BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Avrupa’nın aradığı barış

Avrupa’nın aradığı barış

İki dünya savaşı yaşamış, soğuk savaş döneminde soğuk terler dökmüş Avrupa’nın kömür ve çelik birliğiyle başlayıp Avrupa Birliğine dönüşen elli yıllık yolculuğunun asıl amacı barış içinde bir Avrupa kurmaktır. Barış olduğu takdirde varlığın, refahın, hürriyetin tadını çıkarabileceklerini anladılar.



İki dünya savaşı yaşamış, soğuk savaş döneminde soğuk terler dökmüş Avrupa’nın kömür ve çelik birliğiyle başlayıp Avrupa Birliğine dönüşen elli yıllık yolculuğunun asıl amacı barış içinde bir Avrupa kurmaktır. Barış olduğu takdirde varlığın, refahın, hürriyetin tadını çıkarabileceklerini anladılar. Her aksama ve irkilmenin dalgalar şeklinde yayıldığı küresel dünyada sarsıntısız, çarpıntısız, korkusuz yaşamanın formülünü arıyorlar. ABD’nin tek egemen güç olarak bastırdığı bir dünyadaki barış Avrupa’yı tatmin etmiyor. Bu durum Amerikanın lehine çalıştığına, küresel huzur için küresel denge unsurları olması gerektiğine inanıyorlar. Dünyanın ancak dengeleyici güçlerle istikrara kavuşacağı görüşü yeni değil. Kutuplaşmanın mutlaka mutlu bir denge müjdecisi olmadığını da biliyoruz. Çok değil, daha 16 yıl öncesine kadar dünya Amerikan liderliğindeki Atlantik kampı ile Sovyet liderliğindeki Demirperde kampı arasında bir dehşet dengesi içindeydi. Ama mutlu değildi. ? Küresel denge noktaları Barış siyasî bir kavram olarak öne çıkınca hem tarifini yapmak, hem de şartlarını düşünmek gerekiyor. Barış anlaşmazlıkların ve gerilimlerin olmadığı bir dünya anlamına gelmiyor. Anlaşmazlıkların şiddete, silaha başvurmadan çözülebilmesi anlamına geliyor. Şiddet ve terör her zaman patlak verebileceğine göre, onu düzene sokacak bir gücün ve hakça düzeni sağlayacak kuralların olması ve uygulanması gerekiyor. Yani etkin küresel bir demokrasi gerekiyor. Amerika kendi kurallarını, standartlarını empoze ederek, kendi denetiminde bir küresel barış sağlayabileceğine inanıyor. Genişletilmiş Orta Doğu Projesi bu yoldaki ara hedeflerden birisi. İkili anlaşmalar yaparak, paktlar kurarak, üsler edinerek küresel ağını örüyor. Liderliğini kabul edip, arkasına takılacaklara hayır demeyeceğini de söylüyor. Almanya Fransa liderliğindeki AB ise küresel egemenliği yakalayan bir gücün, ileride kural tanımayacağına ve barışın yine tehlikeye gireceğine inanıyor. AB liderleri tersine bir durumun, yani ABD’nin dünyadan elini çekip, sınırlarına kapanması hâlinde bir kaosun patlak vereceğinin de farkında. İki kutuplu bir dünyaya dönüş ise, nükleer yarışmayı ve atom silahlarını geri getireceği için, daha vahim. ABD’yi keyfiliğe sapmaktan caydıracak bir konumda olmak onlara yetiyor. Bu ise ancak Avrupa Birleşik Devletlerini kurarlarsa olabilir görünüyor. Avrupa birleşik devletlerinin bir Amerikan aleyhtarlığı mantığına oturmaması gerektiğine de inanıyorlar. Rusya, Sovyetler Birliği dönemindeki konumunda değil. Ama fırsatını bulursa eski gücünü kazanma çabasında olduğunun işaretlerini veriyor. Çin ve Hindistan çok uzak olmayan bir gelecekte güç odakları olarak ortaya çıkacaklar. Brezilya üzerine hesap yapanlar bile var. Balans için jantlara denge parçaları takmak gibi bir şeyin, küresel denge için de lâzım olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Savrulan dünyaya yapacağımız katkılar, kapacağımız fırsatlar var. Türkiye büyük düşünmekten geri kalmamalı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT