BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Övmek ve övülmeyi sevmek...

Övmek ve övülmeyi sevmek...

Dinimizde övmek de, bir başkasını kötülemek gibi yasak edilmiştir. Zira herhangi bir kimseyi kötülerken, gıybet, su-i zan ve o kimsenin gizli hallerini açığa çıkarmak gibi benzeri günahlar işlenmektedir. Herhangi bir kimseyi överken de benzer günahlara girilmektedir...



Övülmeyi sevmek, kalb hastalıklarından yani kötü huylardan birisidir. Övülmeyi sevmenin sebebi, insanın kendini beğenmesi, yüksek, iyi sanmasından ileri gelmektedir. Medhedilmek, böyle kimselere tatlı gelir. Bu sebeple bu halin, bir üstünlük, bir iyilik olmadığını, velev ki öyle olsa bile, bunun geçici olduğunu, kalıcı olmadığını düşünmek ve bu huydan kurtulmanın yollarını aramak lazımdır. Dinimizde övmek de, bir başkasını kötülemek gibi yasak edilmiştir. Zira herhangi bir kimseyi kötülerken, gıybet, su-i zan ve o kimsenin gizli hallerini açığa çıkarmak gibi benzeri günahlar işlenmektedir. Herhangi bir kimseyi överken de benzer günahlara girilmektedir. Mesela bir başkasını öven kimse, sözlerine yalan karıştırabilir ve böylece de yalan söyleme günahına girebilir. Bunun için Halid bin Ma’den hazretleri: “Herhangi bir şahsı, onda olmayan vasıflarla öven kimse, kıyamet günü dili peltek olarak mahşer yerine gelir.” buyurmuşlardır. Ayrıca herhangi bir kimseyi överken, karşısındaki şahsa yaranmak için riyaya kaçılabilir. Bazan öyle durumlar olur ki, bir kimse, karşısındakini överken, söylediği sözlere kendisi de inanmaz. Fakat o şahsa yaranmak için bunları söylemektedir. Bu şekilde konuşmak, söylemek ise, hem yalan, hem de riya olur. Böyle sözleri söyleyen de, bunları dinleyen de günaha girmektedir. “Yazıklar olsun sana!” Bir kimse, herhangi bir şahsı överken, o şahsın bilinmeyen ve bilinmesine de imkan olmayan yönlerini övebilir. Böyle övmek de, tamamen yalan ve riya olur. Peygamber efendimizin huzurunda, orada bulunmayan bir kimse övülmüştü. Öven şahsa karşı Resulullah efendimiz: (Yazıklar olsun sana! O kişinin boynunu kopardın. Eğer senin bu söylediklerini o kimse duysaydı iflah olmazdı.) buyurduktan sonra: (Muhakkak bir kimseyi methetmeniz gerekiyorsa, falan kimseyi böyle zannediyoruz. Allahü tealaya karşı hiç kimseyi temize çıkaracak değiliz. Herkesin murakıbı, gözetleyicisi Allahü tealadır. Eğer o kimse Allahü teala indinde de böyle ise iyidir dersiniz) buyurmuşlardır. Herhangi bir kimsenin iyi olduğu kesin olarak bilinmedikçe veya o şahısta cömertlik, yardımseverlik gibi hasletlerin mevcudiyeti yakinen görülmedikçe, o kimse için cömerttir, iyidir, yardımseverdir gibi methedici sözleri söylemek uygun olmaz. Hele bir kimsenin gözümüzle görmediğimiz, yakinen bilmediğimiz huyları hakkında çok güzeldir, iyidir gibi methedici sözleri söylememiz ise, hiç uygun olmaz. Nitekim hazret-i Ömer, bir kimsenin başka birisini övdüğünü görünce, o kimseye; - Sen övdüğün o şahısla bir yolculuk yaptın mı? diye sorar. O şahıs: - Hayır yapmadım diye cevap verince hazret-i Ömer: - Peki övdüğün o şahısla bir alışveriş veya ticari bir ortaklık yaptın mı? diye tekrar sorar. O şahıs da: - Hayır yapmadım diye cevap verir. Hazret-i Ömer: - Peki övdüğün o şahısla, sabah-akşam bir arada bulundun mu, komşuluk yaptın mı? diye sorar. O şahıs da. -Hayır böyle bir durumumuz hiç olmadı cevabını verir. Bunun üzerine hazret-i Ömer: - Vallahi sen, övdüğün o şahıs hakkında hiçbir şey bilmiyorsun. Bu halde iken nasıl olur da onun hakkında böyle övücü sözler söylersin! buyurmuşlardır. Ebü’l-Abbâs-ı Mürsî hazretleri anlatır: “Bir gece rüyâmda hazret-i Ömer’i gördüm. ‘Ey müminlerin emîri! Dünyâ sevgisinin alâmeti nedir?’ diye sual ettiğimde: ‘Kötülenme korkusu ve övülmeyi sevmektir’ cevabını verdiler. Dünyâyı sevmenin alâmeti bunlar olunca, zühdün yani dünyâyı terk etmenin alâmeti, doğru yolda bulunmakta kötülenmekten korkmamak ve övülmeyi sevmemektir.” Bir insan, başkalarını övme hastalığına yakalanmışsa, bunun sonu gelmez. Bu kimse, menfaati gereği fasık ve zalimleri de övebilir. Halbuki bunların övülmesi, çok büyük günahtır. Nitekim hadis-i şerifte: (Fasık, kötü bir kimse övüldüğü zaman, Allah gadap eder) buyurulmuştur. Hasan-ı Basri hazretleri de: “Zalim bir kimseye, uzun ömürlü olması için dua eden bir kimse, yeryüzünde Allaha isyan edilmesini seviyor demektir.” buyurmuşlardır. Övülen için de tehlikeler var! Öven kimse açısından böyle tehlikeler olduğu gibi, övülen kimse için de birçok tehlikeler vardır. Her şeyden önce, insanlar tarafından övülen kimsede, gurur, kibir ve ucub gibi hastalıklar meydana gelir. Kibir ve ucup ise, tedavisi çok zor bir hastalıktır. Peygamber efendimiz: (Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse Cennete girmeyecektir) buyurmuşlardır. Ölmek üzere yaratılan bir insanın, geçmişi, güzelliği, yakışıklılığı, gençliği, mal ve mevki sahibi olması ile övünmesi, cahilliktir. Bunlarla övünmek, olgun bir insana ve hele bir Müslümana hiç yakışmaz. Çünkü bunlar, insanın kendinde bulunan üstünlükler değildir. Vehb bin Münebbih hazretleri buyuruyor ki: “İnsanın dini için en faydalı ahlâk, dünyâya rağbet etmemesi, en kötüsü de, nefsinin arzu ve isteklerine uymasıdır. Nefse uymanın alâmeti; malı, makâmı ve herkes yanında medhedilmeyi sevmektir. Malı ve rütbeyi seven kimse, harâmlara düşer. Harâmları yapan, Allahü teâlâyı gazablandırır. Allahü teâlâyı gazablandıran kimse ise, helâk olur.”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 100141
    % 0.47
  • 5.2903
    % -0.78
  • 6.0238
    % -0.54
  • 6.9195
    % 0.02
  • 218.193
    % -1.07
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT