim, F.Bahçe’nin ilk kazandığı penaltı beklentilerimin boş olmadığını gösterdi. Bizim TSYD’nin başkanı Onur Belge, bu penaltıya doğrusu hiç aklıma gelmeyecek bir yorum getiriyordu. Onur diyordu ki, “Bu hakemin penaltıcı meşhur babası bile böyle penaltı vermemişti.” İşte bundan sonra paşa paşa oynamaya çalışan, futbolun normal sertliği içinde mücadele eden taraflar birbirlerini dövmeye başladılar ve sonra hakiki F.Bahçe penaltısıyla soyunma odasına G.Birliği yenik ama maçın başına göre iki defa daha hırslanmış gidiyordu. F.Bahçe’nin koca bir ilk yarıda hanesine yansımış tek artı, Serkan’la Yozgatlı’nın harmanladıkları sağ kanat görüntüsüydü. Ziya Doğan bunu bir 45 dakika izledikten sonra ikinci yarıya Sertan’ı oyuna alıp, orayı tıkayarak çıktı. Ama Sertan, Ziya hocaya şu soruyu sormamıza neden oldu. Bu kadar takım dolaşmış, fizik gücü yetersiz bir oyuncuyu, o kadar gençler dururken neden oyuna alıyorsun? Nitekim Ziya hoca bu yanlışından daha sonra dönüverdi. G.Birliği’nin dörtlü savunmaya döndükten sonra oyuna ağırlığını koyuşu, rahat pas yapışı ve her türlü hücum biçimini kullanışı, ikinci golü getirdi. Bu arada genç hakem Deda’nın, soyunma odasına gidilirken yüz yüze kendisini açık ve net bir şekilde alkışlayarak protesto eden El Saka’nın soyunma odası koridorlarında sarı kart görüp görmediği de dün akşamki büyük meraklarımın arasındadır. F.Bahçe Teknik Direktörü Daum ilerleyen dakikalarda Yozgatlı’nın yerine Hooijdonk’u ve Deniz’in yerine de Önder’i alıp bir tuhaf kurgu peşine takıldı. Anelka’nın uyuduğu yerde Hooijdonk aklını ve fiziğini kullanarak bir icraat yapar ise Daum biraz hakem, biraz da klas oyuncuları sayesinde bir kere daha paçayı kurtaracaktı. Nitekim öyle oldu. Alex’in sanki maçtaki son hamleleri yaparcasına rakip savunmanın içine soktuğu top, Hooijdonk’un müthiş topuk pasıyla ve yine Alex’in vuruşuyla skor tabelasını değiştiriverdi. F.Bahçe’nin üç gün evvel bir maç oynamış rakibi karşısında hakem yardımı ve her zaman olduğu gibi Alex ve Nobre gibi yıldızlarla ancak kazanabildiği gerçeği dün geceye de damgasını vurdu. Sonra... Avrupa Kupası için nasıl olsa daha iki sene var. Tam yazıyı noktalarken artık Türkiye’deki hakemlerin adeta katliama giden Luciano’ya ne zaman kırmızı kart gösterecekleri konusundaki merakım biraz daha arttı. Malatya’da geçen hafta kurtulan Brezilyalı dün gece de maçın en kötü adamı Cem Deda tarafından kurtarıldı. Maçın bir çarpıcı özelliği de Ziya Doğan hocanın ya da kaleci Ömer’in, Alex’in her türlü sağ - sol ya da uzak direkt vuruşlarında baraj yaptırmamaları idi. Enteresandır, Alex bir duran topu eskiden olduğu gibi arkadaşlarının kafasına konduramadı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT