BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Halk içinde Hak ile olmak

Halk içinde Hak ile olmak

Üçüncü Murad Han ile Veziriazam Siyavuş Paşa’nın, kıyafet değiştirerek sokakta yaşadıkları macerayı kaldığımız yerden anlatmaya devam ediyoruz. Garip bir molla kılığındaki Padişah, sokakta ölen nalıncının evini nihayet bulur...



Padişah, tebdil-i kıyafetle kapıya vurur. Evden yaşlı bir kadın çıkar. “Kocanız sokakta vefat etti, fakat hiç kimse ilgilenmedi” der, hadiseyi bir güzel anlatır. Kadın metanetle dinler. Sanki bu vefatı bekler gibidir. - Hakkını helal et evladım, der. Belli ki çok yorulmuşsun. Sonra eşiğe çöker, ellerini yumruk yapar. Şakaklarına dayar... Ağlar mı? Hayır. Ama gözleri kısılır, hatıralara dalar belki. Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından... Dertli dertli söylendi... - Biliyor musun oğlum? Diye dertli dertli söylenir: Bizim efendi bir âlemdi, vesselam... Akşamlara kadar nalın yapar... Ama birinin elinde şarap şişesi görmesin; elindekini avucundakini verir satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya!.. Sonra, kötü yoldaki kadınların ücretlerini öder eve getirirdi. Ben sizin zamanınızı satın aldım mı? Aldım, derdi. Öyleyse şimdi benim hanımı dinleyin... O çeker gider, ben menkîbeler anlatırdım onlara... Mızraklı İlmihal. Huccetül islam okurdum... Böyle böyle kötü yola düşmüş kaç kadını kurtardı bir bilsen... - Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki. - Milletin ne sandığı umrunda değildi. Hoş, o hep uzak mescidlere giderdi. Öyle bir imamın arkasında durmalı ki, derdi. Tekbir alırken Kâbe’yi görmeli... İşte bu yüzden ta Nişanca’ya, Sofular’a uzanırdı. Hatta bir gün; - Bak efendi, dedim. Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek. İnan cenazen kalacak ortada... - Doğru, öyle ya?.. - Kimseye zahmetim olmasın, deyip mezarını kendi kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim. İş mezarla bitiyor mu, dedim. Seni kim yıkasın, kim kaldırsın? Bana; - Allah büyüktür hatun, dedi. Hem padişahın işi ne?!. Öyle kullar vardır ki... Evet, Allahü tealanın öyle kulları vardır ki, halk onları bilmez. Hoş, bazen kendileri de makamlarının farkında değillerdir. Hulus-u kalp ile boyun büker ümmeti Muhammed’e, Halife-i müslimine dua ederler. İşte Nalıncı Baba, o adsız sansız Allah dostlarından biridir. Asıl adı Muhammed Mimi Efendi’dir. Bergamalıdır. Mübarek, 1592 yılında vefat etti. Cenaze hizmetlerini bizzat Sultan III. Murad Han gördü ve evine defnetti. Kabri üzerine bir kubbe, içine bir çeşme koydurdu. Dahası bir tekke ile yaşattı adını. Türbesi Unkapanı’nda, Cibali Tütün Fabrikası’nın arkasında, Harabzade Camii karşısındadır. Oradan geçerken bir Fatiha okumayı unutmazsınız herhalde...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT