BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çanakkale’ye hediye

Çanakkale’ye hediye

Ali Fuat Bilkan ve Ömer Çakır’ın günümüz Türkçe’sine çevirerek hazırladığı “Harp Mecmuası”, Çanakkale Savaşları’nın 90. yılı münasebetiyle yayımlandı. “Geleceğin rotası geçmişte çizilir” fikrinden hareketle basılan 360 sayfalık eserde çoğu ilk defa gün yüzüne çıkan beş yüzden fazla fotoğraf dönemin sosyal ve psikolojik havasını yansıtan yazılarla birlikte sunuluyor.



“Harp Mecmuası”, Kaynak Kitaplığı tarafından Çanakkale Savaşları’nın 90. yılı münasebetiyle aslına uygun bir biçimde yayınlandı. Eseri yayına hazırlayan Ali Fuat Bilkan ve Ömer Çakır, eserde yer alan ve günümüz okuyucusu açısından fazla önem taşımayan bazı siyasî ve özellikle de harp tekniğine ait yazıları çalışmanın dışında bıraktıklarını söylüyorlar. 360 sayfalık eserde çoğu ilk defa gün yüzüne çıkan beş yüzden fazla fotoğraf yer alıyor. Mustafa Kemal’e ait iki fotoğrafın (Anafartalar Grubu Kumandanı Miralay Mustafa Bey), Seyyid Onbaşı’nın ikiyüz yetmiş beş kiloluk mermiyi (ikinci defa temsilen) kaldırdığı fotoğrafın ve Sultan Reşad’ın “Çanakkale Gazeli” şiirinin de yer aldığı eserde harbe katılma sebepleri ve dönemin siyasî durumu konusunda yazılar de yer alıyor. Harp Mecmuası’nın ilk sayısı, dönemin Harbiye Nezareti tarafından 1915 yılının kasım ayında yapılmıştı. Mecmua, Servet-i Fünun Dergisi’nin sahibi Ahmed İhsan’ın matbaasında basılmıştı. Onbeş günde yayınlanacağı duyurusuna rağmen, genellikle ayda bir, hatta bazen de birkaç ay arayla yayınlanan mecmua, 1918 yılının haziran ayına kadar çıkmıştı. 27. ve son sayı olan nüshada derginin artık çıkmayacağı konusunda herhangi bir bilgi bulunmuyordu. Milli heyecan ve ruh “Harp Mecmuası”, Harbiye Nezareti’nin bir “harp edebiyatı” oluşturma ve bu çerçevede yazılacak eserleri değerlendirme gayesiyle (dönemin aynı amaçla yayınlanan Türk Yurdu, Yeni Mecmua dergileri gibi) çıkmıştı. Bu kampanyanın amacı, şair ve yazarlar tarafından askerlerimizin cephelerde gösterdikleri yiğitlik, kahramanlık ve fedakârlığın edebî eserler vasıtasıyla ifade edilmesini sağlamaktır. Nitekim Ziya Gökalp, bu mecmuada yayımlanan bir şiirinde şâirlere şöyle seslenir: O, orada senin için kanını Seve seve döker iken ey şâir Sen ne için ona birkaç anını Vakfederek yazmıyorsun bir şiir Böylece askerlerimizin yurdun dört bir yanında gösterdiği olağanüstü fedakârlık, yiğitlik destanları ve başarılar gelecek nesillere belgeler ve fotoğraflarla nakledilecekti. Mecmuada yayımlanan yazı, şiir ve fotoğraflarla, bir yandan savaşın gidişatı ve cephelerin durumu hakkında halka bilgi verilirken, bir yandan da hissî bir atmosfer oluşturularak herkesin yurt savunmasına koşması ve fedakârca mücadele etmesi yönünde bir millî heyecan ve ruh oluşturulmuştu. Harp edebiyatı örneği Dönemin önde gelen yazar ve şairlerinden Ziya Gökalp, Abdülhâk Hamîd, Ahmed Refik, Süleyman Nazif, Falih Rıfkı (Atay), Midhat Cemal (Kuntay), Mehmet Emin (Yurdakul), Cenap Şehabettin gibi edebiyatçıların cephelerde gezdirilerek böylesi bir millî coşkuyla yazdığı eserlerin de süslediği mecmua, o zor günlerin canlı şahitlerinin çalışmalarına yer vermişti. Harp Mecmuası, görsel malzemeden ve edebî eserlerden yararlanarak savaştığımız hemen her cephede üstün olduğumuzu göstermeyi amaçlayan zengin bir propaganda özelliği taşır. Cephe gerisindeki halkın moralini yükseltmek ve işlerin iyi gittiği imajını uyandırmak niyetini taşıyan yöneticiler, cepheye fotografçıları da götürerek derginin zengin bir görsellikte çıkmasını sağlamışlardı. Harp Mecmuası bu yönüyle, harp propagandası ve harp edebiyatının en önemli örneğini teşkil etmektedir. Bu mecmuanın birçok kütüphanede koleksiyonu bulunuyor ancak eser, yayına hazırlanırken müzikolog Etem Ruhi Üngör’ün özel kütüphanesindeki nüsha esas alınmış. Eserde savaşa giden Mevlevî, Kadirî ve Sünusî mensupları, harp meydanında ele geçirilen çeşitli milletlere mensup esirler, harp ganimetleri ve tarih kitaplarında yer almayan pekçok konu yer alıyor. Özellikle cephe gerisindeki kadınların destansı fedakârlıkları gözlerimizi yaşartıyor. (Kaynak, 0 216 522 09 99) ‘Öl de köye dönme!..’ Birçok anekdotun yer aldığı Harp Mecmuası’nda, bir annenin trenden indirerek son defa kokladığı asker oğluna verdiği nasihat oldukça ibret vericidir: “Hüseyin... Dayın Şıpka’da, baban Dömeteke’de, ağaların sekiz ay evvel Çanakkale’de şehit oldular. Bak son yongam sensin! Minareden ezan sesi kesilecekse caminin kandilleri körlenecekse sütlerim haram olsun; öl de köye dönme. Yolun Şıpka’ya uğrarsa dayının ruhuna Fatiha okumayı unutma; haydi oğul Allah yolunu açık etsin...” Ordumuzun altın destanı Harp Mecmuası’nın çıkış sebebi, derginin ilk sayısında şöyle belirtilmektedir: “Harp Mecmuası, varlığımızda bu mühim inkılâbı yapan, en büyük ve en kuvvetli düşmanlar karşısında neslinin ve dininin ananesine uygun bir kahramanlık ve fedakârlıkla cenkleşen muazzam ordumuzun altın destanını yazılar ve resimlerle ebedîleştirmek, onu bütün dünyanın gözleri önüne yaymak için çıkıyor. Sevgililerini kurban verip yürekleri sızlarken vatanının istikbâlini, o daima genç ve dinç ümidi ruhlarında sevip okşayan analar, babalar, kadınlar, kardeşler, kızlar, oğullar, bu sayfalarda muazzam bir aile olan büyük ordunun şanlı menkıbelerinde ve levhalarında fertlerin şanını da sezerek övüneceklerdir. Türkiye ölmeyecek; yaşayacak ve büyüyecek...”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT