BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hooijdonk: “Yönetim yönetim, duy sesimi...”

Hooijdonk: “Yönetim yönetim, duy sesimi...”

Yok yok F.Bahçe’nin, insanlık, profesyonellik, sportmenlik abidesi futbolcusu Hooijdonk böyle bir slogan atmadı... Ama, özellikle de geçen sezonun sonlarından bugüne kadar, takımın yanlış oynatıldığını, Avrupa’da bugünkü kafayla başarılı olunamayacağını sık sık, hem de televizyon kameralarının karşısında, korkmadan, açık ve net bir biçimde ortaya serdi.



Hooijdonk: “Yönetim yönetim, duy sesimi...” Yok yok F.Bahçe’nin, insanlık, profesyonellik, sportmenlik abidesi futbolcusu Hooijdonk böyle bir slogan atmadı... Ama, özellikle de geçen sezonun sonlarından bugüne kadar, takımın yanlış oynatıldığını, Avrupa’da bugünkü kafayla başarılı olunamayacağını sık sık, hem de televizyon kameralarının karşısında, korkmadan, açık ve net bir biçimde ortaya serdi. 6-2’lik M.United maçı sonrası ve hatta İstanbul’da kazanılmasına rağmen, Sparta Prag maçı sonrası yaptığı açıklamaları, hedefini nasıldır bilinmez ama, büyük tutan F.Bahçe yönetiminin pardon başkanının bir kere daha, hatta on kere, yüz kere, bin kere izlemesi ve dinlemesi menfaati icabıdır... Rıza’nın sığındığı denizsiz liman! Beşiktaş Teknik Direktörü Rıza Çalımbay kardeşim, Gençeler’le golsüz ve de berabere kaldıktan sonra, “Seyircili maç olsaydı kazanırdık” demez mi? Yapma be Rıza, böyle bir maç yorumu yapılır mı? Şimdi ben de sana bir iki soru sorayım: Elindeki kadroda, bana göre, en önemli ve uluslararası niteliği olan tek oyuncu Okan Buruk... Bak bakalım Ankara’da boynundan ipi kim aldı? İki maçtır Del Bosque’nin en çok eleştirilen yanı olan dörtlü savunmaya döndün... Yazar ağabeylerin kızabilir. Dikkat! Ama öyle dörtlüler kurdun ki, sence, futbol bilgisi en zayıf bir Beşiktaşlı bile o zincirleri kurabilir miydi? İngiltere kadar olamaz mıyız? Sorunun cevabını, duyar gibiyim; “Nerdeeeeee...” Aslında, kitaplarda sıralanan kurallar, yönetmelikteki dizi dizi maddeler, İngiltere gibi olmamamıza sebep göstermiyor. Ama yüreğimiz elimizden geldiğince atamıyor, bazı odaklardan korkuluyor. Bakın, günümüzün en iyi, en başarılı teknik direktörü olarak gösterilen Chelsea’nin patronu Jose Mourinho, Alex Ferguson’a sataştığı için 10 bin dolar cezaya çarptırıldı. Yakın bir zamanda da UEFA’dan şamarı yiyecek. Şimdi soruyorum; Türkiye’de Mourinho kadar uluslararası başarı göstermiş bir hocaya ceza verilebilir mi? Efendim; duyamadım... Song’un firar girişimi gerçek mi? Geçtiğimiz haftalarda, G.Saray’ın savunmasının bel kemiği Song’un, parasını zamanında alamadığı gerekçesiyle bavulunu toplayıp, gitmeye hazırlandığı ancak son dakikada başkan Canaydın’ın ricası ve sözü üzerine kaldığı şeklinde haberler çıktı. Kimse de yalanlamadı... Yani haber, anlaşıldığı üzere, doğruydu... G.Saray’a şaşmamak gerçekten mümkün değil, bu ülkenin her köşe başında olduğu kadar, ülkenin dışına kadar taşmış G.Saraylılık, sadece rozette, fularda, şapkada mı kalıyor, ya da şekilleniyor? Onca yıkılmaz müessesenin sahibinin G.Saraylı olduğu gerçeği ortada değil mi? O halde?.. Yoksa bütün G.Saraylılar’ın cebinde akrep mi var? Öyle ya, mektepli olanlar ince ince sıvışırken, tarihte hep mektepli olmayanlar maddi destek vermiştir. Bir kaç istisna hariç... Tuhaf... Ama günümüzdeki tablo değişmezse, bundan böyle o formanın içine ne Song girer, ne de benzeri kaliteli yabancılar... Hagi, bir sene daha niye oynamadı? Bu soru, hiç de öyle sandığınız anlamla yüklü değil... Bu soru, Hagi’nin, Arif’i reklam etme, Arif’in üzerine tepki yağdırma yanlışının kara mizahıdır. Acaba Hagi, tükendiğini hissettiğinde, neden bir sene daha oynama kararı vermedi. Veremezdi. Çünkü akıllıydı. Çıkıp da, onca kariyerin üzerine ıslık, yuh yağdırtır mıydı? İşte takım arkadaşı, büyük başarıların gizli kahramanlarından Arif’i de kurda, kuşa yem etmemeliydi. Futboldan gelmiş hocalar, hele hele dönemlerinin en büyüklerinden biri iseler, buna çok dikkat etmelidirler... Arif için çok üzüldüm. Hasan Şaş’a yapılanları ise şiddetle kınıyorum... Hasan Kabze sonuna kadar oynasa da, en değerli malzeme Hakan Şükür dinlendirilse idi, daha doğru bir teknik adamlık sergilenmiş olmaz mıydı? Bumeranglı yöneticiler! Bumerang, Avustralyalılar’ın, kanguruların aklını karıştırmak için kullandıkları bir alettir. Bumerangı fırlatırlar, aynı alet döner kendilerine gelir. Bunu neden yazdım? Hatırlarsanız, iki hafta önce Trabzonspor yöneticisi İbrahim Şahin, Gaziantepspor’u, kendilerine karşı motive edilmiş olarak çıktığı görüşüyle eleştirmişti. Bu görüşe F.Bahçe Asbaşkanı Mahmut Uslu’dan, hem de Malatya çıkışlı cevap gelmişti. Öylesine ki, Uslu, Şahin’in savcılığa sevkini bile talep etmişti. Eeee şimdi aynı Uslu, Gençlerbirliği maçından sonra İbrahim Şahin gibi konuşan Murat Özaydınlı ve Daum’un sevklerinin adresini verebilecek mi? Genç Deda’ya hayret ettim!.. Yok yok, çaldığı penaltıların üzerine durmayacağım. Beni asıl şaşırtan, Ümit’le Erkan’a gösterdiği kartlar ve sadece sarı göstermek için Aurelio’nun ayağına kadar gidişi idi. Cem kardeşim maçın bandını izlesin ve sonra da aynada hesaplaşsın... Yoksa bu genç yaşta, babasının “Penaltıcı hakem” unvanını bile zor kazanır... Olimpiyat Stadı ve Dereli! İstanbulspor - G.Saray maçı, mayıs ayında oynanacak Şampiyonlar Ligi finalinin stad kullanım provası için Olimpiyat sürgününde oynandı. UEFA, maçtan memnun mu ayrıldı bilemem ama, bizim dostlar, meslektaşlar çilenin aynen sürdüğünü dile getirdiler. Bence biz şu işi aynen iade etsek de, yüzümüzü, gözümüzü birbirine karıştırmasak derim. Haaa bir de Selçuk Dereli’nin mentörü de varmış maçta... Ben o mentöre birkaç kaset izlettirsem de, o geceki birbirine değmeyen oyuncuların maçına kanmasa... Trabzonspor huy mu değiştiriyor? Sakın alınmasınlar ama, Trabzonspor takımının ezelden beri beğendiğim hırsı, inadı ve ciddiyeti son iki maçtır ciddi kayıplara uğramış gibi görünüyor. Gaziantepspor’u kupada yendikleri maçtan itibaren bu göze net bir biçimde çarpıyor. Son Sakaryaspor maçında da az kalsın bir başka kaza oluyordu. Şenol bunlara izin vermez ama, bir de bu alışkanlık haline gelirse, Şenol’un da yapacağı bir şey kalmaz... Luciano birini doğrarsa! F.Bahçe’nin yürekten oynayan futbolcularından biri de, hiç kuşkusuz Luciano’dur. Ama aynı oyuncu, rakiplerine salladığı tekmelerle bir gün, bırakın Disiplin Kurulu’na gitmeyi, adliyeyi boylarsa hiç şaşırmam... Birilerinin uyarması gerekiyor. TMSF raporunu yaktım! TMSF, bu ülkenin en saygın, en ilkeli ve darbesiz kuruluşu gibidir. İstanbulspor A.Ş. bünyesinde yaptıkları sıkı araştırma sonucu, müthiş bir rapor tutmuşlar. Ama ne Futbol Federasyonu, ne de meclisin komisyonu duyarlı olabildi. Ben de bu raporun bir kopyasını artık işe yaramaz, çekmecemde yer tutmasın diye Haber Türk’teki programımda yaktım. TMSF yetkilileri darılmasın, kızmasın, benim protestom onlara değil, onların bu emeğine saygısızlık edenleredir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT