BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Ebru’ya gönül verdi!

‘Ebru’ya gönül verdi!

Ebrunun ‘özbeöz’ Türk sanatı olduğunu söyleyen yılların ustası Yılmaz Eneş (Gülbaba), “Tekneye atılan her boya ebru, her ebru yapan da ebrucu değildir” diyor. Eneş, günümüz gençliğinin, klasik sanatlara yönelerek kendilerini uçurumun kenarından döndürebileceğini söylüyor.



> Özcan Ünlü Ebru, kadîm/gelenekli sanatlarımızın en önemli dallarından biridir. Sayıları iki elin parmaklarını geçmeyen ‘gerçek’ sanatçıları ile yarına taşınmaya çalışılan bu sanat dalı, diğer alanlarda olduğu gibi, ne yazık ki, küresel kültür istilasının altında varolma savaşı veriyor. Yıllarca Küçükayasofya’daki ‘Menekşe Ebruevi’nde eserler üreten, genç sanatçılar yetiştiren Yılmaz Eneş -nâm-ı diğer Gülbaba- de bu ustalardan biri. Çalışma mekanını değiştiren ve atölyesine ‘Tarz-ı Kadim Ebruevi’ adını veren Eneş, bıkmadan, usanmadan, yorulmadan hizmetlerini sürdürüyor ve bugünlerde www.ebruevi.com internet adresini fonksiyonel hale getirmeye çalışıyor. Gençler marka düşkünü Ülkemiz son yıllarda popüler kültürün acımasızlığıyla mücadele ediyor. Bu, bizim klasik sanatlarımıza da yansıyan bir durum. Siz bu etkiyi nasıl hissediyorsunuz? ENEŞ: Genel olarak marka ve etiket düşkünü günümüz gençliği ezbercilikten yola çıkarak ve sadece ‘ben de birşeyler yaptım’ diyerek bazı sanat kollarına meyil gösterip kısa sürede bırakıyorlar. Bu düşünce yapısı ile geleneksel sanatlarda ayran gönüllü bir gençlik yetişiyor. Alınan 6 aylık kısa süreli eğitimlerden sonra sanatı tam anlamı ile öğrenmeden atölye çalışması içine giriliyor. Bu durumda ebru sanatının geleneksel çizgisinin dışına çıklması ve çalışmalardaki gevşeklik şeklinde kendini gösteriyor. Günümüz gençliği ne yazık ki, dışarıdan dayatılan kültür ve sanat alanlarıyla da fazla içli-dışlı olduğu için tam anlamıyla kendi sanatlarımıza yönelemiyor. Bunun sebeplerini araştırmak gerekiyor. O zaman, ebru sanatının alıcıları da değişti öyle değil mi? Peki, ‘derdi’ olan bir usta olarak bu sanatın geleceğini nasıl görüyorsunuz? ENEŞ: Ebrunun ticaretini yapan alıcı kitle, sanat yönü ve sanatçısından ziyade fiyatın ne kadar düşük olduğuna önem veriyor. Değerlendirme bu şekilde yapılınca satışlarda düşme hissediliyor. Eskiye oranla daha çok tanınmasıyla birlikte yaygın alıcı kitlesi olmadığı bir gerçek. Yapılan her ebruda yaşanan duyguları görmek yerine, etiketini görmek düşüncesi ile bakıldığında değerini anlamak mümkün olmayacaktır. Sanat ve sanatçı gönül gözüyle görülebildiği sürece değerini bulur. Ticaretini yapanların dışında, bu gözle bakanlar var oldukça ebru sanatının alıcısı olacaktır. Aynı sanat dalında çalışanlar -özellikle geleneksel sanatlar için bunu söyleyebiliriz- arasında ciddi bir gerginlik yaşanıyor. Zaten bir elin parmağını geçmeyecek kadar az olan bu sanatçılar neden bir çatı altında birleşemiyorlar? ENEŞ: Günümüzde ebru sanatında formaların daha kusursuz ve kaliteli oluşturulması, ebrucular arasında ciddi gerginliklerin yaşanmasına neden oluyor. Boynuzun kulağı geçmesi gerektiğini ifade eden, hikayelerle örneklemeler yapan geleneksel sanatçılar, bu sanatı ve sanatçıları desteklemek yerine aslında yanlış davranışlar sergiliyorlar. Atölyelerin kendi içlerindeki ve diğer atölyelerle olan diyaloglarındaki kişisel çıkar ve düşüncelerini ön plana çıkararak karalamalar yapmaları, ebru üstadları olarak anılan biz ebruculara karşı önyargılı fikirler oluşması sağlanmakta. Yersiz ve gereksiz bir rekabet olduğu kanısındayım. Ebru öğretmek adına maddi hesaplar ağırlık kazanıyor. Bunun dönüşümünde de, uzun süre ebru ile uğraşan bir öğrencinin aslında ebrunun başlangıcı olan tekne açmayı bile öğrenemediğini gözlemliyorum. Tabii ki ben de bu sanata gönül vermiş bir kişi olarak geleneksel sanatlarda özellikle ebru konusunda dernekleşmeye gidilmesini arzu ediyorum. O ‘güllerin’ sanatçısı Büyük bir emek vererek ürettiğiniz eserlerin sanat çevreleri ve tüketicileri tarafından yeterince anlaşılıp değerlendirildiğine inanıyor musunuz? ENEŞ: Çalışmalarımı takip eden dostlarımın ve sanatseverlerin her zaman beğenesini alıyorum. Bunun sebebi günümüze kadar olan ebru sanatı çalışmalarında kullanılan formun dışında ıslah etme ve geliştirme çalışması içinde olmam, gül, karanfil, gelincik, zerrin, ayçiçeği, bahardalı, çinkaranfili çiçeklerini uygulamam. Bu arada belirteyim; ayçiçeği çalışmam ebru üstadı merhum Mustafa Düzgünman’ın oğlu Ali Haydar Düzgünman’ın isteği ile çiçeğin doğasına uygun 100x70 teknede, ebatlarına uygun şekilde tarafımdan uygulanmıştır. Eserlerimde derinlik ve perspektif olduğu sanatseverler tarafından çok sık dile getirilmektedir. (Tarz-ı Kadim Ebruevi, 0 212 516 87 76) Kendi atölyesini kurdu Her zamanki mekanını değiştirerek Sultanahmet’e daha yakın bir yerde ‘Tarz-ı Kadim Ebruevi’ni hizmete sıkan Yılmaz Eneş, ebru dersi almak isteyen meraklıları için şu önemli bilgileri sunuyor: “Eğer biri bana kendine göre bir atölye planı çiz dese, yüzde doksanbeş bu mekanı tarif ederdim. Tarihi bir dokunun içerisinde iki katlı 80 yıllık bir mekan. Ben de bu dokuyu koruyarak bir kültür merkezi oluşturdum diyebilirim. Alt katta galeri bölümü, üst katta bana ait bir çalışma odası ve öğrencilerime ait diğer bir çalışma odasından oluşuyor. Haftada 3 gün dersimiz var. Atölyemizde bir masada iki öğrenci çalışması uygulayıp öğrencinin rahat uygulama yapmasını sağlıyorum. Ebru dersi almak isteyenlerin şunlara dikkat etmesi gerekir: Atölyenin kullanımı, çalışma esnasındaki tekne sayısı ve öğrenci sayısı, dersteki ebru üretim miktarı, çalışma saatlerinin kısıtlı olmaması, ebru sanatına karşı saygı göstermeleri, boyanın pisliğine ve öd kokusuna sevgiyle katlanmaları...” Bu sanat sabır işi Sanatında 10 yılı doldurduğunu belirten Yılmaz Eneş, bundan sonraki hedeflerini ve bu sanata meyilli gençlere son dileklerini de şöyle açıklıyor: “Sanatında 10 yılını doldurmuş, geceli gündüzlü ebru üreten ve gönül pınarından birkaç damla koymaya çalışan bir kişiyim. Çünkü bu sanat gönül ile bütünleşebilen kişilerin sanatıdır. Uyguladığım çalışmaların haricinde, 1999 yılında kendim, 2001 ve 2003 yıllarında Kültür Bakanlığı Geleneksel Sanatlar Ebru Yarışmalarında başarı ödülü ve çok sayıda sergileme alan öğrencilerimle atölye çalışmalarım devam etmektedir. Genç sanatçılara ve ebru severlere, geçmişteki ebruculara ve ebru eserlerine saygılı olup, benlik duygusuna kapılmadan üretilenlere gıpta ile bakmalarını ve çok çalışmalarını tavsiye ediyorum.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT