BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bize güvenin kazanın

Bize güvenin kazanın

İngiltere’de yabancı iş adamlarına seslenen Dışişleri Bakanı Gül, “Türkiye tarih boyunca fırsatlar ülkesi olmuştur. Bu gerçek, iki yıllık iktidarımız sonrası bugün daha belirgin hale gelmiştir. Enflasyonu düşürdük, bürokrasiyi azalttık, yabancı yatırımcı için gerekli her türlü ortamı hazırladık” dedi.



“Özel sektör lokomotifimizdir” diyen Gül, şöyle devam etti: “AB bize kapılarını açarak son derece tarihî ve akıllıca bir iş yaptı. Biz de şimdi sizi ülkemize davet ediyoruz. Türkiye’ye güvenen, iş yapmaya karar veren kazanacaktır. Aslında bu, her iki tarafın da kazandığı bir örnek olacaktır.” LONDRA- Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Türk halkının dinamizm ve beklentilerinin Türkiye’nin politikalarının ardındaki itici gücü oluşturduğunu belirterek, yabancı yatırımcılara Türkiye’ye yatırım yapanın kazanacağı mesajını verdi. Dört günlük çalışma ziyareti için Londra’da bulunan Gül, Bloomberg adlı kuruluşun düzenlediği öğle yemeğinde, yabancı yatırımcı ve bankacılara “Yatırımcılarınız için Avrupa’da güvenli bir Liman: Türkiye” konulu konuşma yaptı. Tarih boyunca Türkiye’nin daima fırsatlar ve güçlüklerle çevrili bir coğrafya olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Gül, bugün bu gerçeğin her zamankinden çok görülebildiğini kaydetti. Hükümetin, Türk halkına en yüksek düzeyde politik, ekonomik ve sosyal standartlar sağlamakta olduğunu hatırlatan Gül, bunun bölgede istikrar ve barışın artmasıyla daha da mümkün hale geleceğini belirtti. Özel sektörün Türk ekonomisinin lokomotifi olarak görüldüğünü, bu bakış açısıyla ekonominin anahtar öneme haiz sektörlerinde özelleştirmeye gittiklerini belirten Gül, bu sektörler arasında telekomünikasyon, enerji, petrol rafinerileri Petrokimya tesisi Petkim, THY, Türk Telekom, Tekel’in sigara bölümü ve pek çok küçük ölçekli sanayi kuruluşu bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin doğrudan yabancı yatırım çekmek konusunda güçlükleri bulunduğunu belirten Gül, yabancı yatırımcıları Türkiye’ye davet ederken, “Şu anda ülkemizde büyük bir yatırım dostu ortam sağlanmıştır. Bürokrasi azaltılmış, yabancı yatırımcıların kolay çalışabilecekleri şartlar hazırlanmıştır” dedi. İki taraflı kazanç Gül, hükümet olarak yatırımcılarla işbirliği sağlamaya yönelik bir anlayış içinde olduklarını belirterek, IMF ile yapılan ortak çalışmanın sürdürüleceğine dair hiçbir kuşku bulunmadığını kaydetti. Gül, Türkiye’nin AB üyeliği için açılan kapının önemine de dikkati çekerek, AB tarafından alınan konuyla ilgili kararı “Son derece akıllıca ve tarihi” bir karar olarak niteledi. Bu kararın olumlu etkilerinin Türkiye’nin sınırları dışına da taşacağına dikkati çeken Gül, Türkiye’nin AB üyeliğinin AB’nin küresel refaha yapacağı etkiyi zenginleştireceğini vurgulayarak, “Avrupa’nın dar sınırlara sıkışmış bir coğrafya veya dinden ibaret olmadığına dair güçlü bir mesaj, Türkiye’nin üyeliği yoluyla bütün dünyaya yayılacaktır” dedi. Türkiye’nin AB üyeliğinden her iki tarafın da büyük kazançlar sağlayacağını vurgulayan Gül, “Ancak, hâlâ her iki tarafın da bu hedefe yönelik yapacağı çok şey var” dedi. “Kendi adımıza biz çok ciddi, kararlı ve gereken kapasiteye sahip olduğumuzu yeterince gösterdik” diyen Gül, İngiltere gibi AB üyelerinin bu durumu ve Türkiye’nin üyeliğinin neler ifade ettiğini çok iyi anladığını söyledi. Türkiye ve İngiltere arasındaki olumlu ilişkilere dikkati çeken Gül, bu iyi ilişkiler ve işbirliğinin daha da arttırılmasını istediklerini bildirdi. Bu çerçevede İngiliz yatırımcılara bir kez daha seslenen Gül, İngiltere’nin halen Türkiye’ye yatırım yapan ülkeler listesinde üçüncü sırada yer aldığını, daha üst sıralara çıkabilmesi için İngiliz yatırımcıları cesaretlendirmek istediklerini vurgulayarak, “Türkiye ile iş yapmaya karar veren herkes kazanacaktır. Aslında bu, her iki tarafın da kazandığı bir örnek oluşturacaktır” diye konuştu. Türkiye’nin büyük ekonomik potansiyeline de dikkati çeken Gül, Türkiye örneğinin ekonomik boyutlarının Türkiye ile ilgili olumlu görüşlere katkı sağlamakta önemli rol oynadığını kaydetti. Türkiye’nin bu çerçevede önemli bir enerji terminali ve Orta Doğu ile Hazar’ın enerji kaynaklarının batıya taşınmasının güvenilir bir yolu haline gelmeye aday olduğunu da vurgulayan Gül, Türk tarımının da önemli bir sektör olduğunu belirtti. Türkiye ekonomisinin rakamsal büyüklüklerine de dikkati çeken Gül, AK Parti hükümetinin iktidara geldiği dönemde Türkiye’nin yüksek enflasyon, büyüyen kamu borçları ve yüksek faiz gibi kronik problemler yaşadığını hatırlattı. Acil önlemler aldıklarını, bütçe disiplini sağladıklarını, gerekli yasal değişiklikler ve reformları yaptıklarını anlatan Gül, iki yıllık sıkı bir çalışmanın ardından bugün artık farklı bir Türkiye’nin görüldüğünü kaydetti. Gül, enflasyonun düşürüldüğünü, büyüme oranının arttırıldığını, ihracatın yükseltildiğini, turizm sektörünün güçlendirildiğini belirterek, bu politikalar üzerindeki kararlılıklarının bugün her zamankinden yüksek olduğunu bildirdi. Enflasyonun düşmesinin, Türk lirasını istikrarlı ve güçlü bir yapıya kavuşturduğunu da belirten Gül, piyasada artan güvenin reel faizleri ve enflasyonu düşürdüğünü kaydetti. Gül, yapısal reformların sürdüğünü hatırlatarak, özelleştirmenin de programın önemli bir ayağını oluşturduğuna işaret etti. Muhafazakâr partiyiz Gül, Türkiye’nin demokrasinin din ve etnik köken ayrımı olmaksızın bütün toplumları kalkındırabileceği fikrinin yaşayan örneğini oluşturduğuna da işaret ederek, “Türkiye örneği, gelişmenin batı karşıtı yaklaşımlar olmaksızın da sağlanabileceğinin ıspatıdır” dedi. AK Parti’nin İslami değil muhafazakâr bir parti olduğunu belirterek, hükümetin gizli bir ajandası bulunduğuna dair kuşkuların yersiz olduğunu vurgulayan Gül, Türkiye’de halkın yüzde 99’unun Müslüman olduğunu, ancak dini inançların partisi ve hükümeti tarafından tümüyle kişisel bir hak olarak görüldüğünü kaydetti. “Biz sadece din özgürlüğünden yanayız. Bunu da sadece Müslümanlar için değil, bütün dinlerin mensupları için savunuyoruz” diyen Gül, din konusunda politik bir yaklaşımları bulunmadığını anlattı. Kıbrıs’ta çözüm için bütün güçleriyle çaba harcadıklarını da vurgulayan Gül, bu konuda Annan planı çerçevesinde gösterilen çabaları anımsattı. Gül, Türk tarafının üzerine düşen her şeyi yaptığını, ancak Rum tarafının, liderlerinin de yönlendirmesiyle sürpriz biçimde Annan planına “hayır” dediğini belirterek, “Buna rağmen, Türk tarafının izolasyonu sürmüş, Rumlar da adeta sürece yaptıkları olumsuz katkıya rağmen onurlandırılmışlardır” dedi. Türk tarafının yine çözüm için çaba göstermeye ve fedakarlıklarda bulunmaya hazır olduğunu belirten Gül, bu konuda BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a da gerekli mesajı verdiklerini kaydetti. Müzakereler 3 Ekim’de başlar LONDRA - İngiltere’de temaslarda bulunan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’la görüştü. İki bakan görüşmeden sonra ortak basın toplantısı düzenledi. Straw, yaptıkları geniş kapsamlı görüşmede, Kıbrıs’tan Orta Doğu’ya, Irak’tan Türkiye’nin AB üyeliğine kadar pek çok konunun ele alındığını belirtirken, Türkiye’nin AB ile üyelik müzakerelerine başlamasına ilişkin kararı ‘’tarihi bir karar’’ olarak niteledi. Türkiye’nin AB üyeliğinin sadece Türkiye için değil, AB ve İngiltere için de büyük önem taşıdığını belirten Straw, İngiltere’nin Türkiye’nin üyeliğine desteğinin süreceğini vurguladı. Abdullah Gül de Türkiye’nin üyelik müzakerelerine başlayacağı 3 Ekim zirvesinde dönem başkanlığının İngiltere’ye geçeceğini hatırlattı. İngiltere’nin Türkiye’nin üyelik hedefine verdiği desteğe teşekkür eden Gül, iki ülke arasındaki iyi ilişkilerin daha da ileri götürüleceğine dair kararlılığa dikkati çekti. Straw, bundan sonra AB’nin önündeki konunun yapılacak hazırlıklar ve pratik çalışmalar olduğunu belirterek, ‘’Daha ziyade bunlar üzerinde yoğunlaşıyoruz. Önümüzde Türkiye’nin tam üyelik müzakerelerine başlayacağı 3 Ekim tarihi var’’ dedi. Gümrük Birliği’nin AB’ye yeni üye olan 10 ülkeyi de kapsayacak şekilde genişletilmesine ilişkin ek protokolün imzasında mesele olup olmadığı sorusunu cevaplayan Gül, aslında gümrük birliği anlaşmasının fonksiyonel durumda bulunduğunu, sürecin otomatik olarak işlediğini hatırlattı. Gül, prosedürün tamamlanması ve belgelerin hazırlanmasından sonra protokolü imzalayacaklarını, ama bunun bir ‘’tanıma’’ anlamına gelmeyeceğini vurguladı. Straw da Türkiye’nin bu konuda son derece iyi niyetli bir tutum içinde olduğunu, protokolün hâlâ imzalanmamış olmasının Türkiye’nin meselesi sayılamayacağını kaydetti. AB mahcubiyet içinde Kaldığı otelde Türk gazetecilerle sohbet eden Gül, İngiltere’nin Kıbrıslı Türklerin meselelerini dikkate aldığını ancak, İngiltere’de de seçim sürecine girilmiş olmasının durumu biraz güçleştirdiğini anlattı. İngiltere’nin, Kıbrıslı Türklere yapılan haksızlığın en çok farkında olan ülke durumunda bulunduğunu ifade eden Gül, ‘’AB’nin Kıbrısla ilgili politikasını nasıl bulduğunu’’ soran bir gazeteciye, AB’nin bu konuda kendi içinde sıkışmış vaziyette olduğunu ve bir mahcubiyet yaşadığını belirterek, cevap verdi. Gül, AB tarafından Kıbrıslı Türklere verilen sözlerin tutulamadığını ancak, meselelerinin, sonunda mutlaka aşılacağını söyledi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT